Yaşamak kaç ölüme gebe?
8/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:10
Çin edebiyatından okuduğum ilk kitap olduğunu belirterek başlamak istiyorum. Öncelikle kitabın dili, anlatımı çok basit bir çok yerinde aynı cümlelerin kullanılıyor olması da biraz rahatsız edici gelmesine rağmen Fugui'nin yaşamına ortak oluverdim. Çin kültür devrimi aşamalarının hikayenin kronolojik yapısını oluşturması da sayfalar arasındaki yolculuğumu daha verimli kıldı. Hikayeye gelince çok can yakıcı göz yaşlarıma direnemediğim bir çok nüans yaşadım. Ölümün karanlığında defalarca mahsur kaldım. Her insan başka bir evren, her insan başka bir kitap aslında. Fugui ile yolu kesişen gezginin böyle bir hikayeyle karşılacağını kimbilebilirdi ki? Bu "kim bilebilirdi?" Sorusunu defalarca okuyacaksınız. Incelememin başında rahatsızlığımı belirttiğim durumun spesifik örneği bu soru cümlesi. Kitabı okumadan önce kitapla ilgili incelemelere göz attım ve çoğunda aynı yargıya rastladım "adıyla bağdaşmayan bir kitap" ben bunun tam aksine kanaat getirdim. Kendim okuduktan sonra tam da adına yakışır bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yaşamanın kaç ölüme gebe olduğunu anlatıyor bize. Ben bu kitabı tek cümle ile şu şekilde özetleyebilirim: "Ne kadar çok yaşarsan o kadar çok tanırsın ölümü."
1000Kitap
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,2bin okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 12:13
İlkim Öz 'ün Erkekler Neden Evlenir? adlı kitabını okurken hem ilgi duydum hem de birçok konuda düşünme fırsatı buldum. Kitapta farklı erkeklerin evliliklerinde yaşadıkları sorunlar ve bu sorunlarla baş etme süreçleri anlatılıyor. Bu hikâyeleri okurken erkeklerin olaylara nasıl baktıklarını ve ilişkilerde neler hissettiklerini daha iyi anlamaya başladım. Kitapta yer alan karakterlerin her biri farklı problemler yaşıyor. Bazıları kıskançlıkla mücadele ederken bazıları ailelerinden kaynaklanan sorunları evliliklerine taşıyor. Karakterlerin yaşadıkları olayları okurken, insanların davranışlarının altında yatan sebepleri görmenin ne kadar önemli olduğunu düşündüm. Yazarın anlatımını oldukça sade ve anlaşılır buldum. Psikolojiyle ilgili konulara yer verilmesine rağmen kitap beni zorlamadı. Terapi görüşmeleri şeklinde ilerleyen bölümler, kitabın akıcı olmasını sağladı. Bu nedenle okurken sıkılmadım ve hikâyelerin devamını merak ettim. Kitapta en çok hoşuma giden şey, karakterlerin yargılanmadan anlatılması oldu. Her karakterin yaşadığı sorunları kendi açısından değerlendirme fırsatı buldum. Bu da olaylara daha geniş bir bakış açısıyla yaklaşmamı sağladı. Kitabın arka kapağında İlkim Öz'ün şu sözleri dikkatimi çekti: “Bu kitabı alanların ve okuyanların çoğunun kadınlar olacağından eminim. Erkekler yine kendilerinden kaçacak ama inanın yanılmak istiyorum.” Bu satırları okuduğumda gülümsedim. İlkim Hanım, bu konuda en azından benim için yanıldınız. Evet, kitabı satın alarak okumadım; ancak büyük bir keyifle okudum ve kendim için önemli dersler çıkardım. Erkeklerin ilişkilerde yaşadığı iç çatışmaları, korkuları ve hataları daha yakından görme fırsatı buldum. En kısa zamanda kitabı satın alıp kitaplığımda hak ettiği yere koyacağım. Genel olarak düşüncelerimi toplayacak olursam bu kitabı
İnceleme
Erkekler Neden Evlenir?İlkim Öz · Alfa Yayınları · 2004162 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Katilin Günlüğünden
10/10
·144 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:39
Kore edebiyatına yeni başlayan ve bu türü seven biri olarak, bu kitap favorilerim arasına girmeyi başardı. Okurken kendimi hikâyenin içinde sürükleniyormuş gibi hissettim; zamanın nasıl geçtiğini ve kaçıncı sayfada olduğumu bile fark etmedim. Kendim bile şaşırdım ama kitabı sadece iki oturuşta bitirdim. Kitabın kurgusunu ve olayların işlenişini çok beğendim. Her bölüm merak duygusunu canlı tutuyor. Özellikle finali tam bir ters köşeydi ve kitabı bitirdikten sonra bile düşündürdü. Bana göre Bir Katilin Güncesi, sürükleyici anlatımı ve merak uyandıran kurgusuyla kesinlikle okunmaya değer bir kitap. İçeriğini tam yazmak bence spoiler olurdu bu yüzden yazmadım.
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,2bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 23. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:20
Okuduğum ilk basılmış texting kitaptı ve çok hızlı okunsa da ben bunun kitap formatında olmasından çok hoşlanmadım aralarda boş olan bir sürü sayfa vardı bir de bir sürü resim vardı aralarda o resimlerde bana çok gerekli gelmedi. Kalın dursun diye boş sayfa harcanması gibi geldi. Kitabın verdiği mesaj çok hoşuma gitti ve mantıklı bir fikirdi. Arada ki geçmiş sahnelerinde ki yazım dilini sevmedim. Karakterimiz üniversite okumasına rağmen bir üniversite öğrencisi olgunluğunda konuşmuyordu. Ve karakterlerin derinliği ben pek işlemedi sadece okudum ve geçtim herhangi bir karaktere bir şey hissetmedim. Kapağına bayıldım. Kitaptan çıkan çıkartmalarda gene çok koyulmak için koyulmuş gibiydi çok bir faydası yoktu bir de düzgün kesilmediği için kağıdından çıkarana kadar canım çıktı. Bir de kitabın başında bir kaç sayfa birleşikti benim kendim ayırmam gerekti maalesef...
KullanıcıMelisa Şentürk · Ephesus Yayınları · 202639 okunma
8/10
·240 syf.··
2026 38. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 01:15
Mariana Çukuru kitabını elime alırken, beni bu kadar derinden sarsacak ve kelimelerimi kilitleyecek bir duygu fırtınasının içine düşeceğimi tahmin etmemiştim. Kitap beni daha ilk sayfalarından itibaren öyle bir yakaladı ki, bazı anlarda hıçkırarak ağlamamak için kendimi zor tuttum, boğazımda kocaman bir düğümle kalakaldım. Bu kadar yoğun bir empati kurmamın en büyük sebebi, hikayenin başlarında bir annenin oğlunu kaybettiğini sanmam oldu. Kendim de bir erkek çocuk annesi olduğum için, o hissin ağırlığı direkt göğsüme oturdu. Sonradan kaybın aslında bir kardeş kaybı olduğunu fark etsem de içimdeki o sızı hiç geçmedi. Yazarın acıyı, yası ve o derin çaresizliği tarif etme biçimi o kadar muazzam, o kadar yalın ve duruydu ki, sayfalar boyu o tarifsiz kederi karakterle birlikte birebir yaşadım. Özellikle bir sahnede, Paula'nın kardeşini hatırlatan bir tişörtte onun kokusunu aramaya çalışırken kurduğu, "Aslında bunda kokusu olmazdı, bir tişörte koku bırakamayacak kadar küçüktü" ifadesi beni adeta mahvetti. Ölümün o sarsıcı gerçekliği karşısında bir annenin, bir ablanın çaresizliğini; bir kokunun peşine düşecek kadar büyük bir tutunma çabasını bundan daha vurucu tasvir edemezdi herhalde. Kitabın adını aldığı o "Mariana Çukuru" metaforu, insanın kendi içindeki o zifiri, dipsiz karanlığı anlatmak için kelimenin tam anlamıyla kusursuz seçilmişti. Fakat bu ağır karanlığın içinde beni en çok etkileyen ve içimi ısıtan şey, Paula ile yaşlı Helmut’un yollarının kesişmesi oldu. İki farklı kuşağın, hayatları bir yerinden kırılmış iki insanın o küçücek karavan yolculuğunda birbirlerine yoldaş olmaları, adeta birbirlerinin yaralarına üfleyerek şifa olma süreçleri o kadar naif işlenmişti ki, kederin insanı yalnızlaştıran değil, aksine birleştiren evrensel gücünü hissettim. Kitapta beni
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024668 okunma
8/10
·448 syf.··
2026 35. kitabı
Sinir krizleri içerisinde yüzdüğüm ve kitabın yarısından fazlasında Trianan sövdüğüm bir kiatp olması dışında güzeld ve sürükleyiciyei ama çok sinir oldım bazıe yerlde resmen gidip ben kendim konuşmak istedim Lila annneiaine de hem sinir oldum hem hak verdim anlayacağınız her duyguyu yaşadım güzel kitaptı
Bad BishopL. J. Shen · Bloom Books · 202566 okunma