“Nâdanı terk etmeden yârânı arzularsın Hayvanı sen geçmeden insânı arzularsın
"Men arefe nefsehû fakad arefe Rabbehû” Nefsini sen bilmeden Sübhân'ı arzularsın
Sen bu evin kapusun henüz bulup açmadan İçindeki kenz-i bî-pâyânı arzularsın
Dışarı üfürmek ile yakılır mı ocak Yüzün Hakka dönmeden ihsânı arzularsın
Dağlar gibi kuşatmış benlik günâhı seni Günahını bilmeden gufrânı arzularsın
Cevizin yeşil kabını yemekle tad bulunmaz Zahir ile ey fakîh Kur'ân'ı arzularsın
Gurbetliğe düşmeden mihnete sataşmadan Kebab olup pişmeden büryânı arzularsın
Yabandasın evin yok bir yanmış ocağın yok Issız dağın başında mihmânı arzularsın
Bostanı bağı gezdim meyvesini bulmadım Sen söğüt ağacından rümmânı arzularsın
Cânını terk etmeden cânânı arzularsın Zünnârını kesmeden îmânı arzularsın
Topuğuna çıkmadan suyu deniz sanırsın Sen katreyi geçmeden ummânı arzularsın
Karıncalar gibi sen ufak ufak yürürsün
Melekler ileri seyrânı arzularsın
Yürü niyazi yürü atma okun ileri
Derd ile kul olmadan sultanı arzularsın .”
Niyazı mısr-i