Arkami döndügümde, kapinin araligindan annemi gördüm. Koridorun ucunda, bir hayalet gibi bembeyaz kesilmisti. Gözyaglari yanaklarindan süzülüyordu ama sesi çikmiyordu. Elini agzina kapatti. O an, Demir'i öldürenin ben olup olmadigimi bilmiyordum ama annemi öldürenin ben oldugumu biliyordum.
İnsan ilk buluşmalarda uzuvlarının görgüsünü, kıyafetinin zarafetini, duruşunun asaletini ve sözlerinin kararlılığını muhatabına eksiksiz bir biçimde sunabilmeliydi. Aynı zaman-
da bulutların sadeliği ve yağmurların doğallığı kadar özgün olmalıydı bu sunuş. Esasında erkekler, bir kadınla buluşmaya
giderken kılık kıyafetinden çok insanlığını düzeltmeliydi. Çünkü kadınların çoğu vahşi hayvanlardan korkarlar. Grand tuvalet
kıyafetler, yıldız kümesi gibi parlayan rugan ayakkabılar, yaşlılığı gizleyen jöleli saçlar, gönül okşayan ıtriyatlar ilk buluşmada
olumlu bir izlenim bırakarak ilişkinin başlamasında büyük bir rol oynasa da, dışı bakımlı olan bu erkeğin kişiliğinde vahşi bir
hayvan gizlenmiş olabilirdi. Sıradan insanlar görünüşle tuzağa düşürülürdü. Oysa en güzel kalpler yağlı gömleklerin altında bulunurdu. Dış görünüş bir ilişkiyi başlatmaya yetebilirdi, fakat devam ettirebilmek için hassas bir ruh ve incelikle bezenmiş bir kalp gerekirdi ve o, ne yazık ki ilk bakışta bilinemezdi.
Bizi en çok yaralayan şey, yaşanması mümkün iken geç kalınmışlıktan ötürü yaşanamamış bir aşkı, vuslat ihtimali tamamen ortadan kalkmış ve imkânsıza dönüşmüş olmasına rağmen, nereye gidersek gidelim hep bizimle gelen bir vicdan azabı gibi istemsizce geleceğe taşımamız imiş.