Puan vermedi·32 syf.··
2026 71. kitabı
Merhabalar değerli kitapseverler, bugün sizlere Başak Çalışkan Kabiloğlu’nun kaleminden çıkan Özgür’ün Salıncağı adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Özgür, bir sabah köyde uyanıyor ve kızarmış ekmeğin nefis kokusu eşliğinde anneannesiyle güzel bir kahvaltı yapıyor. Bu sırada Özgür’ün köpeği Kartof, pencerenin önünde yalandığı için ona da bir parça tereyağlı ekmek veriyorlar. Kahvaltıdan sonra sürprizlerle dolu olan anneanne, torunu Özgür ile ormana gitmek için depodan kırmızı bisikleti çıkarıyor. Özgür, Kartof’un da gelmesi için anneannesinden izin isteyeceği sırada Kartof çoktan yola koyuluyor. Yola koyuldukları sırada anneanne tekrar depoya gidiyor ve elinde bir sepetle geri dönüyor. Dere kenarına geldiklerinde anneanne, bisikletin arkasındaki sepetin içinden bir ip ve tahta çıkarıp Özgür’e, “Bunlarla sana salıncak yapacağım,” diyor. Salıncak yapılacağını duyan Özgür sevinçten yerinde duramıyor. Anneanne ve torun, salıncak yapmak için uygun bir ağaç arayışına giriyorlar. Ancak erik, kestane, çınar gibi çeşitli ağaçlar salıncak yapılması için izin vermiyor. Sonra neler mi oldu? Sonrası kitapta. Anneanne ve Özgür salıncak yapmak için uygun bir ağaç bulabilecekler mi? Bu sorunun cevabı ise kitabın içinde saklı. Kitapta yazarımız; hayal gücü, sabır, çevreye duyarlılık, emek ve doğayla dost olmak gibi birçok değerli temayı ele almış. Haydi minikler, sizleri bu tatlı kitabı okumaya davet ediyorum. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Özgür'ün SalıncağıBaşak Çalışkan Kabiloğlu · Bilim ve Sanat Yayınları · 20241 okunma
“Maziden kalan okumalardan…”
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
ANTİK YUNAN KADIN KIYAFETLERİ J. MOYR SMITH .... 1882 yılında J. Moyr Smith tarafından "Antik Yunan Kadın Kıyafeterİ" basit bir dille yazılmış. Antikçağ'a alaka duyan, Yunan kadın kıyafetleri konusunda derli toplu bir kaynak okumak isteyen herkese tavsiyemdir. Biraz uzun bir yazı oldu, enteresan bilgilerdi yazmadan edemedim. Naçizane okumanızı öneririm. Kitaptan alıntılar: ✓ Homeros döneminde Yunan ırkı için genel bir tanımlama yoktur,..... Yunanlıları tanımlamak istediği zaman, ya en önemli kabilenin adını ya da İlyada'nın ilk dizelerinde olduğu gibi Akhalar kelimesini kullanmaktadır. ✓Spartalı kadınlar bütün komşu bölgelerine kıyasla çok daha farklı bir giyim tarzına sahipdiler: burada bakire kızlar yüzleri açık gezerken evli kadınlar bir duvak ile yüzlerini örterlerdi. Bu uygulamadaki temel amaç bakire kızların kendileri için bir eş bulmaları, evli kadınların ise zaten var olan eşlerini ellerinde tutmaları olarak açıklanabilir. ✓ Spartalı kızlar çok kısa kıyafetler giyerek ya da çıplak olarak koşu, güreş, disk fırlatma ve ok atma gibi birçok spor dalında faaliyet gösterme özgürlüğüne sahiplerdi bu da vücutlarını daha dayanıklı ve güçlü bir hale getiriyordu. ✓ Bununla birlikte çıplaklık Spartalı kızları sadeliğe alıştırıyor, güçlü bir bedene sahip olmaları için teşvik ediyor;.... ✓Yunanistan'ın oldukça sıcak bir iklime sahip olması sebebiyle ve aynı zamanda Yunanlıların iyi bir zevke sahip olmaları sayesinde, vücuda yapışan çok dar kıyafetler kadınlarınca tercih edilmezdi.... Hem Yunanistan'da hem de başka yerlerde kadın kıyafetlerindeki sadelik zarafetin simgesiydi. Erken dönemlerde hem erkek hem de kadın kıyafetlerinin etkileyiciliği onların zengin süslemelerine bağlıydı;.... ✓ Yunan kadınlarının giydiği başlıca iki tip kıyafet vardır. Bunlardan ilki çıplak beden
Tarih
Antik Yunan Kadın KıyafetleriJ. Moyr Smith · Töz Yayınları · 202010 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·260 syf.··
2022 82. kitabı
Jean-Paul Sartre’ın 1938’de yayımlanan Bulantı romanı, 20. yüzyıl edebiyatının ve felsefesinin en önemli eserlerinden biridir. Varoluşçuluğun (existentialism) en çarpıcı ve etkili manifestolarından sayılır. Roman, felsefi bir tez gibi okunurken aynı zamanda güçlü bir edebi eser olarak da ayakta durur. Roman, Antoine Roquentin adlı bir tarih araştırmacısının Bouville (kurgusal bir liman kenti) günlüğü şeklinde ilerler. Roquentin, bir adamın biyografisini yazmak için arşivlerde çalışırken yavaş yavaş bir “bulantı” hissine kapılır. Bu bulantı, fiziksel bir mide rahatsızlığı değil, varoluşun kendisinin yarattığı ontolojik bir rahatsızlıktır. Sartre, Roquentin’in gözünden nesnelerin, insanların ve kendi bedeninin “fazlalık” (de trop) olduğunu, hiçbir zorunlu neden olmadan var olduklarını gösterir. Her şeyin tesadüfi, saçma ve anlamsız olduğu duygusu doruğa çıkar. En ünlü sahnelerden biri, Roquentin’in parkta bir kestane ağacının köküne baktığı andır; burada varoluşun çıplak, yapışkan, iğrenç gerçekliğiyle yüzleşir. Ana Temalar Varoluşun Saçmalığı (Absurdite): Nesneler ve dünya, insan bilincine yabancıdır. Anlam, bizden gelmez; biz onu dayatmaya çalışırız ama başarısız oluruz. Bu tema Albert Camus’nün Yabancı ve Sisifos Söyleni ile paralellik gösterir, ancak Sartre’da daha fenomenolojik ve içseldir. Özgürlük ve Sorumluluk: Roman, Sartre’ın ünlü “varoluş özden önce gelir” (existence precedes essence) tezinin edebi halidir. İnsan, herhangi bir tanrısal veya metafizik temele dayanmadan özgürdür; bu özgürlük aynı zamanda ezici bir yük getirir. Kötü Niyet (Mauvaise Foi): Roquentin, çevresindeki insanların (garson, Self-Taught Man, sevgilisi Anny) rollerine sığınarak varoluşun boşluğundan kaçtıklarını gözlemler. Kendisi de bu tuzağa düşmemeye çalışır. Zaman ve
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128,1bin okunma
9/10
·98 syf.·
Beğendi
·
2026 47. kitabı
Yazar Hermann Hesse ile öyle bir yolculuğa çıktım ki hayran kaldım. Onunla yalnızca doğanın büyüleyici ve sonsuz dünyasında dolaşmadım. Ağaçlar kitabı, yeşil dünyayı betimlemekten öte; insanın ruhunu, hatıralarını ve duygularını doğa üzerinden anlatan bir içsel güncedir. Ormanın derin patikalarında, ağaçların gövdelerinde ve yaprakların salınımında yazarın dünyasına ait izleri takip ederken kendimi bir anda içsel bir yolculukta buldum. Her bölümde bir ağaç bir karaktere dönüşüyor: huş inceliğiyle zarafeti, meşe direnciyle mücadeleyi, kestane gölgesiyle hatıraları taşıyor. Yaprakların dökülüşü kabullenişi, kırık dallar hayal kırıklığını, baharın gelişi yeniden doğuşu simgeliyor. Yalnızlık, özlem, sitem, veda... Hepsi doğanın diliyle aktarılıyor. Hesse’nin tasvirleri ressamın gözüyle çizilmiş, şairin kalbiyle yazılmıştır. Ağaçlar, doğanın ve insanın birbirine ayna olduğunu hatırlatan; kısa ama derin bir yolculuktu benim için.
AğaçlarHermann Hesse · Kolektif Kitap · 20195,1bin okunma
İHTİLAL 4 ZEFİR YORUMUM
10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 20:29
Selamlarrr, yine ben seriye kaldığımız yerden devam ediyorum ve bu kitap… gerçekten İhtilal evrenindeki en sevdiğim kitabım oldu diyebilirim. Özellikle aile bağlarının, gururun, iş dünyasının ve diğer karakterlerin düşüncelerinin bu kadar güçlü işlenmesi beni çok etkiledi. Bazı sahneler o kadar iyi hissettirilmişti ki benim için serinin önceki üç kitabını geride bıraktı. Başta her şey o kadar güzel ve akıcıydı ki; Gurur ve Zeliha’nın anları, Kahraman amca ile olan sahneler… hem güldürdü hem de duygulandırdı. En sevdiğim detaylardan biri yan karakterlerin daha fazla işlenmesiydi. Çünkü önceki kitaplarda bazı şeylerin biraz geride kaldığını düşünüyordum. Özellikle üç kitap boyunca aklımda olan “Kestane nerede, ne yapıyor?” sorusunun sonunda cevap bulması ve Gurur’un Kestane, Lion ve Pars’ın yanına katılması gerçekten çok hoşuma gitti. Ama sonra olaylar bir anda öyle bir patladı ki… Zeliha’nın bıçaklanması, hastane süreci ve Gurur’un kendini tamamen kaybetmesi gerçekten çok ağırdı. Özellikle Gurur’un o delirme hali, sadece Zelihayı düşünmesi beni mahvetti Üstüne hamilelik ve o zor seçim… o kısımlar cidden çok etkileyiciydi. Gurur’un iş dünyasındaki çatışmaları, Zelihanın gördüğü rüyalar ve onun için yeni bir ev hazırlamaya çalışması… özellikle Zelihanın hayaline göre evi şekillendirmesi ve herkesin ona destek olması benim için çok düşünceli ve anlamlı bir detaydı. Bir yandan da onu korumak için verdiği çaba gerçekten çok güzeldi. Girdap ve Mehtap sahneleri kesinlikle çok iyiydi ama Adnan ve Çolpan sahnelerini biraz daha fazla okumak isterdim. Çünkü en çok görmek istediğim çiftlerden biri onlar. Aynı şekilde Cenan ve Basri arasındaki dinamik de çok keyifliydi. Hakan, Basri, Cenan… hepsini daha fazla okumak istiyorum. Yener bazı noktalarda beni inanılmaz sinirlendirdi ama
Duygu ve Düşünce
İhtilal 4 - ZefirBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 2026127 okunma
bedel ödeyen türk kelebekleri..
Puan vermedi·255 syf.··
2026 194. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 20:54
1914 yılında I. dünya savaşına dahil olan osmanlı devleti dört yıl sonra, 30 ekim 1918de, mondros ateşkes antlaşması ile farklı cephelerde aynı anda verdiği savaşı sonlandırır.. bu antlaşmadan iki hafta sonra, 13kasım 1918de, işgal kuvvetleri donanmaları istanbulun önemli stratejik ve askeri yerlerini kontrol altına almak üzere istanbula gelirler.. osmanlı devletinin I. dünya savaşına dahil olmasından beri kargaşanın, kaosun eksik olmadığı istanbulda artık kargaşa, kaos en üst seviyededir.. istanbulda hayat pahalılığı had safhaya ulaşmış, şehirde yaşayan bazı ermeniler, rumlar, yerli işbirlikçiler istanbul halkına her anlamda zulüm çektirmek için birbiriyle yarışır hale gelmiş, şehirde ikamet eden kadınların canı, namusu daha bir tehlikeye girmiş, işgal kuvvetlerinin şehirdeki varlığı asayişi sağlamak bir kenarda dursun işgal kuvvetlerinin şehir halkına yaptıkları asayişsizliği körüklemiştir.. işte genel olarak bu şartlar altında olan işgal istanbulunda bir polis vardır.. bu polis mehmet cemil efendiden başkası değildir.. kendisi, mehmet cemil efendi, biraz da babasının hatırı gözetilerek kayırılmış, bu şekilde polis olmuştur.. şöyle ki; makedonyanın manastır bölgesi türklerinden olan ve muhtemelen 19. yüzyılın sonlarında istanbula gelen lütfiye hanım, tahir efendinin çocuğu olarak dünyaya gelen mehmet cemil, ortaokulu bitirdikten sonra imalatı harbiye usta mektebine yazılır, iki yıl üst üste son sınıfta kalınca okuldan kaydı silinir.. yukarıda da kısaca anlattığım gibi o dönemin istanbulunda ekonomik olarak ayakta kalmak için geçer akçe devlet memuru olmaktır.. zira sırtını işgalcilere yaslayan mutlu azınlığın olduğu şehirde alnının akıyla ticaret yapmak ve para kazanmak çok çok zordur.. kaldı ki o dönemin istanbulunda yaşayanı bunu göze alsa bile ticarete
Şeytan Adası'nda Bir TürkCemil Eryürek · Ötüken Neşriyat · 202123 okunma