Nefretimin Yirmi Sebebi -5
... Hayır seni asla bunların hepsi telefat dünya gözüyle Bir kez bile görmek istemiyorum acıdım ömrümce Neler vermezdim seni görmek için gibisinden cümle kuranların haline Uğruna dağları delmem ummana dalmam atmam ateşe naçiz bedenimi Kovalamam peşini davet etse bile eteklerin Hepsi yerin dibine geçsin daüssıla malihulya nostalgia Sen nasılsa olsa tıpkı hep olduğu gibi defalarca Görüneceksin ahret gözüme ... John Maynard Keynes
Şiir
“Akşam Haberleri”
Allah'ım hiç iyi değilim Papatyalar istiyorum, narkozlar, ucu açık yaralar Gece yarısı çağrıları, erken finaller, dramalar Reklam panoları, kuşkular ve son model travmalar Samimiyetten dem vuruyorlar, korkuyorum Dem diyorum, söylüyorum, Bağdat düşüyor! Serbest piyasa, Filistin atkısı, çiçekten devrimler Neo-con'lar, yüksek topuklar, devasa sızılar Bilmeni isterim göklerden düşüyorum, yağmur değilim, üzgünüm. Ömrüm sessiz, kızlar da geçiyordur şimdi gözlerimden, haklısın Bu bir riskse giriyorum evet, paraşütler de gökkuşağına dahildir! Allah'ım hiç iyi değilim Kirli sakallar, imajlar, simit yememekte ısrarlı martılar İllegal gözyaşları, halk seansları, bohem sancılar Haydi, meydanlara koşalım bu da bi devrim! Bombalar istiyorum, serbest ekonomiler, makyajlı örtüler Post'u makbul ideolojiler, fiyakalı acılar, neo-mümineler, çikolatalı pastalar Seni gördüğüme memnun oldum'lar bir de unutmadan, Bir Zülfikar bekliyorum, bir Marlon Brando ya da bir irtifak! Allah'ım hiç iyi değilim Bağdat düşüyor, sen gülüyorsun, bahar geliyor Annemin duaları estetik sınavından geçtiğimizi söylüyor Liberal kumbaralar, derin kuyular, gıcırtısız kapılar Bırakıyoruz yapıyorlar zaten bırakınca geçiyorlar
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
KEYNESYEN PARADİGMA ve UZLAŞI...
BİRİNCİ PERDE: Keynesyen Uzlaşı ve "Sıkıcı" Güvenlik (1945–1970) Bu hikâyenin köklerini anlamak için, II. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasına dönmemiz gerekir. Dünya, faşizmin yıkımı ve komünizmin yükselişi arasında sıkışmışken, Batı kapitalizmi kendi varlığını sürdürebilmek için tarihî bir uzlaşıya gitmek zorunda kalmıştır. Sermayenin sınırsız hürriyeti (Liberalis) ile halkın talepleri (Demokratos) arasında, sistemin patlamasını önleyecek bir emniyet sübabı geliştirildi. Bu düzenin mimarı John Maynard Keynes'tir. Keynesyen paradigma, finansal sermaye ile reel ekonomi arasındaki gerilimi "borç" üzerinden değil, "yeniden bölüşüm" üzerinden çözmeyi önermiştir. Devlet, piyasaya müdahale ederek tam istihdamı sağlamış, sendikal hakları tanımış ve refahı tabana yaymıştır. Bu, sermayenin kârından bir miktar feragat ederek güvenliğini satın aldığı bir "sus payı" düzeniydi. Hem ABD’deki "New Deal" hem de Avrupa’daki "Ren Kapitalizmi", bu uzlaşının ürünleridir. İdeolojik kamplar farklı görünse de yöntem benzerdir; hatta Sovyetler Birliği bile, yeniden bölüşümü eksik bırakan "devlet kapitalisti" bir Keynesyen model olarak okunabilir. **Ancak bu güvenlik arayışının bir bedeli vardı: Ruhun çoraklaşması. Bu dönemde (1945-1970), ideal insan tipi, maceradan uzak, risk almayan, sabah 9 akşam 5 çalışan "uyumlu vatandaş"tır. İster ABD’nin banliyölerinde yaşayan orta sınıf olsun, ister Avrupa’nın sosyal demokrat işçileri, hatta Sovyetler’in yoldaşları... Hepsi, konformist, itaatkâr ve sistemle çatışmayan bireyler olmaya zorlanmıştır. Bu sistem, bireyi "itaatkâr ve tüketici bir yurttaş" kalıbına dökmüştür. İnsanın enerjisi, mesai saatleri ve taksit ödemeleri arasına sıkıştırılmıştır. Felsefi anlamda "kendini gerçekleştirme" (pozitif özgürlük) rafa kaldırılmış, yerine "devletin karışmadığı
Neoliberalizm
Uzun vadeli yatırım...
Uzun vadede hepimiz öleceğiz John Maynard Keynes
Hayata Dair
Serbest Piyasa, Liberalizm, Adam, Keynes falan filan
Haber: 135-190 TL fiyat aralığında satılan 19 litrelik damacana suyun maliyetinin 3 TL olduğu ortaya çıktı. (Patronlar Dünyası)
”Her şey çok güzel olacak masalı yerine, kötü şeyler de olacak ama yanında olacağım samimiyetini seviyorum.” _John Maynard Keynes
Alıntı