Görünməzliyin gətirdiyi azadlıq, yoxsa ruhun böyük zindanı?
"Görünməz olmaq mənə böyük bir güc verəcəkdi, elə zənn edirdim. Amma ağlıma gəlməmişdi ki, insan təkbaşına və görünməz olanda əslində dünyanın ən köməksiz, ən aciz varlığına çevrilir. Mən hər kəsin içində idim, amma həm də heç yerdə yox idim..."
www.altunkitab.az·Kitabı okudu
- Anneannee! Benim, ben. Deli kızın geldi. Benim can kuşum. Kanatlanıp uçtun, gittin ya! Ben kimin koynuna saklanacağım şimdi? Kime anlatacağım her şeyimi? Nasıl da kızardın bana! Ama kızmazdın aslında. Aynen böyle, devam et derdin, gizliden biliyorum. Bunu hep hissettim. Bu dünyada en çok sevdiğim, en değer verdiğimdin. Seni çok özlicem anneannee yaa. (Derken gözyaşlarına boğulup iç çeke çeke ağlamaya başlamıştı.) Gelen bu kız çocuğu? Biriyle konuşuyodum demin. Yoksa çok önce miydi? Bilemedim şimdi. Ama "Deli kız" bu. Canım torunum, şimdi tanıdım. Aynen söylediğin gibi kızım. Sana o dünyalık kızarken, içimden senin yaptıklarını yapamadığım için kıskanıyordum belki de. Senin anlattığın heyecanları, aşkları, yaramazlıkları yapamadığım içinmiş ki sana yürekten kızamadım hiç. Sen de anlamışsın. Zeki kızsın. Deliliğin de burdan geliyor zaten. Ne diyordum? Unuttum bak. Toparlayamıyorum artık düşüncelerimi. Sanki her kelime, birbirinden uzak köşelere dağılmışlar, onları toparlarken ne söylemek istediğimi unutuyorum artık.
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Reklam
Ne kadar çok anı biriktirmişiz… insan konuştukça, sohbet ettikçe anımsıyor. Demek ki sohbet etmesek unutup gideceğiz.
Anne ben geldim. Oğlun geldi. (Babasından birkaç saat sonra) Affet beni anne. Seni sık sık arayamadım, hatırını soramadım. Sık sık gelemedim. Ama hep aklımdaydın inan. İyi, sağlıklı olman için hep dua ettim. Canım annem! Nasıl da pişmanım inan! Keşke, son bir kez daha görüp, sana sıkı sıkı sarılıp, elini ayağını õpebilseydim. Dizlerini toprağa dayamış, gözlerinden yaşlar süzülüyordu. -Kim ki bu? Kanayan vicdandan dökülen bu sözcükler kimin? Oğlun, dedi. Benim oğlum mu vardı. Haaa, evet! Nasıl unuttum hayret. Evlendiği günden sonra, annesiyle karısı arasında sıkışıp kalan, oda babası gibi kendi konforunun peşinden başka şehire tayinini isteyip giden oğlum. Senin peşinden ne çok yoruldum. Seni düşünerek, merak ederek geçirdiğim geceleri düşünüyorum da şimdi. Ne kadar aptalmışım! Yoo, benimle ya da babanla yeterince ilgilenmediğin için düşünmüyorum bunları. Ne olacaksa olacaktı, ben ne yapabilirdim ki! Değiştiremeyeceğim şeyler için kendimi hırpalayıp, sana bir kader çizebilme beyhudeliğim için aptal diyorum kendime. Ben anneydim. Seni yuvadan uçurduğumda, okulunu bitirip işe girmenden sonra sanki benimmişsin, sahip olduğum bir eşyaymışsın gibi ordan oraya koyma arzumdan dolayı aptalmışım, çocuklarını doğurdu diye, ölene kadar onları kendi kuklaları gibi gören çoğu kadın gibi. Görememişim. Evet hayata seni ben getirdim ama yaşamın seni benden alacağı gerçeğine direnmişim. Kendimi, senin Tanrı'n sanmışım. -Var git oğul. Sen de benim gibi, eşinin çocuklarının kölesi, tedarikçisi olarak ömrünü tüket. Keşke bilebilseydin ölmeden! Ben de bilemedim. Zararı yok. Umarım, nefes alırken yaşarsın. Sahi hatırlayamadım şimdi, senin çocukların var mıydı?
Sayfa 87·Kitabı okuyor
"Anla beni,sana âşık olduğum gunden beri benim için herşey değişti.Benim için tek bir şey var,senin aşkın.Eğer bu aşk benim ise kendimi öyle yükseklerde, öyle sağlam hissederim ki, hiçbir şey benim için aşağılayıcı olamaz."
Sayfa 415·Kitabı okuyor
واَحْسنوا، أنّ اللّٰه يحبّ المحسنين. Bütün amellerinizde, Allah'ı görüyormuşsunuz gibi hareket edin ki, Allah sizi sevsin ve kendisine yakın olan dostları arasına sizi de katsın. (Bakara 195)
Sayfa 227 - Ensar vakfı yayınları (kitap)
1000Kitap
Reklam
Reklam