9/10
·151 syf.··
2026 5. kitabı
·
248 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 11:20
Ercan Kesal Hekimlik Sanatları kitabında kendi yaşam öyküsünün hekimlik ile ilgili kısımlarını okurla paylaşmış. Tabii polymat kişiliği gereği hocaları ve örnek aldığı hekimler kadar Tarkovski, Kieslowski, Levi Strauss dan da hekimliğe hayata ve hastaya hastalığa dair anekdotlar ile kendi mesleğinin depntolojisini ve felsefesini kendi bakış açısından yansıtıyor. Her hekim okumalı, sağlığa ve sanata ilgi duyan insanlar okumalı, belki de herkes okumalı.
Hekimlik SanatlarıErcan Kesal · İletişim Yayınları · 2023117 okunma
6/10
·293 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 00:00
İlksöz: Herkesin yası kendine. Bu kitap hakkında ipucu vermeden nasıl yazacağım ki, gerçi artık herkes konuyu biliyor. Shakespeare'in, eşi Agnes'la tanışması ve çocuğunu kaybediş hikâyesi. Ama romanın kahramanı William değil Agnes. Bütün hikâye onun çevresinde büyüyor, gelişiyor. Doğal olarak kitap bir Agnesseverler kitlesi yaratıyor. Üstüne filmde de çok iyi oyunculuk gelince ... popülerlik, sen nelere kâdirsin... Önce kitaptan bahsedeyim sonra filme geçerim. Kitap Agnes'ın hikâyesi dediğim gibi. Sonra da kayıpla başlayan yas süreci. Ama kitabın girişinde tercih edilen bir yaşananlar bir Agnes'ı tanıtma şeklinde süren paralel aktarım bende pek iyi izlenim bırakmadı. Çünkü olayın sonucunu merakla beklerken aralardaki uzun Agnes tanıtma bölümleri okuyucuyu hem olaydan soğutuyor hem de olayın sonucunu merak ettiğimizden Agnes bilgilerine yoğunlaşılamıyor. Aslında her ne kadar yas süreci üzerinde dursam da yazar bunu öne çıkarma eğiliminde değil sanki. Çünkü Agnes'ı tanımaya adanan o uzun ilk bölüm ve sonrasında yaşananların aktarımındaki tarz bende böyle bir izlenim bıraktı. O uzun ilk bölümün ardından kaybın etkisi azalmış gibiydi. Filme gelirsek, kitap ne kadar uzun bölümlere sahipse film de o kadar çok kopukluklara sahip. Madem kitapta olmayan o son 15 dakikayı ekleyebildiniz keşke bu geçişler için de toplamda bir 10 dakika yeterdi, böylece konu geçişlerindeki o kopukluklar kaybolurdu. Kitaba dönersek pek fazla beğendiğim söylenemez, gerekçelerini yazdım. Şöyle düşünün Agnes'ın kocası sıradan biri olsaydı kitap bu kadar popüler olur muydu. Diyeceksiniz ki zaten önemli olan o, e ben de aynı şeyi söylüyorum işte. Konuyu bilmiyordum, öğrendiğime sevindim ama bu kitabı mükemmel yapmıyor. Filmi daha çok sevdim ki bunda Agnes rolündeki kadın oyuncu Jessie Buckley'in
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kelimeler üzerine
Puan vermedi
Merhaba, Bir doktor, bir sanatçı ve bir yazar olan Ercan Kesal'ın kitabı "Velhasıl"ı okurken sanki pek sevdiğim bir büyüğümle muhabbet ediyor gibi hissettim. O kadar içten, o kadar bendendi ki... Kitap içeriğine yönelik yazılacak belki çok şey vardır ama ben kelimeler hakkında yazmak istedim. Aralara altını çizdiğim yerleri serpiştirmeyi de unutmadan... Kelime, 'kelam'dan gelir. Söz demektir aslında. İncil'i merak edip okudunuz mu hiç? Gerçi inandığımız kitapları okuma konusunda sınıfta kalmış bir toplumuz, inanmadığımızı mı okuyacağız? Yine de okuyanlar bilir; Yuhanna İncil'i şu sözle başlar: Başlangıçta 'söz' vardı, 'söz' Tanrı ile birlikteydi ve 'söz' Tanrı idi. İşte kelimenin önemi tam da bu noktada çok net bir şekilde ortaya konulmuş aslında. Kelimeler, yeri gelir yaranın kendisidir, yeri gelir merhemi... Yeri gelir Kabe yıkar, yeri gelir insanlığı kurtarır... Yeri gelir zehirdir, yeri gelir şifa... Kesal kitabında şöyle der; kelimeler mazlumların yaralarını serinleten merhemlere benzer. İnsanın sesi mi çok çıkmalı, sözü mü? İnsan sözünü yükseltmeli lakin bunun için önce insan kendini bilmeli. Kendini anlamalı. Başından geçenlerin, yaptıklarının, yapamadıklarının, yapabileceği halde yapmadıklarının analizini yapmalı. İnsan sözünü yükseltebilmek için dönüp kendine ve böylece Tanrı'nın yansımasına bakmalı. Acıyı da tatlıyı da hakkını vererek yaşamalı insan, sözünü yükseltebilmek için. Pişmek ve nihayetinde yanmak için acıyı bal eyleyecek sözler yaratmalı. İşte bu noktada edebiyat ile bağ kurmalı. Öykü, roman, şiir... İnsanlığın ortak değerlerini ve sözlerini içinde barındıran bu hazinelerden mahrum etmemeli kendini. Acıyı bal eylemek, ruhunu iyileştirmek için başka acıları 'bilmeli', başka ruhları 'tanımalı'... Kesal, yazmak isteyenler için Kieslowski'nin
VelhasılErcan Kesal · İletişim Yayınları · 2019524 okunma
Ayrılmak Zamanı
10/10
·384 syf.··
2026 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 03:07
Hayat hep bağ kurmak ve ayrılmak üzerinde kuruludur diyor Tuba Karacan Başlamak sonlandırmak ve tekrar başlamak. Adeta bir sarmal gibi… Her insanın hayatında mutlaka yaşadığı ayrılıklar vardır, örneğin; sevgiliden ayrılma, doğumla beraber anne rahminden, o güvenli yerden ayrılma, bir çocuğun mezun olduğu okuldan ayrılması, bir şehirden ayrılıp başka bir şehre, doğduğumuz o evden ayrılıp yeni bir eve taşınma, ölüm ile gelen ayrılıklar… Bu kitabı okuyanlar sadece biten sevgili ilişkisini okumayacak, aynı zamanda biten ilişkilerin yada başlayan ilişkilerin, bugün olan her kopuşun yada bütünleşmenin temellerinin atılan yegane yerin doğduğu ev olduğunu ve atılan o temellerin kırılganlığının yada gücünün de etkisinin aslında oradan geldiğini fark edecek. Bu kitabı okuyanların yine fark edeceği başka bir konu; bulunduğumuz yeri terk etme cesaretini gösteremezsek yeni bir başlangıcın olmayacağını, hayata dair güçlenmenin yegane şeyin acı da olsa yaşanan ayrılıkların acısını tatmak zorunluluğunu, bazen tamamlanmak için eksilmemizin gerekli olduğunu fark etmemizi, hayatımızda yeni yollara çıkmak için ayrılıkların olmazsa olmazın gerçekleriyle yüzleşerek. 25. Sayfada: “Ebeveynleriyle kurduğu ilişkide en alacaklı hissedenimiz en kusursuz ilişkiyi arayacaktır.” diyor. Yani sevilmesi, kabul görmesi, onaylanması gereken yerde sevilmemiş, kabul görmemiş ve onaylanmamışsa insan ruhunda bitimsiz bir boşluk ve yoksunlukla hep kusursuzluğun peşinden koşacaktır diyor Tuba Karacan Ama ne nafile ki kusursuzluk diye bir şey yok bunu fark etmek var. Kitap imkansız aşklara dair, veda etmeden sessiz sedasız biten ilişkilere, dijital ayrılıklara, aniden ortadan kaybolan sevgililere, kavuşmadan ayrılan ilişkilere, ideal partner arayan kişilerin aslında öyle birinin olmadığının gerçekliğiyle
Ayrılmak ZamanıTuba Karacan · Everest Yayınları · 202541 okunma
10/10
·269 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 00:00
"Suskunlar," İhsan Oktay Anar okumadıysanız başlamak için harika bir durak olabilir; ama baştan söyleyeyim, yazarın diline alışmak biraz dikkat istiyor. O eski, nostaljik kelimeleri bolca kullanıyor, sanki direkt 17. yüzyıl İstanbul'undan fırlamış gibi hissediyorsunuz. Ama bu dil, romanın o eşsiz Osmanlı/Mevlevi atmosferini yaratıyor zaten! Peki kitap ne anlatıyor? Hikaye, Osmanlı İstanbul'unda geçiyor ve ana eksende musikiye duyulan aşk var.Gerçeküstü olaylar, hayaletler, kahinler... Roman, temel olarak iyi (Eflatun, Davut, Batın) ile kötü (Şeytanın simgesi Tağut, Cüce Efendi) arasındaki ezeli mücadeleyi işliyor. Ayrıca Tevrat'ın yaratılış hikayesi gibi kutsal metinlerin üslubuna göndermeler içerir. Davut ile Tağut'un mücadelesi, Hz. Davut ile Calut'un hikayesini anımsatıyor biraz. Benim en beğendiğim noktalar: -Muazzam Kurgu Bağlantıları. Başta birbirinden alakasız görünen (bir bekçinin gördüğü hayalet, bir müzisyenin aşkı, bir cücenin intikamı gibi) onlarca küçük hikaye var. Ama yazar, kitabın sonunda bu ipleri öyle ustaca bağlıyor ki, "Vay be!" diyorsunuz. Bunu diğer kitaplarında da görüyoruz. Tam bir puzzle (yapboz) çözme hissi veriyor. Benim en beğendiğim nokta olabilir. -Mizah ve İroni: O ağır, akademik dilin arasında Anar, birdenbire öyle komik, öyle iğneleyici pasajlar sıkıştırıyor ki...Ciddi konuları bu mizahi süzgeçten geçirmesi, okumayı çok daha keyifli hale getiriyor. Özetle: "Suskunlar," biraz sabır ve dikkat isteyen, ama karşılığında size eşsiz bir dil ziyafeti, harika bir kurgu deneyimi ve müzikle yoğrulmuş derin bir felsefi yolculuk sunan, kesinlikle okumaya değer bir eserdir. Bitirdiğinizde, belki de siz de tıpkı Eflatun gibi, gerçeği görüp "susmak" isteyeceksiniz. İyi okumalar :)
1000Kitap
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
9/10
·224 syf.··
2025 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 01:51
Cebimdeki ekmek kırıntıları söyleşisinin devamı olan ve bence daha kapsamlı ve doyurucu bir başka söyleşi kitabı. Ercan Kesal hakkında yeni bilgilerde mevcut. Mesela Urladam... Eğer kayıtların metne dökülmesi sırasında eklemeler düzenlemeler çok yapılmamış ise Yenal Bilgici gayet başarılı bir söyleşi hazırlığı yapıp, dolu dolu gelmiş. Aşkından zaten kendisi de dolu bir insan ama çok iyi sorular Ercan Kesal'a zaten hayran bir insanım. Hayata bakışı, yaşamla olan derdi beni hep etkilemiştir. Söylediklerinin çoğu bende karşılık bulan şeyler. Ancak bir konu dikkatimi çekti. Bir çok yerde iktidar olmamak, mütevazi olmak üzerine epey şey söylüyor. Hatta Kieslowski örneği ile bunu pekiştiriyor. Ancak bir çok yerde de yaptıklarının nasıl ödül aldığını, nasıl beğenildiğini sık sık tekrarlıyor. Bu bana içsel bir çelişki gibi geldi. Karşılaşıp kendisine bunu sorasım geldi. Urladam'a yolum düşerse sormak isterim. Dip not: Ercan Kesal'dan okunacak yazar bilgisi alındı. Refik Halid. Daha dip not: Bir de bir kısa haber bilgisi var. Birinin annesinin ölümü ile ilgili anısı. O yanlış verilmiş. O öykü benzer ama öyle değil. En dip not: Urladam'dan bir imzalı kitap bekliyorum. Mesaj gideceği yere gitti. Iyi okumalar dilerim
İsim Şehir Film RomanErcan Kesal · Kronik Kitap · 2024159 okunma