Yönsüz turlayan insanlar, soğuk metal uğultuları, havada hoyrat bir şey uçuşuyor... Kieslowski'yi seyreden var mıdır içlerinde? Bergman'ı? Leylâ Erbili kaç kişi okumuştur, Thomas Bernhard'ı? Dünyada olup bitenlerin, kirli savaşların, kopan fırtınaların kaç kişi farkında? Şehrin atmosferi umurunda mı şu turlayanların?
Sayfa 66 - Sia Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Özgür olmadığımızı düşünüyorum.Hep bir çeşit özgürlük için mücadele ediyoruz fakat en çok da dışsal özgürlüğün peşindeyiz; tutkularımızın ve fizyolojimizin esiriyiz. Tıpkı bin yıl önce olduğu gibi. Dünya kadar eski bir deyişe göre, özgürlük insanın içindedir. Çok doğru.
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Amaç içimizde yatanı yakalamak, ama bunun filmini çekmenin imkanı yok. Buna sadece yaklaşabiliriz. Edebiyat için bu çok uygun bir konu. Belki de, dünyadaki tek konu. Büyük edebiyat eserleri ona yaklaşmakla kalmayıp onu tanımlamaya da çalışıyor. İçimizdekini tanımlamayı başarmış birkaç yüz kitap vardır. Camus böyle kitaplar yazmıştı. Dostoyevski de. Shakespeare bu konuda oyunlar yazmıştı. Yunanlı tiyatro yazarları, Faulkner, Kafka… Edebiyat bunu başarabiliyor ama sinema başaramıyor. Başaramıyor çünkü gerekli araçlara sahip değil. Yeterince zeki değil. Bununla birlikte yeterince muğlak da değil. Öte taraftan çok açık olduğunda bile, çok belirsiz. Örneğin, bir süt şişesini bir sahnede kullandığımda, biri çıkıp benim hiç aklımdan geçmemiş sonuçlara varıyor. Benim gözümde bir şişe süt, sadece bir şişe süttür; süt döküldüğündeyse bu süt döküldü anlamına gelir. Başka da anlamı yoktur. Bu dünyanın parçalandığı ya da sütün, annesi vakitsiz öldüğü için çocuğun içemeyeceği anne sütünü simgelediği anlamına gelmez. Benim için böyle bir anlam taşımaz. Bir şişe dökülmüş süt, bir şişe dökülmüş süttür. Ve sinema da budur.
Kendimi bir şeylerden kaçıyor gibi hissediyorum ama bu beni rahatsız etmiyor. Bazen hayatınızı sürdürmek için kaç­manız gerekir.
Edebiyat
En çok acı çektiğim zamanı ne size ne de bir başkasına anlatı­rım. Bu en acı veren, aynı zamanda da en derinde saklanan şey­dir. Bunun hakkında konuşmam, ikinci olarak da, bazı yerlerde meydana çıksa da, bu acıyı kendime bile itiraf edemem. Kuşku­suz bu acı bir yerlerde ortaya çıkacaktır…
Edebiyat
Acı çekmenin çekmemekten daha kötü olduğundan emin değilim. Bazen acı çekmek daha iyidir. Herkes bir kere bu­nu yaşamalıdır. Bizi olgunlaştıran da budur.
Edebiyat