İnsanların yalancılıktaki cüretlerine bundan büyük örnek mi olur! Halley geri dönecektir. Fakat yetmiş beş sene sonra!.. Şu satırlara göz atanlar içinde rumi 1401 senesine (1985) kadar hayatta kalacak bahtiyarlar bulunursa geçirdikleri şu tecrübeye dayanarak gelecek çocuklarımıza yalanlara değer vermeme lüzumunu tekrar etsinler.
Her hazanda birbiri üzerine dökülen ağaç yaprakları gibi insanlar da birbiri ardına toprağa yatarak yok oluyor. Bu değişmez, umumi bir kanun... Niçin endişe etmeli? Şu dünyada erilen başka ne var? Hayat yalan... Ölüm hakikat...
"Bir devlet adaletin harfi harfine işlendiğine kefil olmak için mahkemeler açıyor, kanunlar yapıyor. Komşusundan bir tavuk çalan bir fakiri bir açı cezalandırıyor. Fakat kendinden küçük veya kuvvetsiz komşu bir hükümeti yutma ve memleketine katma hırsından, bu adaletsiz düşüncesinden bir türlü kendini kurtaramıyor. İnsâni işlerdeki bu garabet bazen o derecelere varıyor ki hak ile haksızlığın, hakka sahip olma ile çalmanın gaspın sınırlarının nerelerde başlayıp nerelerde bittiğini belirlemekten insan âciz kalıyor. Bu âna kadar şahit olduğumuz numunelere bakınca 'hak'kı kuvvetin doğurduğu anlaşılıyor. Kuvvetli olan haklı oluyor. O derecede ki acizlere, zayıflara hakkı en kuvvetli olan dağıtıyor. Kuvvetlinin görüşü hak oluyor."