Mən dünyada ədalət divanı adına bir şey tanımıram. Hamısı yalandır! Yalan deyir Şiller! Mən yenə ancaq bu zavallı xalqı tanıyır, ona müraciət edirəm. Ona təslim oluram. Son söz onundur. Qoy o söyləsin: kimdir müqəssir Yaşadaraq öldürən, öldürərək yaşadan, sevərək parçlayan, parçalayaraq sevən əliqanlı səfillər padşahı Oqtay Eloğlumu? Bu zavallı, günahsız yavrumu? Əsli mühitin bu gülünc heykəlimi? Və yaxud alman dahisi böyük Şiller özümü?
Köklerimiz ile Yüzleşince Ters Meme İnek Tepesi ile Karahantepe Arasında Kuruldu Bağ Biraz daha varlığı sarsmanın sırası geldi. Azgınlık da ivmeyi zaman daraldıkça artırıyor. Ne olacak diye seyirci olarak boşu boşuna seyirci mi kalacaksınız? Adam oğullarını başlangıç olarak atlayıp peygamberler şehrini ortadoğu da dinler üreten bir anlayışa hapsedenler Urfa Göbekli tepe de tarih oldular. Varlığın başlangıçı kimdir sorusunun yanıtını Anadolu'nun sırlanmış toprakları adeta haykırarak söyledi dile getiremediler. Göbeklitepe de gizli gizli ayinler yaparsak kendimizi buraya da yama yaparız diye bir hikayeye başvurunca Anadolu da olanlar oldu. Girdikleri çıkmazdan o gün bugündür geriye dönemediler. Hakikati taşa yazmış atalarım algı ile hakikat değişebilir mi diye hesap hatasını yine yüz yıl önce olduğu gibi yaptılar. Kayaların oğullarına çarpınca bir kozmik tufan da daha çarpıldılar. On iki bin yıl önceden bu çağa saklanmış zaman kapsülü T taşlar bize ne anlatıyorlar? Bugüne kadar ki tüm bilgiyi yerle bir etti varlığın başlangıç noktası. On iki bin yılın öncesi daha neler neler söyleyecek? Varlığı verene şükret ki tohum toprak ile buluşup seni doyursun. Neden Anadolu gibi bir bereket coğrafyasında aç kalma korkusu yaşıyorsun? Hiç bunu düşündün mü? Neler yaşadı neler gördü tümünü iyisi ve kötüsü ile içine gömdü Anadolu o zaman kapsülü T taşlarını kiminle içine hangi sırlar gömdü sakladı? Doğanın ve yaşamın tüm paydaşlarının taşlar üzerine kazınmış halleri tufanın habercisi mi? Kalıntısı mı? O çağı küçümseyen kibir abidesi bilim hala ilim ahlakından uzak bir anlayış ile konuşuyor mu? Toprak sırrını açık ettikçe daha neler neler söyleyecek bize, biz olmamız için. Biz kimiz? Köklerimiz kadim bilgelik sırlar ile bize neler demişler tam anlayabildik mi? Hiç
Hayata Dair
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kelimeyi Tevhid
Kur'ân-ı Kerim'de Mekkeli müşriklerin Allah (cc) hakkındaki itikadları tafsilatlı bir şekilde anlatılmaktadır: "De ki: 'Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Kulakların ve gözlerin sahibi kimdir? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkartan? İşleri çekip çeviren/yöneten kimdir?', 'Allah'tır' diyecekler. De ki: 'Öyleyse korkup sakınmaz mısınız?' (10/Yunus,31) "De ki: 'Eğer biliyorsanız (söyleyin) yer ve içindekiler kime aittir?', 'Allah'a aittir. diyecekler... De ki: 'Öğüt almaz mısınız?' De ki: 'Yedi göğün ve büyük arşın Rabbi kimdir?', 'Allah' diyecekler... De ki: 'Korkup sakınmaz mısınız?' De ki: 'Her şeyin mülkünü/yönetimini elinde bulunduran kim? O her şeyi koruyup himaye ederken, kendisine karşı kimsenin himaye edilemeyeceği kimdir? Şayet biliyorsanız (söyleyinle büyüleniyor (şirkle aldanıp hakka karşı geliyorsunuz)?'(23/Mu'minûn,84-89) "Onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim emrinize amade kıldı?' diye soracak olsan kesinlikle: Allah!' diyecekler. O hâlde, nasıl oluyor da (tevhidden şirke) çevriliyorlar?" (29/Ankebût,61) "Onlara: 'Gökten su indirip ölümünden sonra yeryüzüne hayat veren kimdir?' diye soracak olsan kesinlikle: 'Allah!' diyecekler. De ki: 'Allah'a hamd olsun. Bilakis, onların çoğu akletmezler." (29/Ankebût,63) Bu ayetlerden yola çıkarak Mekkeli müşriklerin Allah (cc) hakkındaki itikadlarını şöyle özetleyebiliriz: Onlar; yaratan ve öldürenin, rızık verenin, kâinatın işlerini düzenleyenin, duyu organlarını elinde bulunduranın, yedi kat gök ve arşın sahibinin, her şeyin anahtarını elinde tutanın, koruyan fakat korunmaya ihtiyacı olmayanın, Güneş ve Ay'ı elinde tutanın, yağmuru yağdıran ve ekini çıkaranın Allah (cc) olduğunu biliyorlardı. Fakat buna rağmen İslam'a girmiş kabul edilmediler. Peygamberimiz (sav) onlarla savaştı
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Din
İnsanların özgür olup olmadıklarını anlamak için bulundukları konuma bakma. Çünkü her şey burada bitmez. Makam yükseldikçe makamın sahibi daha fazla köle olur. Ancak bu durumda olanlar arasında istediklerini yapanlar olduğunu söyleyeceksin. Bunu kabul ediyorum. Ancak onların durumlarının bayram günlerinde efendilerinin yokluğunu fırsat bilen kölelere benzediğini söyleyeyim. Bayramdan sonra efendisinin geri dönmesini bekle. O zaman ne olduğunu göreceksin. Peki, onun efendisi kimdir? İstediğini elinden alabilen ya da ona verebilendir.
Sayfa 51 - Say Yayınları·Kitabı okudu
Araştırma İnceleme Felsefe Düşünce
Yoşiya'ya kadar bütün krallar, dinin merkezîleşmesi üzerinden değerlendirilirken, Yoşiya'dan sonra böyle bir uygulama görülmez; Yoşiya zamanına kadar Davut düzenli bir şekilde ve önemli bir kişi olarak hikâyelerde yer alırken, daha sonrasında kendisinden bahsedilmez; o halde bu, Yoşiya'yla ilişkilendirilebilecek bir kırılma noktasına ve konuya bakış açısındaki değişimi gösteren kanıtlara sahip olduğumuz anlamına gelir. Bu iki yeni kanıt, Yoşiya'da bir son ve kırılma olduğunu gösteren diğer kanıtlarla da uygunluk gösterir. Kanıtlar, Tesniyeci tarihin ilk edisyonunun yazar-editörünün, Yoşiya'nın hükümdarlığı döneminde yaşayan biri olduğunu gösterir. Bu yazar-editör aynı zamanda Yoşiya'yı destekleyen biriydi. ​Bunlar, Tesniye'yi ve ondan sonra gelen altı kitabı yazan kişiyi nerede ve hangi zaman diliminde arayacağımızı bilmek için, benden öncekilerin ve benim Kutsal Kitap'tan çıkardığımız ipuçlarıdır. Artık bu kişinin ne zaman yaşadığını biliyoruz: Yaklaşık olarak MÖ 622 civarında. Nerede yaşadığını da biliyoruz: Yahuda'da ve neredeyse kesin olarak biliyoruz ki Kudüs şehrinde. Ancak şu soru hâlâ cevap bekliyor: Kimdir bu yazar?
Sayfa 152
1000Kitap
Mekkeli muşriklerde Allah'ın varlığına inaniyorlardı!!
Bir insan Allah'a şirk koşuyor, O'nu (cc) ibadette birlemiyorsa müşriktir. Fıtratı/Aklı oldukça da mazereti yoktur. Velev ki Allah'a inansın veya bir nebiye müntesip olsun, sonuç değişmez. Kişinin "Allah'a ve peygamberlerine inanıyorum." sözü, şirkle beraber insana fayda sağlamaz. Buna örnek olarak Mekkelileri verebiliriz. Onlar Allah'a şirk koşan bir toplumdu. Ancak bununla beraber; Allah'a inanıyor, İbrâhîm'in (as) ümmeti olduklarını söylüyorlardı: "De ki: 'Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Kulakların ve gözlerin sahibi kimdir? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkartan? İşleri çekip çeviren/yöneten kimdir?', 'Allah'tır. diyecekler. De ki: 'Öyleyse korkup sakınmaz mısınız?" (Yunus,31) "De ki: 'Eğer biliyorsanız (söyleyin) yer ve içindekiler kime aittir?', 'Allah'a aittir' diyecekler... De ki: 'Öğüt almaz mısınız?' De ki: 'Yedi göğün ve büyük arşın Rabbi kimdir?', 'Allah' diyecekler... De ki: 'Korkup sakınmaz mısınız?' De ki: 'Her şeyin mülkünü/yönetimini elinde bulunduran kim? O her şeyi koruyup himaye ederken, kendisine karşı kimsenin himaye edilemeyeceği kimdir? Şayet biliyorsanız (söyleyin kimdir o)?', 'Allah' diyecekler. De ki: 'Nasıl oluyor da böyle büyüleniyor (şirkle aldanıp hakka karşı geliyorsunuz)?(Muminûn,84-85) Kendilerini İbrâhîm Peygamber'e nispet ediyorlardı. İnanç ve eylemlerinin İbrâhîm'in (as) dini olduğunu düşünüyorlardı.. Bunun delili; Kâbe'ye sahip çıkmaları, hacılara su dağıtmaları, kurban kesmeleri ve sadaka vermeleriydi. Ancak tüm bunların Allah (cc) katında onlara faydası olmayacaktır. Çünkü şirk, inanç ve amel adına her şeyi boşa çıkaran bir illettir. "Andolsun ki sana ve senden önceki (resûllere): 'Şayet şirk koşarsan bütün amellerin boşa gider ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olursun. diye vahyedildi vahyedildi." (Zumer,65)
Sayfa 89·Kitabı okuyor
1000Kitap