Okunması Gereken Kitaplardan
10/10
·218 syf.··
2026 6. kitabı
Aslında okumadan önce bazı sözleri dolayısıyla ön yargıyla başladım.Fakat ben okuduğum kitapları ön yargısız değerlendiririm.Nietzsche’deki pat diye gördüğünü söyleyen biri olarak biraz kendimi buldum.İnsanlar bir yazarı yada fikir adamı yada siyasetçiyi eleştiremiyor.Ben nasıl herkesi eleştiriyorsam,Niezstche’de herkesi eleştiriyor.Bilim adamını eleştiririrken dini kurumlara eleştiriyor.Fikir adamlarını ağır bir şekilde eleştiriyor.Tanrı öldü,Tanrı’yı ölürdüler derken gelişmeye ayak uyduramayan ve hayali yorumları din haline getiren dini kurumları hedef alıyor.Nietzsche okumuş bilgisi olan biri,işkembeden sallamıyor. Bilgisi olmayan sadece laf atar kötüler fakat bilgisi olan bunu masaya yatırır ameliyat eder.Bilgisi var okumuş adam biraz kendimi ona da benzettim herkesi masaya yatırıp bilgilerini ameliyat etmesi ile.Eleştirenler bence Nietzsche’yi ya okumamış yada bilgisi kıt insanlar.Üstün insan kimdir kendini yetiştirmiş kişidir yoksa başka fikirlerin yada kişilerin kölesi olup çıkarsın.Titanik filminde erkeklerin kadınlara olan tutumunu herkes seyretmiştir,kadınları eleştiriyor diye suçlanırken o bunun kadınların suçu olduğunu söyler. Okunması gereken kitaplar ben okurken ne kadar zevk aldıysam başka kimseler okurken sıkılıyor,onlar fikir üretmeyip başkalarının fikirlerinin kölesi olarak yaşamaya alışmış köleler oluyor.Ne gerek var bir düzen var,değiştirmeye gerek yok diyen düşünmeyen zihniyet insanları ve gelişmeye karşı tipler.Nietzsche bir sözü ve cümlesi ile çok çarpılatılacak biri,genel olarak okumak değerlendirmek gerekiyor.
Beyond Good and EvilFriedrich Nietzsche · Independently Published · 20196,5bin okunma
8/10
·392 syf.··
2026 30. kitabı
İnsanoğlu , yaratılandır ama içinde hep birşeyler yaratma isteği ile yaşar.Bir eser ortaya çıkarma, bir şey keşfetme , bilimsel bir buluş ortaya koyma, hastalıkları iyileştirme vb. gibi şeyler hep bu arzu ile mümkün olmuştur. Bu kitaptaki bilimsel araştırmanın temelinde ise mantarlar var. Zehirli mantarlar olduğunu hepimiz biliriz.Peki mantarların; dehb ,alzheimer gibi hastalıklar için ilaç üretmede bilimsel deneylere tabi tutulabileceğini hatta ölüme karşı bir silah olarak kullanabileceğini hiç düşündünüz mü?Yazarımız çok güzel düşünmüş.Ve bunu en karanlık haliyle biz okuyuculara aktarmış. Psikolojik gerilim türünde olan kitapta; yüksek lisans öğrencisi Sdyney Denik sevdiklerini kaybetmesi üzerine biraz uzaklaşmak ve babannesini ondan alan Alzheimer hastalığı hakkında araştırma yapmak amacıyla burs kazandığı Ünlü Madrona Vakfına gider.Vancouver Adasında yer alan bu araştırma merkezi hiç de masum değildir.Bunu zamanla anlayan Sdyney ; hem insanlığa hem hayvanlara zarar veren bilimsel deneylerin içinde bulur kendini.Yaşananlar tüyler ürperticidir. Sdyney ; eğitimin ilk günü ortadan kaybolan öğrenciyi tek gören kişidir.Duvarların ardında gölgeler gezinir, yazın ortasında kar yağar , ölü hayvanlar canlanır, ağaçta asılı olan boynu kırık genç kızı ondan başkası görmez.Herkes ona özel özel biri olduğunu söyler.Tüm bunlar Sdyney 'in beyninde oluşan halisinasyonlardan mı kaynaklanır yoksa Madrona Vakfı'ndan mı başlarda bilinmez. Gördükleri gerçek ise kötü olan kimdir ?Vakıf mı yoksa tüm kötülüklere zekası yeten insanoğlu mu ? Bu korku ve gerilimin ortasında hikayeye renk katan bir aşk da yer alır.Başlarda maddi boyutta olan bu aşkın kitabın sonuna yaklaştıkça ne kadar derin ve duygusal olduğu ortaya çıkacak.İşte o zaman Wes ve Syd aşkı sizi daha çok ssracak. Bir korku-
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202568 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
... ️ O daha az somut ama en azından o kadar önemli bir şeye açtı; "Yalnızlığa karşı bir panzehire, başkalarıyla birlikte olmayı ve kabul edilmeyi istiyordu." ️ Masallar bize bunu yapar, eğer prenses olduğumuzda inanıp bizi bir başkasının kurtarmanın bekleyerek büyürse, hic kendimiz kaçmayı düşünmeyiz." ♡ Kitap Yiyenler & Sunyi Dean Özgün Adı: #thebookeaters ♡♡♡ __Kuzey İngiltere de kitapları ve içeriğini yiyerek yaşayan altı gizli ve köklü ailenin fantastik öyküsü, kadınlar soyun devamı için damızlık olarak yetiştiriliyorlar bir de sevilmeyen zihin yiyenler var, zihnini yediği insanların bilincine sahip oluyor ve kişi bitkisel hayatta yaşamaya mahkum, zihnini yediği insanın davranıs kalıplarını sergiliyorlar. __Ana karakterimiz Devon prenses gibi yetiştirilip ilk evliliğini yapıyor kızı üç yaşına gelince otorite onu uzaklaştırıyor, ikinci evliliğinden olan oğlu Cai bir źihin yiyen olarak doğuyor ama Devon ayni hatayi yapmayacak, Cai' yi bırakmayacak oğlunu alıp kaçmasıyla otoriteye karşi savaşı başlıyor. Kimdir bu kitap yiyenler??? Nereden geliyorlar??? Okuma boyunca bunu sorgulatıyor kitap. ____ Karanlık ve yer yer ürkütücü pek cok öğeyi kurguda barındıran, distopik ve gotik bir evrende geçiyor. ____ Egzotik ve masalsı anlatımıyla da yazarın akıcı ve sürükleyici bir anlatıma sahip. ●•●•● ️"Sevginin bir bedeli yoktur, sadece seçim yaparsın nefes almaya ve yaşamaya devam etmeyi seçtiğin için.
KitapyiyenlerSunyi Dean · Athica Yayınları · 2024129 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 82. kitabı
BİLİNMEZE DOĞRU . Bilge Korkutültürsanat dan etkileyici bir romanla haftaya merhaba. Savaş, göç, aşk, kimlik mücadelesi, aile ve yurt özlemi ile harmanlanan, bizi eski İstanbul'a_ Pera'ya ve Şehremini'ne_ götüren yaşanmışlıklar... Kırım'a uzanıyoruz önce; Yulian ve Kadir'in aşkına.Babası Vladimir'in kıymetlisi Yulian, ailesini karşısına alarak Kadir'le evlenir. 1918 yılında birbirini seven bu gençlerin çocukları olur. İkizleri, Vera ve Nevriye. Ama malesef kader ağlarını örmüştür kardeşler için. Kırım Türkler'ine yapılan baskınlar, aileyi göçe mecbur bırakır. Taa ki Vladimir seneler sonra kızını görmek için gelene kadar. Babası ölüm listesindedir ve Selanik'e kaçmak ister. Fakat yanında biriciğinin de olmasını ister ve son bir teklif için kızının yanına gider. İşte o anda olanlar, Nevreste'yi Katherina yaparken ikizler ayrı kadere göz yumar. Birbirinden habersiz iki kardeş. Katherine ve Vera. Katherina, anneannesiyle Selanik'e göç edip yaşamını sürdürürken, Tatyana kızını burada anlar. O da bir Türk'e aşık olmuştur ki, Kemal birde evlidir. İçi yana yana alınan kararlar onları İstanbul'a kaçırırken Kemal'in verdiği kağıt parçası ile Pera'ya giderler. Vera ise annesinin Kıymet olması, babasının Salih Amcası ile karar verip göçe mecbur bırakılmasıyla yola çıkar. Emin vardır yanında, yemyeşil gözleri ile elini her daim tutan. Mukadder Halalarının yanına yerleşirler İstanbul'da ve yaşam mücadeleleri başlar. Varlıklarından bile haberi olmayan iki kardeş, kavuşabilecek midir? James'in aklı gidip gelse de bir türlü kalbinden gitmeyen kimdir? Ve Emin, Karadeniz'in ondan alıp veremediği nedir? Turgut, Nejat, James, Tatya, Kıymet ve diğerleri... Nesiller boyunca taşınan acılar, göçlerin_sürgünlerin ardındaki yaşamlar. Kırım'dan başlayan ve bilinmeyene uzanan yolculuk, yalnızca
Bilinmeze DoğruHülya Başarangil Demir · Bilge Kültür-Sanat Yayınları · 202562 okunma
7/10
·520 syf.··
2026 67. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:01
Usta ve Margarita okurken insanı hem büyüleyen hem de zaman zaman yoran kitaplardan biri. Benim için de okuması kolay bir roman olmadı. Özellikle ilk bölümlerde kim kimdir, ne gerçektir, ne hayaldir anlamakta zorlandım. Üstelik Mihail Bulgakov 'un metaforları ve göndermeleri o kadar yoğun ki bazı yerlerde hikâyeyi değil, hikâyenin arkasındaki anlamı takip etmeye çalışıyormuş gibi hissettim. Buna rağmen kitap bitince insanın zihninde uzun süre kalıyor. Romanın yüzeydeki hikâyesi, şeytanın Moskova'ya gelişiyle başlayan tuhaf olayları anlatır. Ancak aslında kitap tek bir hikâyeden oluşmaz. Bir yanda Profesör Woland ve çevresindekiler aracılığıyla Sovyet toplumuna yönelik keskin bir hiciv vardır. Diğer yanda Usta'nın yazdığı Pontius Pilatus ve İsa hikâyesi bulunur. Bir yanda da Usta ile Margarita'nın aşkı anlatılır. İlk bakışta birbirinden kopuk görünen bu üç anlatı zamanla iç içe geçer. Kitabın zorlayıcı olmasının en büyük nedeni de budur. Bulgakov doğrudan konuşmak yerine semboller kullanır. Woland yalnızca şeytan değildir; aynı zamanda ikiyüzlülüğü ortaya çıkaran bir güçtür. Moskova'daki insanlar şeytandan çok daha ahlaksız ve açgözlü görünürler. Bu nedenle romanda asıl kötülüğün şeytan değil, insanın kendi zaafları olduğu hissedilir. Ayrıca yazar kitaptaki fantastik olayları gerçeküstü bir eğlence aracı olarak değil, toplum eleştirisini yapmak için kullanmış. Beni en çok etkileyen noktalardan biri ise sanat ve özgürlük meselesiydi. Usta'nın yazdığı roman nedeniyle dışlanması ve eserini yok etmeye çalışması, kitap boyunca hissedilen baskı, sansür ve yalnızlık duygusu aslında yazarın yaşadığı dönemin bir yansımasıdır. Bu yüzden Usta karakteri sadece bir roman kahramanı değil, biraz da Bulgakov'un kendisi gibidir. Margarita ise romandaki en güçlü karakterlerden biridir. Onun hikâyesini
Edebiyat
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
Yıllardır çıkardığı her kitabını soluksuz okuduğum yazar kimdir??
9/10
·280 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Offf diyorum… Neden? Çünkü ben otobiyografik roman sevmem çok da okuyamam yani ama bunu var ya büyük bir hazla okudum. Nasıl başladım ve nasıl bitti anlayamadım. Yazım dili her zamanki gibi tereyağı tadında. Bu bir ben kimim kitabı o yüzden ne yazsam spoiler olur. Dolayısıyla kitabı bitirdikten sonra bende oluşturduğu düşünceyi aktarmak için yazıyorum buraya. Evet, ben bugüne kadar okuduğum 16 Jean-Christophe Grange kitabını (Güneşsizler hâlâ kütüphanede okunamadı) bir de onun kim olduğunu bilerek en baştan okumak istiyorum. O katil babaları tekrar tekrar bütün dikkatimi vererek özümsemek istiyorum. İşte kitap gerçekten de oturup yazarın tüm kitaplarını tekrar okutacak nitelikte. Keyifli okumalar..
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0162 okunma