Puan vermedi·152 syf.··
2026 48. kitabı
Saf Canavar, distopik bir gelecekte, Munzur Dağları çevresinde soyu tükenmiş hayvanları ve insan kalıntılarını aramakla görevli "bekçiler"in yaşadığı bir dünyada geçiyor. Bu dünyada devlet, nüfus azalmasına karşı ölüleri kemiklerinden genetik yöntemlerle diriltip sisteme eklemlendiriyor. Hikâyeyi, hikâye anlatmak nedeniyle sıkça cezalandırılmış yasadışı bir hikâyeci olan Karabalık'ın ağzından dinliyoruz. Bekçi Leo, bir toplu mezarda bulduğu bir azı dişi vesilesiyle karakteristik bir dönüşüm yaşar. Bu diş, onun kendi diriltme isteğinin doğmasına yol açar. Kemikten yaratılan kimerik kardeş Mira, hafızası silinmiş olarak dünyaya gelir ama bedeni bir şeyler hatırlıyordur. Kaygusuz, karakterler arasındaki ilişkiyi; bürokratik metinler, Mezopotamya dillerinden derlenen duygu sözcükleri ve mitolojik hikâyeleri yan yana getirerek kurmuş. Roman için hem bir distopya hem de dilin, hafızanın ve varoluşun birbirini nasıl inşa ettiği üzerine felsefi bir soruşturma diyebilirim.
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202639 okunma
Kamuya Ders Kitabı
Puan vermedi·512 syf.··
2026 16. kitabı
Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak. Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor. Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler... Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor. Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim. *** Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders
Hücrenin Şarkısı: Dönüşen Tıp ve Yeni İnsanSiddhartha Mukherjee · Domingo Yayınevi · 202437 okunma
Reklam
9/10
·152 syf.··
2026 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 21:40
Anlam mı arayacağız yoksa hissedecek miyiz? Konu bütünlüğü mü arayacağız yoksa parçalar mı yol gösterecek? Okur yolunu nasıl bulacak ? Kitap bittiğinde kafamda deli sorular? Hangi karakterin peşinde hangi dünyada ve hangi adalet sistemiyle? Saf ( benlik ) canavar (alt benlik) ??? Karmaşık ve silik bir dış dünyaya açılan bir pencerenin yanında kendi içindeki yoğun ve rahatsız edici bir duygu; hangisinin baskın olduğu çok belli. (Belki de kitaptaki asıl “hal” bu) Duygunun taşkın hali ; tutkunun yıpranmış hatta eksiltilmiş hali ile tamamlanmaya çalışılırken yarım bir aşk varla yok arası yaşanıyor. Geçmişin izleri, geleceğin şekillenmesinde ne kadar etkili , unuttuğumuzu sandığımız sürpriz yapıp yeniden yaşamaya izin verir mi? Bir sürü soru sordum değil mi? Kelleden dişe yeniden dirilim , kimerik kardeşlik ; her şeyi kardeşinden alırken unutmadığı ? ( spoiler yok) Yazılmamış ; yazılmış da unutulmuş (mecburen) söylenmemiş ya da söylenmesi yasaklanmış derken öyle kalmak okumak, anlamak değil hissetmek ; huzura kapılmak değil , sakince okumak, hepsi bu eserde mevcut! Peki alt benliğinizin sizi alt etmesine “canavarın” sizi ele geçirmesine izin vermeyi düşündüğünüz zamanlar olmadı mı hiç? Ya da siz bıraktınız benliğiniz en saf hali mi yönetti sizi hep. Selametle …
1000Kitap
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202639 okunma
8/10
·152 syf.·
2026 100. kitabı
Bir eski zamandır gelecek yaşanmış geçmişin bükülmüş hali. Geleceğe dayalı yaşamlarımız daima kendi için iyiyi güzeli rahatı bir nevi cenneti düşler. Cennet ise ölüme yazgılıdır inananın yüreğinde kalbinde. Bu topraklar ise kadimdir. Çok uluslu çok ırklı bir geçmişin üzerine katman katman inşa edilmiştir. Geçmişin güzelliği ve özlemi gelecek planları için bir nirengi noktasıdır. Geleceğe baktığımız pencere geçmişin duvarları arasındadır. Bu duvarın katı yıkılmaz tarafının yanında geleceğin bulutumsu varlığı bizi bulunduğumuz anı yaşatmaz. Hep kaçmakla ulaşmak arasında bir şimdiki zamanda yaşamak farkındalığı azaltır. Kitap bir şimdiki zaman öyküsü ama distopik bir gelecekte geçiyor. İnsanlık bir yokoluş içinde bir çorak dünya içinde varlık mücadelesi vermektedir. Toplum elbette sınıflara bölünmüştür ve kitabın konusu olan bekçilerin isimleri yoktur. Sadece organik bir kanıt aradıkları hayvan ismiyle anılan insanlar bekçiler. Karabalık bizim anlatıcımız. Arkadaşları ise Leo, Semender ve benzeri bekçiler. Ve bekçiler bir organik kanıt bulduklarında kendilerine kardeş kimerik bir organizma yaratıyorlar. Yani teknolji buna izin veriyor. Ama gelecekte bugün kavramı burada anlattığı simgesel olarak bu an. Bir sürü yasağın bir sürü dogmanın içinde geçmişin duvarları arasında pencereden sızan geleceğin güneşi. Umudu ertelemek için bulduğumuz mazeret hep var. Ulus devletin yerini kelimenin tam anlamıyla biyoiktidar almıştır ve iktidar daima kendini yaratanı ezer. Leviathanı yaratan biziz. Ama kitap bir çok eleştiri içeriyor sonu ise sürpriz bitiyor. İnsanın doğayı yok ederken kendini de yok ettiğini fark etmesi dileğiyle.
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202639 okunma
7/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Ertan Özden / Kimerik Sanki sisli bir labirentin içinde yolumu bulmaya çalıştım. Hikâye temelde Alev ve Cenk etrafında şekilleniyor gibi görünse de ilerledikçe klasik bir olay örgüsünden uzaklaşıp farklı karakterlerin ve birbirine temas eden hikâyelerin iç içe geçtiği bir düğüme dönüşüyor. Özellikle karakterlerin biyolojik ve ruhsal sınırlarının bu kadar zorlanması, beni masumiyetin imkansızlığı üzerine kurulu karanlık bir dünyaya çekti. Okudukça kafamda kopuk kopuk sahneler oluştu. Karakterler, zaman ve olaylar arasında net bir çizgi yoktu. Hatta bir noktadan sonra olayları takip edebilmek için resmen soy ağacı çıkardım ama buna rağmen bütünlük hissini yakalamakta zorlandım. Bunun en büyük sebebi zaman algısının tamamen kırılmış olması. Geçmişle bugün öyle iç içe geçiyor ki kimin hangi zaman diliminde kaybolduğunu anlamak başlarda oldukça zorlayıcıydı. Gazze’den ritüellere uzanan içerik yelpazesi kurguda kendi içinde tamamlanmış ama birbirine bağlanmayan yapbozlar gibiydi. Kitap boyunca travmalar, geçmişin izleri, insanın karanlık tarafı ve inanç gibi birçok tema işleniyor. Ancak bu temalar birleşmekten çok, ayrı ayrı film şeritleri gibi akıp gidiyor. Karakterlerin kimlikleri sanki birer maske gibi. Zihinler bulanık, gerçek ile hayal iç içe. Bu da okurken sürekli bir şüphe ve tetikte olma hissi yaratıyor. Sanki parçalanmış zihinlerin içinde dolaşıyor gibiydim. Finalde ise bu karanlık döngünün kazananı olmadığı duygusu ağır basıyor. Yazarın da dediği gibi kimyası bozuk ailelerden ölümün çiçekleri doğuyor. Canı yananın can yakması bir çözüm değil, sadece yıkımı büyüten bir zincire dönüşüyor. Fikir olarak farklı ve iddialı bir kurgu. Yazarın kalemi sert, karanlık ve dolambaçlı. Düz bir yol değil, duvarlara çarpa çarpa ilerlenen bir labirent. Benim için farklı, yer
KimerikErtan Özden · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20264 okunma
Kimerik
10/10
·406 syf.··
2026 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 23:57
Mükemmel bir yazar değil. İyi yazar. Fakat kurgu mükemmel. Alt metinde kimerik bir bireyin zihnine inerken olaylar birbiri ardına dökülüyor. Dramatik karşılaşmalarda kaderin ya da olasılık teoreminin izlerini hissederken caniliğin, duygusuzluğun ve çaresizliğin dibine vuruyorsun. Sert ve eleştirel bir üsluba sahip. Kimerik bir insanın birden çok ikiz kardeşle olan zorunlu mücadelesinde kaçınılmaz sona doğru ilerlemesi, kurgudan ziyade matematiksel de bir hesaba taşıyor. Tavsiye üzerine okuduğum bu kitabın "alıntılarını" paylaşacağım. Çarpıcı cümleler var.
1000Kitap
KimerikErtan Özden · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20264 okunma
Reklam