Éomer King

Éomer King
@kingeomer
Rohan Kralı Theoden'in yeğeni, Rohirrimlerin 3. Komutanı, Rohan Kralı Eomund oğlu Eadig Éomer.
565 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
10/10
·520 syf.··
2020 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2020 04:47
P.S: Yüzüklerin Efendisi'ne dair özet inceleme metnini buradan; http://1000kitap.com/gonderi/40747992 okuyabilirsiniz. İş bu yazı Yüzüklerin Efendisi kitabı ile filmi arasındaki farklılıkları ele alacağından dolayı bu yazıyı sadece kitabı okumuş veya filmini izlemiş olanların okuması rica olunur. Aksi takdirde bu size bir şey ifade etmeyecektir. Şimdi aradan sıyrılması gerekenler ayrıldığına göre farklılıklara başlayabiliriz. P.S 2: Burada yer alan farklılıkları kitaptaki sıralamaya göre yaptım. Filmde aktarıldığı gibi değil. ---------------------------------------------------------------- 1 - Bilbo'nun davetinde hobbitler dışında cüceler de katılmıştır. 2 - Davette (filmdekinin aksine) büyük ejderha havai fişeğini Merry ve Pippin ateşlemezler. Hatta davet kısmında Merry ve Pippin'in adı dahi geçmez. 3 - Bilbo, Shire'dan ayrılıp da yüzük Frodo'ya geçtikten sonra Gandalf Saruman'ın yanına gitmez. Gollum'u yakalamak için yabana gider ve Shire'a tekrar döndüğünde aradan 17 yıl geçmiştir. Frodo, ellili yaşlarına varmıştır. Bilbo'nun maceraya çıktığı yaşa.. 4 - Gandalf, Frodo'ya Yüzük Tayfları'ndan, Aragorn'dan, Gollum'dan ilk burada bahseder. 5 - Frodo, Shire'dan ayrılmaya karar verdiği gibi gitmez. Aradan 7-8 ay geçer. Bu arada kendisine Bilbo'dan kalan birçok şeyi ve Çıkınçıkmazı'nı satar. 6 - Merry ve Pippin, Frodo'nun akrabası ve yakın arkadaşlarıdır. Frodo ve Sam ile tesadüfen karşılaşıp yolculuğa katılmazlar. Aksine her şeyden (Yüzük, Düşman, Frodo'nun gitmesi vs) haberleri vardır. 7 - Ayrıkvadi'ye gitme fikrini Gandalf Frodo'ya vermez. Aksine Frodo (özellikle Bilbo'yu görmek niyetiyle) oraya gitmek ister. 8 - Frodo, Kara Süvariler ile karşılaştığı zaman yanında Sam ve Pippin vardır. Merry yanlarında yoktur. Gildor'un liderliğinde Batı'ya giden elfler onları
Edebiyat
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük KardeşliğiJ. R. R. Tolkien · Metis Yayıncılık · 202417bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
DOĞULULAŞMAK/BATILILAŞMAK.. BİR MEDENİYET KAVGASI VE PEYAMİ SAFA..
9/10
·138 syf.··
2019 129. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2019 05:46
Yirminci yüzyılın başlarında özellikle Osmanlı'nın çöküşü ve yeni Türkiye'nin kuruluşundan sonra bir fikir ayrılığı yaşanır. Osmanlı'nın son demlerinde başlayan bu buhran hali uzun yıllar -hatta günümüze dek- süregelmiştir. Osmanlılaşmak, İslamlaşmak, Asrileşmek gibi düşüncelerin temelinde ve en çok yankı uyandıranı Doğululaşmak/Batılılaşmak sorunudur. Fikri olarak hangisine yakınız? Doğululaşmalı mıyız yoksa Batılılaşmalı mı? Bunun kavgasını çok verenler oldu. Kimisi Doğu fikriyatının bize daha uygun olduğunu, kimisinin de Batılılaşmak gerektiğini savundu. En nihayetinde bu iki fikir de "boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı" sözündeki gibi olmuştur. Ne Doğulu olabildik ne de Batılı.. Öylesine derin bir fikir ayrılığı yaşandı ki ülke olarak yamalı bohça haline girdik. Bir yanımız Doğulu iken on metre sonrası Batılı'ydı. Peyami Safa da bu konuda pekçok fikri yapı kaleme almış olsa da romanlarında dahi bunu tartışmıştır. "Fatih Harbiye" bunun en güzel örneklerinden biridir. Yukarıda da değindiğim gibi ülke yamalı bir bohçadır artık ve Safa bunun farkındadır. Şarkî olan Fatih ile Garbî olan Harbiye'yi ele almış bu eserinde. Bu iki semt üzerinden fikirleri çatıştırmıştır. Aynı şekilde roman karakterleri üzerinden de "Şinasi" Şarkî iken "Macit" Garbî'dir. Romanın esas kahramanı "Neriman" için de bütün halk diyebiliriz. Fatih ve Harbiye semtleri arasında gidip gelen bu tramvaya ülke olarak bakılabilir. O kadar kararsız bir haldedir ki ülke bir o yana bir bu yana savrulup durur. Bir yandan Harbiye'ye gider. Modern, ferah, rahattır Harbiye. Yormaz tramvayı ve tabiri caizse uçar gider. Oysa Fatih'e varınca yollar engebeli, sıkıcı ve yorucu olur. İlk izlenimlere bakılacak olursa Harbiye pek tabii ki cazip gelir. Nitekim Safa da karakterinin gözünden böyle gösterir. Fakat
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,1bin okunma
9/10
·128 syf.··
2019 126. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2019 05:19
"bir yanım asaf halet söylüyor diğer yanım fabrika" Onur Ünlü (bknz. Ah Muhsin Ünlü - Gidiyorum Bu) İlk burada duydum Asaf Halet'i. Daha önce de duymuş olabilirim de.. Fakat ilk bu dizelerde merak ettim şairi.. Kimdi bu Asaf Halet ve neden şairin bir yanı asaf halet söylüyorken diğer yanı fabrika? Bilinçsizce kurulmuş bir cümle olamazdı bu değil mi? Yani, şiir okuyanlar bilir ki bir dizeye roman sığdırma sanatıdır şiir ve bu sebeple öyle gelişigüzel yazılmaz hiçbir şiir.. Merak ettim Asaf Halet'i ve bir şeyi merak ettiysem merakımı gidermeden bırakmam o şeyin peşini.. Bazen unutuyorum veya -mış gibi yapıyorum. Fakat zamanı gelince o şey bilinç altımdan göz kırpıyor bana. Buradayım, hey. Unutma, der gibi.. İşte uzun zaman sonra merakımı gideriyorum Asaf Halet ile ilgili.. Asaf Halet, farklı bir şair. Değişik. Uzakdoğu felsefesi de var onda sufi felsefesi de, kutsal kitaplar(!)dan da harmanlamış belli başlı bilgileri de.. Avrupai bir şeyler de var tabii.. Kendi hayatı ile birlikte bir havana koyup dövmüş bunları iyice.. Ortaya bir Asaf Halet çıkmış böylece.. İlk bakışta "vay be" diyebilirsiniz. Çünkü birbirinden çok farklı şeyleri bütünlemiş içinde. Oysa biraz bilgisi olan bilir ki, Uzakdoğu ve Sufî felsefeleri yüksek oranda birbirine benzemede.. Kutsal Kitaplar(!) da birbirine.. Sufî felsefesinin esin kaynağı Kur'an. Yani kutsal kitap(!).. Bu bilgiler çerçevesinde diyebiliriz ki, kutsal kitaplarla, sufî ve uzakdoğu felsefeleri bir. Ama Asaf Halet gibi şairler çıkıp da bunları bir havanda dövüp hayatıyla süsleyip bize sunmasa belki de bunun farkında olmayacaktık. Ne dersiniz? Asaf Halet'in en belirgin özelliği bu diye bunun üzerine durdum. Gerçeği bu hakikati alırsanız geriye bir Asaf Halet de kalmaz ya!.. Asaf Halet'i okuyacaksanız biraz bilginiz olmalı.. Bu
Şiir
Bütün ŞiirleriAsaf Hâlet Çelebi · Yapı Kredi Yayınları · 20132,048 okunma
9/10
·112 syf.··
2019 125. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2019 07:15
Bir bahar günü. Hava güzel. Bir anne omzunda kızı diğer kızının da elinden tutmuş yürüyor. Yanında babalarıyla birlikte. Kızların biri bir yaşında var veya yok. Diğeri üç veya dört yaşında. Altı yaşlarında olan üçüncü kız hoplayıp zıplayarak yürüyor yanlarında. Bir de dördüncü bir çocuk daha var. Yedi yaşlarında.. Zayıf, çelimsiz bir oğlan. Toplamda altı kişiler. Yürüyorlar bir bahar günü. Oğlan birden yere çöküyor. Sitem ediyor annesine. Yürüyemiyor çocuk. Anneden önce baba devreye giriyor. Baba sinirli. Kendinden sonra üç kız doğmuş diye çocuğa kinli zaten baba, bir de yürümüyorum demez mi? Bağırıyor baba. Çocuk halsiz. Yerinden kıpırdayamıyor. Baba agresif. Yapıştırıyor okkalı bir küfür. Çocuk hala yerinde. Yürümek istiyor. Ama bacaklarında derman yok. Babasının susması için bile olsa kalkıp koşmak istiyor. Fakat dizleri dinlemiyor. Ah ne olurdu şimdi kalkıp koşabilseydi. Dizleri ona direnmeseydi.. Ne olurdu sanki. Anne dayanamıyor. Devreye giriyor kendisi. Oğlu sonuçta.. Korumaya çalışıyorsa da ne yapabilir ki? Yalvar yakar kaldırıyor çocuğu yerden. Dizlerindeki acıdan geberecek gibi olsa da zorluyor oğlan kendini. Yürüyorlar en nihayetinde. Ama anne peşini bırakmıyor işin. Babaya doktor diyor. Baba işe gidecek, oralı olmuyor bile. Oysa kardeşinin çocuklarını veya diğer çocuklarından birine bir şey olsa işi gücü bırakıp koşuyor. Ama bu uğursuz oğlan için kendini yormak istemiyor. Sevmiyor onu çünkü. Neden ondan sonra üç kız doğdu, diye. Ayrıca çelimsiz ve sıska bir şey. Geberip gitse ya.. Belki baba da kurtulmuş olur. Ama geberip gitmiyor. Nasıl bir inatla yaşama tutunmuşsa.. Oysa oğlan dahi ölmek istiyor. Baba bunu bilmiyor tabi.. Kimse bilmiyor çocuğun beş yaşından beri ölmek istediğini ve başarısız bir intihar girişiminde bulunduğunu.. Anne işin peşini
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022120,9bin okunma
10/10
·32 syf.··
2019 116. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2019 20:54
Aramızda Nasrettin Hoca'yı bilmeyen var mı? Öyle sanıyorum ki yoktur. Bunun bir nedeni olmalı değil mi? Yoksa nasıl olur da yüzyıllara meydan okuyabilirdi ki? İşte bu konuya biraz eğilmek istiyorum. Yoksa Nasrettin Hoca'nın nesini anlatmaya gerek var ki? Dediğim gibi Nasrettin Hoca zamana meydan okumuş fıkraları -veya bu kitaptaki deyişle gülütleri- ile herkesin dilinde pelesenk olmuştur. Onu kimi zaman "Keramet kavuktaysa buyur sen oku" sözüyle anarız, kimi zaman "Ye kürküm ye," derken buluruz, bazı zaman "bindiği dalı keserken" görürüz onu, bazı bazı "göle maya çalmasıyla" biliriz, bazen "eşeğine ters binmesiyle" anarız Hoca'yı ve bazen de dönemin sultanıyla arasında geçen politik olaylarıyla biliriz. Tüm bu gülütlerin ortak noktası şudur; toplumdaki aksaklığı mizah ile aktarır. Mizahı öyle başarılıdır ki hala ilk günkü zevkle okunur. Peki, sebebi sadece bu mudur dersiniz? Belki de bir diğer sebebi yüzyıllar önceki toplumun aynısı hala günümüzde de yaşadığı içindir. Belki de gülerek okuduğumuz bu gülütlerden gereken dersleri almıyoruz. Siz ne dersiniz? Birçok kimse gibi ben de Aziz Nesin'i sürekli Nasrettin Hoca'ya benzetiyorum. Bana göre Aziz Dede 20. Yy'ın Nasrettin Hoca'sıdır. Bu da bize şu gerçeği gösterir ki; Aziz Nesin, zamana meydan okuyacak bir yazarımızdır. Birçok yazar unutulacak olsa da Aziz Dede o muhteşem mizahı ve taşlamalarıyla gönlümüze taht kurmaya devam edecektir. Bizden sonraki nesiller dahi onu zevkle okuyacaktır. Fakat şu hakikat de vardır ki, acaba onu hakkıyla anlayabilecek miyiz yoksa o da Nasrettin Hoca gibi zamana meydan okuyup zevkle okunmasına rağmen anlaşılmayacak mıdır? Acaba Aziz Dede'nin öykülerinden gerekli dersleri çıkarabilecek miyiz? Yoksa yüzyıllar önceki gibi olmaya devam mı edeceğiz? Aziz Dede'yi de basit bir güldürü, mizah,
Nasrettin Hoca GülütlerAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201658 okunma