Biz mahkûmuz: Sevişmeye ve birbirimizi yemeye…
Tarih bunun hikâyesidir. İki insan, hele kadın ve erkek, birbirinin ebedi dostu ve düşmanıdır. Daima sevişecek ve didişeceklerdir. Aşk, erkekle kadın arasındaki harpte, iki tarafın yorgunluğundan gelen ve gene kavga ile biten geçici bir mütarekeden başka bir şey değildir: Dostluk ve öteki sevgiler gibi…
“Ben adam öldürmem. İnsan öldürmek çok kötüdür. İnsan hiç Allahın yaptığı en güzel binayı yıkar mı?”
“Topal Ali mi Allahın yaptığı en güzel bina?”
“Onun orasını ancak büyük Allah bilir, kim bilir Allah indinde kim kimdir. Ben dünya malı için Allahın binasını yıkamam. İnsan çok güzel bir yaratıktır Ağam, ağlayan, gülen, seven, hele de seven…”
bence o, sevgisini de nefretini de bir tür örtü altında tutan, sevilip de sonradan nefret edilmeyi ise bir tür münasebetsizlik olarak kabul eden bir kişi.
ancak bunu bilmek, köklerini tanımak öyle önemli ki. varoluşunun nerede başladığını bilmek. bilmediği zaman, yaşamı insana gerçek dışı geliyor. bir bilmece gibi. sanki bir öykünün başını kaçırmışsın da şimdi ortasındasın ve anlamaya çalışıyorsun gibi.