"Kutuplaşma ve İnsan Psikolojisi"
İnsan zihni, dünyayı anlamlandırabilmek için karmaşık gerçeklikleri çoğu zaman basit kategorilere ayırır. "Biz ve onlar", "haklı ve haksız", "iyi ve kötü" gibi ikili ayrımlar, belirsizlik karşısında zihne güven hissi verir. Ancak bu eğilim, toplumsal ve siyasi kutuplaşmalarda daha güçlü bir hâl alabilir ve bireylerin savundukları fikirleri sorgulamadan, hatta zaman zaman fanatik bir şekilde savunmalarına neden olabilir. Bir insan bir görüşü benimsediğinde, zamanla o görüş yalnızca bir fikir olmaktan çıkar ve kimliğinin bir parçası hâline gelir. Artık saldırıya uğrayan şey sadece bir düşünce değil, kişinin kendisidir. Bu nedenle karşıt görüşlerle karşılaşmak, bazı insanlarda mantıksal bir tartışmadan çok kişisel bir tehdit hissi yaratır. Böyle durumlarda amaç gerçeği bulmak değil, ait olunan grubun haklılığını korumak olur. Psikolojide buna yakın süreçlerden biri "onaylama yanlılığı" olarak bilinir. İnsanlar çoğu zaman mevcut inançlarını destekleyen bilgileri arar, bunları daha kolay kabul eder ve inançlarıyla çelişen verileri görmezden gelir. Çünkü yanlış çıkmak yalnızca bir hata yapmak anlamına gelmez; bazen yıllarca savunulan bir kimliğin, bir aidiyetin veya bir dünya görüşünün sarsılması anlamına gelir. Kutuplaşmanın derinleşmesinde aidiyet ihtiyacı da önemli bir rol oynar. İnsan sosyal bir varlıktır ve bir gruba ait olmak psikolojik güvenlik sağlar. Bir grubun üyesi olan birey, zamanla grubun değerlerini kendi değerleri gibi görmeye başlar. Grup tarafından kabul edilmek ödüllendirici, dışlanmak ise acı verici bir deneyimdir. Bu nedenle bazı insanlar kendi görüşlerinden şüphe duysalar bile grubun genel çizgisini savunmaya devam ederler. Bir başka etken ise belirsizlik korkusudur. Kesin cevaplar insanlara rahatlık verir. Oysa gerçek dünya çoğu zaman gri alanlarla
Psikoloji
Fikri ve Ahlaki Devrime Neden İhtiyacımız Var?
🧠“İnsanlar nizamı yıkmak istiyor” nidaları ile sokakları inleten Arap protestoları gösterdi ki, adalet arayışının her geçen gün arttığı, yolsuzlukların had safhaya ulaştığı, doğruluk, dürüstlük gibi değerlerin artık sadece retorikte kaldığı ortamlarda ahlaki ve fikri devrimlere duyulan istek eskilerden daha fazladır. Bu yazı daha önce ahlak ve fikir üzerine yapılmış çalışmaların üzerine yeni şeyler eklemiyor, böyle bir iddiası da yok. Fakat halihazırda var olan sorunların ve özellikle can yakıcı Arap Baharı tecrübelerinin, fikir ve ahlak harmonisi ile aşılacağı vurgusunu tekrarladığı ve bu alanda bir farkındalık oluşturmak istediği kesin. Muhtevayı ise Cezayirli mütefekkir Malek Bennabi’nin, “medeniyetleri zengin yapan onların sahip olduğu nesnelerin niceliklerinin toplamı değil; ancak düşünce ve fikirlerinin sayısıdır” mucibince oluşturuyor ve Mağripli feylesof Taha Abdurrahman’ın ahlak projesi ile de bunu destekliyor. Tunus’un 11’inci Cumhurbaşkanı Moncef Marzouki tarafından kaleme alınan iki yazıdan esinlenerek derlenen bu düşünce yazısı, konuyu iç içe geçmiş iki perspektiften (fikir ve ahlak) ele alarak, Arap Baharı düzleminde uzun soluklu ve ciddi efor isteyen bir yol haritası ortaya çıkarmayı amaçlıyor. Bu hususta edilmiş bütün kelamların, uzun ve hararetli tartışmaların ardından bütün toplumlara ciddi merhaleler ile geldiği unutulmamalı ki artık kışa döndüğü söylenen; fakat görece nihayetlenmemiş Arap hareketlenmeleri bunun en güzel örneklerinden birini teşkil etmektedir. Ahlaka Dair __Moncef Marzouki “Muhtaç olduğumuz ahlaki devrim” adlı yazısında hasta, hemşire ve doktor örneğinden bahsederek sırasıyla disiplin, merhamet ve mesleki etik yoksa bütün düzenin çatlayacağına değinir. Yine bu minvalde, Malek Bennabi de bireylerin toplumu
Makale|Yazı
Reklam
bugün 19 mayıs.. fırtınalı bir gecede, kendi başına aldığı bir kararla, imkansızlıklar içinde, gizlice ve canını hiçe sayarak çürük bir vapurla samsuna çıkan ve tek başına memleketi kurtaran şu meşhuur "süper kahraman" efsanesinin sene-i devriyesi.. hepimizin ilkokul yıllarından beri dinlediği şu tanıdık hikaye.. hitlerin propaganda bakanı goebbels, "yeterince büyük bir yalanı sürekli tekrar ederseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlar" demişti. haklıydı.. artık goebbels mi onlardan ilham aldı, yoksa onlar mı goebbelsten bilinmez; ancak kamalizm dininin ruhbanları o kadar fazla yalanı o kadar çok tekrar ettirdiler ki, bu süper kahraman senaryoları yüz senedir kapalı gişe oynuyor. Bu da o senaryolardan sadece biri.. neyse, "büyük bütçeli, pahalı bir prodüksiyon, emeğe saygı" dedik, bugüne kadar yuttuk, eyvallah (!) yalnız, bu süper kahramanımız da biraz kaprisliymiş zannımca.. zira anadoluya gitmek için nazının niyazının bini bir para. istek listesi ise epey kabarık: 2 adet binek otomobil, kafi miktarda benzin ve lastik, 15 bin kuruşluk maaş, fevkalade masraflar için ek ödenek, ve tüm bunlara ek olarak, 3 aylık maaşının peşin ödenmesi.. üstelik süper kahramanımız isteklerine anında cevap verilmediği için de bir hayli sitemkar. bir de şart koşuyor: eğer bu talepleri yerine getirilirse, kahramanımız lütfedip 3 gün içinde yola çıkacakmış.. peki, kaynak ne? genelkurmay başkanlığı.. bu "kaprisli" süper kahramanımızın harbiye nazırlığı ile günlerce süren yazışmalarının orijinal boyutlu vesikaları, genelkurmayın eylül 1952den beri yayımladığı "harp tarihi vesikaları dergisi"nin henüz 1. sayısında açıkça yer almaktadır. bu belgelere milli savunma bakanlığının resmi sitesinden ulaşabilir ve pdf olarak indirebilirsiniz. söz konusu dergiler günümüzde de ocak ve temmuz
Mustafa Kemal Atatürk

Amine

@Kalem_ve_Kelam
·
19 Mayıs gerçeği. Gelen yorumlara cevap vermeye gerek duymuyorum, çünkü neyi savunduğumun gayet farkındayım. Fikir özgürlüğü diye yırtınıyor bazıları işlerine geldiği vakit. Prim kasmak demiş bir hanımefendi! Bir davam ve bir yüzüm var hakikate dönük, elhamdülillah. Sözüm ona "prim kasmak", birilerine şirin görünmek için hem şu hem buyum demiyorum. Tarih bilgisi bir kaç sayfadan ibaret olanların düşünceleri de hükümsüzdür. "Deli"dedikleri adamın tırnağı kadar bu din namına çaba vermeyelerin sözleri ise hakikate kör olmaktan başka bir şey değildir! Hamd olsun Allah Azze ve Celle'ye ki hakikate açık kılmış gözlerimizi. Ya hem kör hem de birileri bizi dışlamasın, sevsin diye yüz değiştirenlerden olsaydık...
1000Kitap
Hiç gelmeyecek birini beklemek, "Güçlü ol!" diyorum kendime, hayır, şimdi değil... ..Şimdi değil, daha sonra güçlü olurum! Hayatın Sessizliğinde
1000k
Bu uygulamanın diğer sosyal medyalardan farklı olması gerek bir iletişimin olması görüş ve düşüncelerin büyük ölçüde yer alması gereken uygulamada sadece yüzeysel bir okuma var düşünme, verilmek istenen mesaj ne Buradan kendime ne gibi bir pay çıkartırım gibi bir düşüncemiz yok umursamıyoruz ne anlamı kaldı kitap okumanın kültürleşmeye çalışmanın zevkli ve önemli olan kitabı okumak değil okuduktan sonra bana ne kattı ne gibi faydaları oldu başka insanların bu kitap hakkında görüşleri nedir işte bunları öğrenip, yaşarsak işte o zaman her şey anlam bulur
Bilgi ve kültür seviyem arttıkça ,yaygın bir kurumsal ileti olan 'Görüş ve düşünceleriniz bizim için önemlidir." sözünün akla gelmesi ve gülmek ...:)
Reklam
Reklam