Puan vermedi
Herkese merhaba Kısa bir ara sonrası kaldığımız yerden, hazır da karne tatili yaklaşmışken, bir çocuk kitabıyla devam edelim. Pofidik, dünyanın en korkusuz ajanı olarak tanınsa da; pineklemeyi, atıştırmalık yemeyi ve tembellik etmeyi seven, konforuna düşkün bir kedidir. Her şey Pofidik ile casus arkadaşları Jade ve Kit’in, izin gününde su parkını ziyaret etmeleriyle başlar. Kahramanlarımız için gayet sıradan başlayan izin günü, su parkının en büyük düşmanları tarafından gizli bir üs olarak kullanıldığını fark etmeleriyle macera ve aksiyon dolu bir yolculuğa dönüşür. Bakalım Pofidik ve arkadaşları, ‘Kıskaç’ ajanlar şehri yok etmeden önce onları durdurabilecek mi? Başarılı çizimleri, esprili ve akıcı anlatımı; cesaret, ekip çalışması ve arkadaşlık temalarıyla ilkokul seviyesinin bayılacağı bir kitap. Keyifli okumalar
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202638 okunma
Puan vermedi·156 syf.··
2026 21. kitabı
Çocuklara yönelik, mizah ve macerayı harmanlayan eğlenceli bir hikâyedir. Kitabın ana karakteri olan Pofidik, dünyanın en korkusuz ajanı olarak bilinse de, aslında pineklemeye ve atıştırmalıklara düşkünlüğü ile nam salmıştır. Pofidik ve casus arkadaşları Jade ile Kit’in, normal bir izin gününde bir su parkını ziyaret etmeleriyle başlar. Ancak bu sıradan dinlenme günü, büyük bir keşifle aksiyon dolu bir maceraya dönüşür: En büyük düşmanlarının, su parkını gizli bir üs olarak kullandığını fark ederler. Pofidik ve ekibi, “Kıskaç” ajanları şehri yok etmeden önce onları durdurmak zorundadır. Pofidik, bu kritik görevde atıştırmalıklarına olan düşkünlüğü yüzünden sakarlıklar yapacak mıdır, yoksa günü kurtarmayı başarabilecek midir? Hikaye çok hareketli; su parkında geçen maceraları, gizli üsler ve kötü planlar derken tempo hiç düşmüyor. En çok sevdiğim yanı ise, bu kadar eğlenceli ve bol kahkahalı bir serüvenin içine arkadaşlık, cesaret ve ekip çalışması gibi güzel değerleri çok doğal bir şekilde işlemiş olmaları.
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202638 okunma
Reklam
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 134. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:00
"NÂZIM HİKMET VE TİYATROSU" "Suçlular suçlarıyla doğmazlar. Onları içinde bulundukları sosyal çevre eğitir." Bazı kitaplar yalnızca bir sanatçıyı anlatmaz; aynı zamanda sanatın, siyasetin ve tarihin birbirine nasıl dokunduğunu da gösterir. Nâzım Hikmet'in yakın dostu olan yazar, kendi tanıklıklarını arşiv belgeleriyle birleştirerek bizlere biyografik bir anlatı, dönemin kültürel atmosferini de tüm gerçekliğiyle hissettiriyor. Nâzım Hikmet denildiğinde akla ilk gelen şiirleridir. Kuvâyi Milliye, Memleketimden İnsan Manzaraları, Şeyh Bedreddin Destanı… Oysa büyük şairin yaşamında şiir kadar baskın bir başka tutku daha vardır: tiyatro. Ne var ki bu yönü, Türkiye’de uzun yıllar gölgede kalmış, neredeyse yalnızca şiirleriyle anılagelmiştir. Antonina Sverçevskaya, sıradan bir araştırmacı değil. Nâzım Hikmet’in yakın dostu ve alanının uzmanı bir Türkolog. Bu ikili yakınlık, kitabın en güçlü yanını oluşturuyor: Sverçevskaya, şaire dışarıdan bakan bir gözlemci değil; onun Moskova günlerine, tiyatro provalarına, dost sohbetlerine tanıklık etmiş biri. Dahası, anılarını yalnızca kişisel hafızasıyla sınırlı bırakmıyor; arşiv bilgileriyle pekiştirerek birinci elden anlatımla belgesel sağlamlığı birleştiriyor. Eserde, Şair’in Sovyetler Birliği’nde geçirdiği üç ayrı dönemi mercek altına alıyor: 1921-1924, 1925-1928 ve 1951’den 1963’teki ölümüne kadar. Bu yıllar, Nâzım’ın hayatının en az Türkiye’deki kadar çalkantılı, en az şiirleri kadar yoğun geçtiği dönemlerdir. Kitabın en dikkat çekici yanı, Nâzım’ın tiyatro çalışmalarına odaklanması. Sverçevskaya, şairin gençlik yıllarında KUTV’daki (Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi) ilk tiyatro denemelerinden başlıyor. Metla’nın (Moskova Devrim Tiyatrosu Türk Bölümü) kuruluş hikâyesini anlatıyor. Ardından yüzlerce kez sahnelenen
Edebiyat
Nazım Hikmet ve TiyatrosuAntonina Sverçevskaya · Cem Yayınevi · 20037 okunma
Kitabı yarım bıraktım çünkü inancımla ters düştüğünde kalbimde huzursuzluğu arttıran ne varsa aleyhime işliyor gibi hissediyorum. Bu Murat Menteş'ten okuduğum ve yarım bıraktığım ilk kitaptı. 284 sayfa okudum. Kurgu oldukça ilgi çekiciydi, yazarın dili okuyucuyu sayfalara hapseden bir atmosfer oluşturmakta profosyonelce kullanılmış. Kitabın ortalarına doğru baş karakterlerden birinin eşcinsel olduğu tasvirinde bir durakladım ve alakayı sorguladım. Görmemiş okumamış gibi davranarak kitaba devam ettim. Maruz bırakıldığımız ve normalleştirmemiz gerektiği iddia edilen bu mevzunun geçtiği kitapları okumak film ve dizileri seyretmek manevi kimliğimizde zedelenmeler oluşturuyor bence. Pis fikirleriniz ve fıtrata aykırı eylemlerinizin ruhumuzu kıskaç altına almasını adil bulmuyorum ve bulmayacağım. Kaliteli eserleri ahlaklı bir duruşla ortaya koyamayan sanat ve edebiyat camiasına da kırgınlığım sürecek...
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026751 okunma
Karanlık ve aydınlık
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 01:46
Her zaman olduğu gibi öncelikle kitabı özetleyip sonra da kendi düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Otomatik Portakal adlı kitap 1.bölümde Alex adında 15 yaşında bir genç ve onun çetesi ile yaptığı kötülükleri anlatmaktadır. Alex ve çetesi yaşlı veya genç farketmeksizin masum insanları döver,hırsızlık yapar,kadınlara tecavüz eder vs. Bunun gibi bir ton kötülük yaparlar ve bunları yaparlarken zevk alırlar,yaptıktan sonra ise herhangi bir pişmanlık duymazlar. Bir süre sonra Alex ve çetesi arasında anlaşmazlıklar olur ve bir soygun sırasında Alex'e ihanet ederler.Alex bu soygunda yaşlı bir kadını istemeden de olsa öldürmüş olur ama kadın saldırı anından önce polisi aradığı için çete kaçar ve Alex yakalanır. Alex yakalandıktan sonra kitabın 2.bölümüne geçmiş oluyoruz. Alex daha önce de benzer suçlara karıştığı için zaten polis gözetimindeydi ve topluma kazandırılmaya çalışılıyordu ama bu son cinayetten sonra hapise girdi. Alex hapiste geçirdiği sürede de bir kişiyi öldürdü ve hapishane yönetimi suçluları topluma kazandırmanın onları nezarette tutmak gibi sıradan yöntemler ile başarısız olacağını düşündüğünden "Ludovico" adlı yeni bir yöntemi denemek istediler ve ilk denek Alex oldu. Ludovico deneyinde deneğe önce bir iğne yapılır ve bu iğne deneğin işlem sırasında ağrı,sancı,sızı gibi şeyleri hissetmesini sağlar ve ardından denek bir koltuğa oturtulur. Deneğin kıpırdamadan durabilmesi için başı,gövdesi,kolları,bacakları her yeri bağlanır ve gözlerine ise kıskaç takılır çünkü denek izlediği şeyden gözünü kaçıramasın ve kapatamasın diyedir. Her şey tamamlandıktan sonra ise deneğe şiddet,cinayet,tecavüz ve birçok kanlı sahneler gösterirler ve bunları gösterirken arkadan da Alex'in hayranı olduğu Beethoven'dan şarkılar eklerler. Denek bunların hepsini bitene kadar izlemek
1000Kitap
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 151. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 17:27
Tomris Uyar öykülerinin yüzü sokağa dönüktür. Günlüğünde söylediği gibi, anlatacaklarını "dışarıda sürüp giden büyük hikâye'den seçmiştir. Yazıldıkları dönemlerle birlikte değerlendirildiğinde, bu öykülerde toplumsal dönüşüm sancılarımız adım adım izlenebilir. İstanbul, bütün öykülerin merkezindedir. Taşrada, kıyı kasabalarında ve ülke dışında dolaşsalar bile öykü kişileri, içlerinde veya karşılarında bu şehirde yaşamış olma deneyimini bulur, onunla yüzleşir, onunla hesaplaşırlar. Yetiştiği iklimi kaybetmiş yaşlılar, duyarlı çocuklar, cinsel/ toplumsal kıskaç içinde birey olmaya çalışan genç kadınlar ve erkekler, her yüzleşme ânından yenik çıkan burjuvalar, bıçkınlar, balıkçılar, unutulmuş eski oyuncular, vitrindeki yeni şarkıcılar, şehirde kendilerine yer açmaya çalışan taşralılar, giderek bu yeri diğerlerini ezmek pahasına genişletmeye kalkışanlar... günlük hayattan rastgele seçilmiş kesitlerle geçerler öykülerden. Şiirsel izlenimlerin yalın bir dille aktarıldığı, incelikle yakalanmış ân'ların, kimi zaman hüzünle, kimi zaman karamizahla aydınlatıldığı öykülerdir bunlar.
Hayata Dair
Metal YorgunluğuTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20191,111 okunma
Reklam
Reklam