Yeniden merhabalar efendim :))
Bu sefer beraber "Mutlu Olma Sanatı" adlı eseri hem eleştireceğiz hem de öveceğiz. Bu kitap okuduğum ilk düşünce kitabı olmasıyla beraber bana bir şeyler kattığını veya aldığını söyleyebilirim. Beğendiğim veya katılmadığım alıntılarla şimdi göstereceğim:
-"Güçlü ve zayıf yanlarımızın nerede olduğunu araştırınca her şekilde yarar sağlamaya çalışmak için göze çarpan doğal yeteneklerimizi geliştireceğiz, kullanacağız ve hep uygun ve geçerli oldukları yere yöneleceğiz fakat doğamız gereği yeteneğimizin az olduğu şeyler için çaba harcamaktan sakınacağız; beceremediğimiz şeyi denemekten kaçacağız. Sadece bu noktaya ulaşan kişi her zaman tam dirayetle tamamen kendisi olur ve kendinden ne bekleyebileceğini bildiği için hayal kırıklığına uğramaz." (syf. 17)
Buraya kısmen katılıyoru çünkü kendi doğamıza, kimyamıza yönelip neyi iyi yaptığımıza yönelmek beni de kesinlikle mutlu eder ki bu zaten çok doğru ama bu zayıf olduğumuz alanda da çalışıp çabalarken mutsuz da olacağımız anlamına gelmez. Bunu çekilebilir hale veya sahtecikten de olsa sevmek bizim elimizde. Kendimizden beklediğimiz şeyleri zaten bir şekilde yapıyoruz. Neden diğer taraftan da bir şeyler beklemeyelim ki?
-"İnsan neşeliyse, neşeli olmak için her açıdan nedeni olup olmadığını düşünerek kendinden izin istemez.
(syf.28)
Burada ise kendimden çok şey gördüğümü söyleyebilirim. "Ben bunu hak ediyor muyum? Bugün çok iyiyim kesin yarın acısı çıkacak, cezasını çekeceğim" gibisinden saçmalıklarla kendimi meşgul eder böyle olmayı yakıştıramazdım. Halbuki ne kadar da yanlış değil mi? Herkes az buçuk neşeli olmayı "hak etmez" mi?
-" Azimle sırf gelecekte yaşayanlar, hep ileriye bakanlar ve yaklaşan şeylere, en başta da asıl mutluluğu getirecek olanlara sabırsızlıkla koşanlar, mevcut ânın