Mutlak Sonsuz Mutlak Olan'dan Kamil İnsana
Cevat ORHAN
Giriş
Evrenin varoluşu, kadim felsefi sorularla modern bilimin kesiştiği noktada durur. Bu makale, madde ve enerjiden oluşan fiziksel evrenin ötesinde, her şeyin nihai kaynağı olan Mutlak sonsuz yani mutlak olan'dan yola çıkarak, evrenin, onun sıfatı olan Mutlak sonsuzluk'tan kaynaklanan bir "program" dahilinde işlediği düşüncesini hem felsefi hem de bilimsel açılardan ele almaktadır. Bu sentez makalesi, bu çok katmanlı gerçekliği tek bir bütüncül bakış açısıyla aydınlatarak, varoluşun sırrına dair derin bir anlayış sunmayı amaçlamaktadır.
Temel Amaç: Kamil İnsan Olma Yolculuğu
Tüm bu felsefi sorgulama ve bilimsel keşiflerin nihai amacı, insanın evrendeki yerini ve rolünü idrak ederek, Kamil İnsan olma durumuna ulaşmasıdır. Bu, bireysel benliğin sınırlılıklarından çıkarak, evrensel bilincin bir yansıması haline gelmeyi hedefleyen bir yolculuktur.
Ana Kaynak ve Program
Her şeyin başlangıcı ve bitişi olmayan o nihai kaynak, Mutlak sonsuz yani mutlak olan'dır. Bu Varlık, kendisiyle birlikte Mutlak sonsuzluk'u taşıyan o nihai "durum" veya "kaynaktır". O'nun bir niteliği olan Mutlak sonsuzluk ise, yaratma potansiyelini, bilgi sınırsızlığını ve tezahür gücünü ifade eder. Evrenin var olma potansiyeli bu sonsuzluk vasfından kaynaklanır. Bu program, evreni oluşturan bir "akış" başlatır ve bu akış, frekanslar ve titreşimler yoluyla tezahür eder.
Bilimsel ve Felsefi Perspektif: Potansiyelden Varlığa
Kuantum fiziği, en temel seviyede, parçacıkların sabit bir konumdan ziyade, olasılık dalgaları olarak var olduğunu savunur. Bu durum, varlığın somutlaşmadan önce bir potansiyeller havuzu olduğunu gösterir. Einstein'ın görelilik teorisi de zaman ve mekânın, mutlak ve durağan değil, evrenin kendisiyle birlikte var olan