Martı
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:20
Merhaba hissedenler, bugün size #antonçehov'dan #mart kitabıyla geldim. Daha önce okuyanlar var mı? Okumam için biri vermişti bana bu eseri, onun sayesinde okudum ben de. Kısaltılmış olduğu için pek tat alamadım ben ve ilk başta kim kimdi biraz zorlandım. Kimi yerde ismi, kimi yerde soyadı geçiyor bazı karakterlerin. Sonradan alıştım ve biraz ilerisinde de kitap bitti zaten. Kısaltılmış kitapları pek okumak istemem ama elimde varken de değerlendirmek, okumak isterim tabii ki. Benim de şu an öyle oldu. Normal basımı ne bilmiyorum ama kısaltılmamış halini de okumak isterim kitabın. Siz bu kitap hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumda buluşalım #kitapalıntıları 🪽(Treplev, Nina'nın ayakları dibine bırakır martıyı.) NİNA: Bu da ne demek oluyor? TREPLEV: Bugün bu martıyı öldürmek alçaklığında bulundum. Onu ayaklarınızın dibine bırakıyorum. NİNA: Neyiniz var sizin? (Kaldırıp bakar martıya.) TREPLEV (Bir sessizlikten sonra.): Yakında kendimi de böyle öldüreceğim. NİNA: Sizi tanıyamıyorum. TREPLEV: Doğru ama ben de sizi tanıyamamaya başladıktan sonra. Bana karşı değiştiniz, bakışlarınız yabancı, varlığım sıkıyor sizi.
MartıAnton Çehov · Yediveren Yayınları · 202226,6bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:48
Mükemmel bir roman. Gerçekten işini iyi yapan insanlar eskidendi. Fakir Baykurt nereeeee günümüzdeki yazarlar nere. İmgeleme,konu,bağdaştırma... Ne diyeyim ki? Edebiyat sanatı diye bir şey var. Her önüne gelen kitap yazarsa,(ki yazsınlar,yazsınlar ki bu tür kitapların değerini daha çok artırsınlar) yazılan kitap da hayat hikayesi,kişisel gelişim olursa edebiyat sanatı diye bir şey bitmiştir. Ne şanslıyız ki gerçek edebiyata sahip kitapları ayırt edebiliyoruz. Konudan saptık ama kitabın konusundan sapmayalım;köy hayatında, varsılların yoksullar üzerindeki baskınlığını anlatan köy romanı. Çok güzeldi.
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Adam Yayınları · 20037,3bin okunma
Reklam
8/10
·464 syf.·
2026 102. kitabı
Özge Naz sevdiğim yazarlardan biri olduğu için merakla beklediğim askeri kurgu türündeki Bir Kibritle Yok Olmak kitabına büyük bir merakla başladım. Kitabın genel hatlarıyla oldukça akıcı, okuyucuyu yormayan ve içine çeken bir dili var. Eğer bu tarz askeri kurguları seviyorsanız, hikayenin dünyasına kesinlikle bir şans vermelisiniz. ​Kitabı genel olarak keyifle okusam da hislerimin biraz ikiye bölündüğünü söyleyebilirim. Balkan Kızı ve Barut’un o kaotik, entrikalı hikayesini okumak güzeldi. Özellikle geçmiş zaman bölümlerinden sonra şimdiki zamana geçildiğindeki o elektriği ve aralarındaki çekimi okumak beni çok daha fazla yükseltti. Yan karakterlerin hikayeye dahil oluşu da güzel işlenmişti. Özellikle tim içinde Kanca ve Siren karakterlerine ayrıca bayıldım. Açıkçası timde kendime en yakın hissettiğim, en sevdiğim iki karakter onlar oldu; diğerlerine karşı o kadar sıcaklık hissedemedim. Bir de Fısıltı karakterini sevdiğimi eklemeliyim. Kitabın sonu ise serinin devamını doğrudan okuma isteği uyandıracak cinsten bitti. ​Gelelim beni okurken durup düşündüren ve biraz rahatsız eden o asıl kısma. Yukarıda timin dinamiklerinden bahsettim ama buradaki mizahın ve arkadaşlık bağlarının dozu bazı sahnelerde beni kurgudan biraz uzaklaştırdı. Karakterlerin yaşları, rütbeleri ve bulundukai askeri konum ile sergiledikleri bazı tavırlar arasında ciddi bir tezatlık hissettim. Koca bir timin ve yüzbaşının, mesleki ciddiyetlerine ya da olgunluklarına pek yakıştıramadığım, yer yer liseli ergenleri andıran bazı diyalogları ve hitap şekilleri kitaba o aradığım askeri ağırlığı vermekten uzaktı. Tabii ki kendi aralarında eğlenecekler, askeri mizahı ben de seviyorum ama buradaki bazı diyalog tercihleri maalesef karakterlerin o güçlü ve profesyonel imajını zedelemiş diye düşünüyorum. ​Yine
Edebiyat
Bir Kibritle Yok OlmakÖzge Naz · Guardian Yayınları · 02,309 okunma
9/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:18
Martin Eden ,benim için bir başarı öyküsünden ziyade, insanın kendine karşı verdiği o uzun ve yorucu savaşın romanı. Martin’in kitaplara sığınması,yaşadığı yoksulluğa rağmen ideallerinin ,hayallerinin peşinde kendini var etmek için gösterdiği o müthiş inat ve her reddedilişte yeniden ayağa kalkışına kesinlikle hayranlık duydum. Ancak hikaye ilerledikçe asıl meselenin zirveye ulaşmak değil, o yolda yürürken neye dönüştüğümüzü görmek yaralayıcıydı. Bazen hayallerimize öyle bir körlükle odaklanıyoruz ki, hedefe varan kişinin artık eski "biz" olmadığını çok geç fark ediyoruz. Martin aynı Martin, zekası da yeteneği de aynı; ama dün onu görmezden gelenler, bugün sırf kazandığı etiketler yüzünden önünde eğiliyor. Bu durum, insanların gerçeğe değil sadece vitrine ve maddiyata ne denli değer verdiğinin en net kanıtı. Kitap bittiğinde içimde hüzünden çok şu duygu vardı :İnsan gerçekten neyin peşinden koşmalı? Toplumun alkışının mı, başarının mı, yoksa iç huzurun mu? Martin’in trajik yolculuğu bana hedeflere ulaşmanın her zaman mutlu son getirmediğini; insanın en temel ihtiyacının daha fazla kazanmak değil, kendini ait hissedebileceği bir dünya kurmak olduğunu gösterdi. Bu yüzden Martin Eden benim için sadece bir kitap değil; başarıyı, yalnızlığı ve hayatın anlamını gerçekten sorgulatan, bambaşka bir deneyim oldu.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 38. kitabı
Okudum bitti ama yine bir yerlerden götürerek .Küçücük bir çocuğun yazdırdığı o incelikli cümleler yüreğimi tarumar etti desem yeridir.Yazacak çok şey olsa da okunmaya değer bir kitap olduğunu söyleyip noklamak istiyorum.Çok ince bir işçilik var o sorularda.Siz de alın okuyun lütfen
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 15:39
okudumbitti Denge diye bir şey artık mümkün değil " sağlıklı bir hayat" rüyası bulanıklaşıyor. Bruno Patıno Balık Hafıza Dikkatimizi kim, nasıl yönetiyor ? Araştırma ve inceleme alanındaki kitapları okumayı seviyor musunuz Eğer seviyorsanız bu kitap tam size göre ben de bu türde okumalara yapmayı seviyorum faydalı bir eser olabiliyor. " Gözünüzün önündeki fanusun camı kırılabilir. Yeter ki hatırlayın balık olmadığınızı..." Akvaryumdaki bir Japon balığı yalnızca 8 saniyelik bir dikkat süresine sahiptir her turda dünyayı yeniden keşfetmenizin sebebi de budur Peki biz araştırmalar, milenyum kuşağının (1981 ve 1996 yılları arasında doğanlar ) dikkat süresine yalnızca 9 saniye olduğunu gösteriyor. Sosyal medya bildirimleri algoritmalar ve sonsuz kaydırmalı ekranlar arasında yönümüzü kaybederken tıpkı o fanustaki balıklar gibi aynı döngüleri yeniden ve yeniden yaşıyoruz. Kitapta şöyle bir cümle geçiyor zamana ele geçirmek için bütün hayatlara dair bütün verilerin ve nesneleri ele geçirmek gerekiyor gerçekten öyle değil mi Bizim yaptığımız her şey aslında ele geçirilmiş değil mi? Her içerik artı reklamla ilintili olarak muamele görüyor. Kültürel ve entelektüel hayatımızın zaman bozulması haline gelmişti. Bu kitabı okuyunca birçok şeyi anlam kazandı. Eğer siz de farkındalık anlamında gelişmek istiyorsanız bu kitabı tavsiye ederim. ÇOK GEÇ Bizim verilerimiz bize karşı kullanıldı.Arzunun kendisini inşa etmeye vakti yok !!! Ve demek istediğim diziden çalınan vakit yoksunlar yani İsteğe ait aşka ötekine ve mutlak olana dair. Sizlere yorumlardan da bahsettiğim kadarıyla kitaptan Aslında birçok kesit paylaştım ve o kadar anlamlı ki aslında kendinizi keşfetmenize kendinizi farkınıza ve almanıza zamanı ne kadar değerli olduğunu anlatıyor ben çok beğendim akıcı okuyabileceğiniz
1000Kitap
Balık HafızaBruno Patino · Doğan Kitap Yayınları · 202512 okunma
Reklam
Reklam