Bunu okumak cidden zordu. Herhalde bu dönem okurken sıkıldığım kitaplardan biri oldu. Ben Cahit Sıtkı Tarancı'nın hayatını güzelce öğreneceğim ve şiirleri ve yazar kişiliği ile ilgili bilgi alacağım diye düşünürken, bir de baktım yazılan her şey sürekli tekrar ediyor ama böyle bir iki kere falan değil ama sürekli. Sanki yazan kişiye senin 150 sayfa yazman zorunlu demiş, o da 46 yıllık bir hayat yaşamış Cahit Sıtkı Tarancı'nın hayatını nasıl 150 sayfaya sığdırabilirim ki diyerek her şeyi uzatmış ya da bol bol tekrar etmiş. Zaten yazım yanlışları ve noktalama işaretleri hatalarına girsem, bu yorum bitmez. Hiç beğenmedim. Sadece şiir kısımları güzeldi, yazar hakkında daha fazla öğrenmek güzeldi ve yazar kişiliği ile bilgi almak kısımlarını geçiyorum. Denk gelirseniz almayın. Gidin başka kitap alın. Bu çok kötüydü. 2026 yılının en hayal kırıklığı kitapları arasına gireceği kesin.
Cahit Sıtkı TarancıAlper Germiyanlıoğlu · Siyah Beyaz Yayınları · 202053 okunma
Okurken hem gülümsedim hem de içim bir garip oldu. Kevin Wilson’ın anlatımı çok samimi; sanki bir arkadaşım bana başından geçen tuhaf ama bir o kadar da gerçek hissettiren bir hikâyeyi anlatıyormuş gibi. Gençlik romanı deniyor ama bence yetişkinliğe geçiş sancılarını da çok iyi yakalıyor.
Ana karakterin hayatla kurduğu mesafeli, biraz umursamaz ama aslında kırılgan tavrı bana oldukça gerçekçi geldi. Özellikle “bir yere ait olamama” hissi kitap boyunca çok net. Ergenliğin o karmaşık ruh hali, saçma kararlar ve sonradan gelen pişmanlıklar iyi yansıtılmış.
Ancak hikâye ilerledikçe bazı olaylar bana biraz havada kalmış gibi geldi. Başta merak uyandıran gizem unsuru sonlara doğru beklediğim kadar güçlü bir etki yaratmadı. Tempo yer yer düşüyor ve bazı sahneler gereğinden fazla uzatılmış hissi veriyor.
Yine de dili akıcı, diyalogları doğal ve karakterleri sıcak. Büyük bir aksiyon ya da çarpıcı bir final beklemeden, daha çok karakterlerin iç dünyasına odaklanan bir gençlik romanı okumak isteyenler için uygun. Benim için keyifli ama “unutulmaz” diyemeyeceğim bir kitaptı.
Paniğe Mahal YokKevin Wilson · Domingo Yayınları · 2024176 okunma
Avucunuzdaki Kelebek – Ahmet Şerif İzgören
Bu kitap, kişisel gelişim türünde olmasına rağmen kuru öğütler veren bir eser değil. Ahmet Şerif İzgören, günlük hayattan örnekler, gerçek hikâyeler ve samimi anlatımıyla okuru sıkmadan düşündürmeyi başarıyor. İletişim, insan ilişkileri, sorumluluk alma, başarı ve hayata bakış açısı gibi konuları sade bir dille ele alıyor.
Kitap okuyucuyu yargılamak yerine kendi hayatına dönüp bakmaya davet ediyor. Birçok bölümde "Ben olsaydım ne yapardım?" sorusunu sorduruyor. Hikâye anlatımı sayesinde mesajlar doğrudan nasihat gibi gelmiyor; doğal bir şekilde zihinde yer ediyor.
Özellikle insan ilişkilerini geliştirmek, motivasyon kazanmak ve olaylara farklı açılardan bakabilmek isteyenler için keyifli bir okuma deneyimi diye bilirim. Akıcı dili sayesinde kısa sürede okunabilen, ancak üzerinde uzun süre düşünülebilen kitaplardan biri.
Samimi, düşündürücü ve akıcı bir kitap. Kişisel gelişim okumaya yeni başlayanlar için de oldukça uygun bir eser.
Alice Feeney benim için her zaman “bir sayfa daha” dedirten yazarlardan biri oldu ve Kocamın Karısı da bunun en güçlü örneklerinden biri. Yazarın bugüne kadar okuduğum beş kitabı arasında açık ara en beğendiklerimden biri oldu. Hatta sıralama yapacak olsam ikinci sıraya rahatlıkla yerleştiririm. Çünkü bu kitapta Alice Feeney’in en sevdiğim özelliğini, yani okuru sürekli şüphe içinde bırakma becerisini sonuna kadar hissettim.
Yazarın kalemine, diline ve olayları aktarma biçimine zaten hayranım. Özellikle bölümlerin farklı karakterlerin gözünden anlatılması hikâyeye büyük bir dinamizm katıyor. Her yeni bölümde olaylara başka bir açıdan bakmak, karakterlerin düşüncelerine ve sırlarına ortak olmak okuma deneyimini çok daha keyifli hâle getiriyor. Bu yüzden kitap boyunca elimden bırakmakta oldukça zorlandım.
Kitabın en güçlü yanı ise hiç şüphesiz kurgusu. Bir noktada “tamam, artık suçlunun kim olduğunu çözdüm” dediğim anda yazar beni başka bir yöne çekti. Sonra tekrar emin oldum, tekrar yanıldım. Özellikle kitabın ikinci yarısından itibaren neredeyse her bölümde “yok artık!” dediğimi hatırlıyorum. Her şey yerine oturmuş gibi görünürken ortaya çıkan yeni detaylar, karakterler hakkında öğrendiğimiz gerçekler ve sürekli değişen dengeler sayesinde son sayfaya kadar merak duygusu hiç azalmadı. Hatta kitabın sonuna geldiğimde bile artık her şey açıklığa kavuştu derken Alice Feeney yine son bir hamle yaparak beni şaşırtmayı başardı. Uzun zamandır bu kadar başarılı kurulmuş ve son ana kadar heyecanını koruyan bir psikolojik gerilim okumamıştım.
Karakterler de hikâyenin güçlü taraflarından biriydi. Hiçbir karakter tamamen güvenilir görünmüyor ve bu durum kitabın atmosferini daha da etkileyici hâle getiriyor. Kime inanacağınızı bilemiyorsunuz. Herkesin sakladığı bir şey var ve
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202618 okunma
İyi yazılmış, okuması kolay bir kitap. Fakat tarihe özlem ve övgü kitabı, kesinlikle bir tarih kitabı değil. Zira kaynak yok, bu da verilen onca bilginin güvenilirliğini ve daha fazlasına ulaşılmasını engelliyor. Yazarın taraflı bakış açısını saklamaması da bu kanaatimi güçlendirdi.
“Az yaşa, çok yaşa, akıbet gelir başa…”
"Sen bu mektubu aldığın zaman, ben sonsuzluğun kucağında hissiz uyumuş olacağım. Oh ne iyi!.. Çünkü benim için hissetmenin acı çekmekten başka manası yoktur."
Türk edebiyatınında ilk yerli polisiye romanlarından biri sayılan Hüseyin Rahmi Gürpınar 1921'de tefrika edilen ve 1942'de kitaplaştırılan Kesik Baş adlı romanı Türk klasiklerinden Türkiye İş Bankası Kültür yayınlarından 168 sayfalık polisiye romanını yazarın mizahi şekilde yazdığını ve sürükleyici bir anlatımı olduğundan kısa sürede keyifli okunacak bir tavsiye olduğunu söyleyebilirim.
Yazarın kendi deyimiyle "zabıta romanı" dır.
Geleneksel polisiye unsurlarını ( zeki dedektif, çaylak yardımcı, mantık yürütme gibi) İstanbul'un yerel kültürünü o dönemin İstanbulunu toplum yapısını inançlarını psikolojilerini şiveleriyle harmanlar.
Eser, sarhoş bir halde evine dönmeye çalışan Nafiz Efendi'nin gece vakti düştüğü bir kuyuda bezlere sarılı, boyanmış kesik bir insan başı bulmasıyla başlar. Düşmeden önce de aslında kollarının arasında lahanası vardır. Eve dönüş yolunda sırf kayınvalidesi ile uğraşmamak için almıştı.Kuyuda da lahanasını alırken hemen hemen aynı büyüklükte ikinci bir lahananın olduğunu düşler. Oysa bu düş kabusu olacaktır. Bu korkunç sırrı çözmek için görevlendirilen deneyimli zabıta memuru Remzi Efendi ve çaylak yardımcısı Seyit Efendi, İstanbul'un arka sokaklarından İtalya'ya kadar uzanan gizemli ve komik bir macerada başlar.
‟Adalet, aradığını kaçırmaz. Bazen geç olur, güç olur ama ezeli intikam nihayet yerini bulur. ˮ
Polisiye severler için , yaz döneminde keyifli bir kitap arayışında olanlar için ya da Türk edebiyatında yeni bir yazarla tanışmak isteyenler için Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Kesik Baş adlı romanı iyi bir başlangıç olabilir okuyacaklar için keyifli