100 Şarkıda Memleket Tarihi

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
179 gösterim
“Tarih, okulda en uzak durduğum ders. Hayatımdaki tek bütünlemem, lise sonda girdiğim tarih bütünlemesi. Bugün “tarihçi” olarak anılıyor olmam, oldukça ironik bir durum. Bize öğretilen “tarih”, tanıklıklarda rastladığımız gibi değil. Tarihi şarkılarla bütünlemek, geçmişin izlerini şarkılarda sürmek, heyecanlı. Elinizde tuttuğunuz kitapta, bu heyecanı sizlerle paylaşıyorum.
Kitap, kendini anlatıyor. Özeti şu: Memlekette ve dünyada olan biten üzerine yazılmış şarkılar var burada. Benim seçtiklerim. Başka biri bambaşka şarkılar seçebilirdi. Kitabı hazırlarken ve şarkıları sunarken kronolojik bir sırada ilerlemeyi tercih ettim. Yine de (okura bir kolaylık sağlamak için) kendimce önemli gördüğüm öbekleri ayırarak kimi bölümlemeler yaptım. Karışık gözükebilir, eksikleri/fazlaları vardır, olabilir. En büyük eksik, başta ayrı bir bölüm olarak tasarladığım seçim şarkıları. Başa çıkamayınca, eleyemeyince onları kitabın dışında bıraktım. Kim bilir, belki de bir sonraki kitabın konusu olurlar…
100 rakamı şüphesiz sınırlayıcı. İstemeden kitap dışında bıraktığım çok şarkı/olay var. Yine de kendimi tutamayıp “fazladan” altı belgesel plak ekledim. Kitap dışında kalan şarkıları unuttuğum sanılmasın.“
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2016
  • Sayfa Sayısı:
    264
  • ISBN:
    9786056582455
  • Yayınevi:
    Ağaçkakan Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 1 Alıntı

Güldünya Tören, töre cihayeti deyince akla gelen ilk isimlerden biri. 1 Mart 2004’te aile kararıyla öldürüldü. Suçu, ona tecavüz eden akrabasından hamile kalmasıydı. Olay ortaya çıktıktan sonra aşiret, köyü terk etmesini istedi. Güldünya kabul etmeyince İstanbul’a amcasının yanına yollandı. Abisi peşine düştü, cinayetten polise sığınmak suretiyle kurtuldu ve bir arkadaşının yanında saklanmaya başladı. Çocuğunu evlatlık verdi. Abileri onu buldu ve sokak ortasında vurdu. Hastaneye kaldırılan Güldünya, oraya gelen kardeşi tarafından öldürüldü. Aylin Aslım, Güldünya’nın hikâyesini 2005 tarihli Gulyabani albümünde anlattı: “Canım abim vurma beni / Bu dünyadan alma beni / Dökülür mü kardeş kanı // Bir karında yatmadık mı / Bir anadan doğmadık mı / Bir memeden doymadık mı // Binbir yarayla tek bir kurşunla / Gitti Güldünya / Kim farkında kimin umrunda / Yandı bir dünya // Seni gönderene söyle / Köydeki büyük meclise / Söyle daha çocuk yaşta üstüme çıkan herife // Eğer böyle ölürsem / İki elim yakanızda / Hayaletim gezer düşer peşinize…” Aslım, kendisiyle yaptığım bir söyleşide, şarkı hakkında şunları söylemişti: “Olayı gazetelerde okudum. Hemcinsim olduğu için, insan olduğu için, aynı ülkede yaşadığımız için kendimi onun yerine koymam güç olmadı. O suçtan, utançtan kurtulmak için bir şey yapmam gerektiğini düşündüm. Ben şanslıyım ki şarkı yazıyorum ve insanlar beni dinliyor. Ben de uzaydan bildirmiyorum ki, ister istemez böyle konuları işliyorum. Şarkıdan sonra hep ‘Sizin de geçmişinizde böyle bir şey var mı?’ diye soruldu. Bir yandan anlıyorum ama diğer yandan şunu anlamıyorum: Bahsetmek için illa benim başıma mı gelmesi gerekli? Çevrecilik yapmak için illa ki evimde asbest mi çıkması gerek? Bu, yaşam hakkı ve onu savunmak bizim görevimiz. Ortaçağ’daki kadın katliamları gibi, cadı avı gibi bir şey: Başını açtı, sinemaya gitti, pantolon giydi, öldürün! Olay, erkekler ve kadınlar diye ayrılmış. Ortaçağ mantığı ve feodal yapı devam ediyor. Bu, hükümetlerin de işine geliyor elbette çünkü o yapıyı böyle kurallarla koruyorlar.” (Radikal Cumartesi, 06.12.2008) 

100 Şarkıda Memleket Tarihi, Murat Meriç (Ağaçkakan Yayınları)100 Şarkıda Memleket Tarihi, Murat Meriç (Ağaçkakan Yayınları)