Barış Bıçakçı’nın “Sinek Isırıklarının Müellifi” kitabını yorumlarken, her yazarın, yazar olma ya da kitap yayınlama süreçlerine dair bazı kabuslu dönemler geçirdiklerini ve yazar olduktan sonra ayrıca bu konuyu işleyen roman yazma modasının giderek yükseldiğini dile getirmiştim.
Ben Lerner’in “22:04” isimli romanı da benzer bir kabusun romanı sayılabilir. Ancak bir fark var ki, Ben Lerner’in kahramanı, ilk kitabını yayınlamış bir yazar. Hatta yayınladığı ilk kitabı belli bir ilgi görmüş, ikinci kitabı için de yayınevinden belli bir avans almış, ancak roman boyunca kitap yazımı bir türlü ilerlemiyor. Bu yönüyle kitabın konusunu, Joel Dicker’ın 2012 yılının çok satanlarından (bestseller) olan “Harry Q. Davası’nın Ardındaki Gerçek” kitabına benzettiğimi söyleyebilirim . O kitapta da ana karakter olan yazar Marcus Goldman, oldukça ilgi gören ilk kitabının ardından, ikinci kitabı için önemli bir avans alır ama bir şekilde ikinci kitap ilerlemez. Yazarların “Beyaz Sayfa Sendromu” olarak adlandırdığı kasılma, takılma ve üretememe hali, iki kitabın da başlangıç noktasını oluşturuyor. Her iki kitabın yazı süreci tıkanan yazarı da, bu tıkanıklığı aşmak için bir yazı seyahatine girişiyorlar. “Harry Q. Davası’nın Ardındaki Gerçek” romanındaki karakter New Hampshire şehrinin Aurora kasabasına giderken, “22:04”ün baş karakteri Teksas’ta bir sanat kasabası olarak inşa edilmiş Marfa’ya gidiyor.
Ancak bu başlangıç noktasının ötesinde iki kitabın yolu tamamen ayrıştığı gibi, Ben Lerner’in “22:04”ünün kendisine daha özel, edebi, akademik bir yol çizdiği kesin. En azından çok satan kitap olma kaygısı taşımayan bir rotayı kendisine belirlemiş.
“22:04”de, romanın ana karakteri ile yazar Ben Lerner’in ne kadar iç içe geçtiği meçhul. Daha ötesi, romanın ana karakterinin yazdığı romanın