John Buchan’ın 39 Basamak’ı, temposu hiç düşmeyen bir polisiye-macera klasiği. Sıradan bir adamın bir anda kendini uluslararası bir komplonun içinde bulması, romanı baştan sona sürükleyici kılıyor. Alfred Hitchcock’un 1935’te sinemaya uyarladığı hikâyenin sinemasal gücü kitapta da hissediliyor.
Aslında çok güzel giden bir kitaptı ama sonu bence hüsran daha iyi bir son beklerdim bu kitap için ama yine de okuduğuma pişman değilim. Bazı kısımları aşırı heyecan vericiydi.
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap listesinde yer aldığı için indirimli görüp aldığım okuduğum polisiye-gerilim türü roman.
Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde geçen hikâye, Alman casuslarının İngiltere’deki faaliyetlerini konu alıyor. Londra’da tatilde olan Richard Hannay, evinde tanımadığı komşusu olan bir kadının öldürülmesiyle kendini bir anda casusluk, cinayet ve kaçış dolu bir maceranın içinde buluyor. Kadının ölmeden önce anlattığı gizli bilgiler, olayları hızlandırıyor ve gerilimi sürekli canlı tutuyor.
Hikâye çok derin psikolojik çözümlemeler sunmuyor ama hiç de bunu vaat etmiyor; gücünü temposundan, geriliminden ve atmosferinden alıyor.
Richard Hannay’i sevmemin nedeni, bir kahraman gibi başlamaması. Sıradan, hatta biraz rastlantıyla olayların içine düşen biri. Bu da okurken "ben olsam ne yapardım?" duygusunu canlı tutuyor.
Temposu sayesinde özellikle casusluk ve gerilim sevenlerin rahatlıkla seveceği bir kitap. Dili daha akıcı olabilirdi. Filmi de çekilmiş. Türkiye’de yine aynı isimle tiyatro oyununa çevrilmiş. Demet Evgar, Bülent Şakrak oyuncu kadrosunda.
Richard Hannay, Londra'daki hayatından çok sıkılmıştır ta ki bir akşam kendini son derece tehlikeli bir durumun içinde bulana kadar. 15 Haziran'da uluslararası dengeler temelinden sarsılacaktır ve bunu engelleyebilecek tek kişi, üst kat komşusudur. Üst komşusunun öldürülmesi ve olacakları ona anlatmasından sonra Hannay olay yerinden kaçmak zorunda kalır. Neler olup bittiğini çözmeye çalışırken cinayet zanlısı oluveren Hannay, memleketi İskoçya'ya kaçmaya çalışır. Bu süre boyunca peşine düşen polis ve büyük organizasyon onu rahat bırakmaz.
Kitabın büyük çoğunluğu kaçma ve kovalama şeklinde ve bir süre sonra insan okumaktan sıkılıyor çünkü anlatılanlar hep aynı çerçevede dönüyor. Özellikle kırsaldaki kovalamacanın kattığı hiçbir şey yok. Kitaptan çok keyif aldığımı söyleyemeceğim. 39 BasamakJohn Buchan
Sıkıcı bir kitap,baş karakterin çok fazla şansı yaver gidiyor ve çok fazla tesadüf var. 100 sayfa ancak dayanabildim.Bunun yerine bir sherlock okumanızı tavsiye ederim
Kitap, masum bir adamın işlemediği bir cinayetle suçlanıp hem polisten hem de gizemli bir casus şebekesinden kaçışını konu alıyor. Hollywood filmlerinde sıkça gördüğümüz yanlış zamanda yanlış yerde olan adam kurgusu örneği gibi.
Tek kelimeyle harika bir polisiyeydi. John buchan'in 100 yıl önce kaleme aldığı ingilterenin 1. Dünya savaşına girmeden önce düşmanlarıyla girdiği istihbarat savaşını bir halk kahramanı sayesinde kazandığı anlatılan muhteşem bir eserdi.
Bu kitapta yazar ayrıntılara çok yer vermiş olup yeterince akıcı bir dil kullanmış zaman zaman sıkıcı gibi hissettirse de oldukça başarılı ve güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum.Sanırım okurken kendimi fazla kaptırmış olmalıyım ki Bay Hannay’ın yerinde gibi hissettim.Okumanızı tavsiye ederim
Henüz okuyup bitirdiğim Modern Klasikler 179. kitap olan Otuz Dokuz Basamak hakkında kısaca yazacağım bugün. Yazardan okuduğum ilk eserdi aynı zamanda.
Richard Hannay, Londra'da yaşadığı hayattan sıkılmış ve tekdüzelikten bıkmış bir halde iken üst kat komşusu Franklin Scudder kapısını çalar. 15 Haziran'da gerçekleşecek bir komplodan bahsederek Hannay'den yardım ister. Bu duruma çok şaşıran Hannay önce inanmasa da komşusunun anlattıklarına sunduğu kanıtlar onu bir şekilde ikna eder. O geceden sonra kahramanımızın hayatında hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
1915'de Blackwood's Magazine'de tefrika edilen Otuz Dokuz Basamak daha sonra kitap haline getirilir. Richard Hannay'in bir özelliği de Buchan'in 5 kitaplık polisiye hikayelerinde yer almasıdır. Bu kitaplar sırasıyla:
Otuz Dokuz Basamak (1915)
Yeşil Cübbe (1916)
Bay Standfast (1919)
Üç Rehine (1924)
Koyun Adası (1936)
Ayrıca Hitchcock tarafından da sinemaya uyarlanan Otuz Dokuz Basamak bir de tiyatroda karşımıza çıkar.
Ben kitaptaki kaçış araştırma ve kovalamacayı severek okudum. Aktı gitti sayfalar ve bana Sir Arthur Conan Doyle kitaplarını hatırlattı. Sonunun nasıl bağlanacağını merakla beklerken buldum kendimi. Yazarla tanışmak isteyenlere de mutlaka tavsiye ediyorum.
Otuz Dokuz BasamakJohn Buchan · İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,691 okunma
Birinci Dünya Savaşı öncesi Avrupa'da olan biten olayların bahsi geçen kitap,
Polisiye roman kategorisinin öncülerinden. 1915 yılında yazılmış, 1935 yılında beyaz perdeye uyarlanmış.
Rotezya ( Zimbabwe) 'den Londra'ya, silbaştan yeni bir hayat kurmaya gelen Richart Hannnay'dan yardım talebinde bulunan komşusu dairesinde öldürüldükten sonra Richart'ın, içinden çıkılmaz bir duruma gelen hayatı üzerinden, o dönemin sosyolojik ve politik yüzünü yansıtıyor. Betimlemelerin yoğunluğu okumanın hızını kesmiş ama otuz dokuz basamak ne anlama geliyor, Alman ve İngiliz casusların çekişmelerinin ve sarmala düşen Richart'ın kaçış eylemlerinin heyecanı kitaba hız kazandırıyor. #polisyeroman severlerin okuması gerektiği kanısındayım.
John Buchan , 1875 yılında Avustralya'da doğdu. Bir İskoç kilise papazının oğlu olarak dünyaya geldi. İlkokul öğrenimini bazı yerel okullarda tamamladıktan sonra gramer Okulu olan Glasgov Üniversitesi ve Oxford’da ki Üniversite de tamamladı. Boer Savaşı'ndan sonra Lord Milner Başkanlığında Afrika'ya giderek, Milnerin Çocuk Bahçesi olarak bilinen grupta çalışmalar yaptı. 1927 yılında Parlamentoya girdi. 1935 yılında kendisine Baron Timur unvanı verildi ve ölünceye kadar da yönetici General olarak görevini sürdürdü. Dünyaca ünlü bir romancıdır. Romanlarının yanı sıra biyografiler ve şiirler de yazdı. Eserlerinin içinde en çok macera öyküleri yazarak tanındı. 11 Şubat 1940 tarihinde Kanada'da hayatını kaybetti.