İnsanı kendi adaleti peşinde koşturur. Aykırı olduğu bütün ideolojiler kullanarak anarşiyi yaşayabileceğini kabul eder. Toplumların, kültürlerin, dinlerin ahlaki değerlerini yıkar, kendine göre ahlaki öğütler sıralar. İnsan ilişkilerini yasalarla değil karşılıklı rızaya dayalı sözleşme çerçevesinde belirlenmesini savunur. Evliliği ev arkadaşlığına indirger. Grup sex’i meşrulaştırır. Bunu da değerleri ve kalıpları yıkarak özgürleşeceklerine inandıkları için desteklerler. Küreselleşmeye, terörü bahane ederek baskıcı hale gelen devlete karşıdır, bunun yıkımının en önemli adımının parçalara bölmekten geçtiğini savunur bunun için federe yapıyı kurmayı hayal eder. Markscı kurama benzerdir, onun yerini alabileceğine, küresel kapitalizme karşı eleştirel yeni düşünceler dizgisi olduğunu savunur. Anarşist kendinin ikilem içinde olduğunu bilir. O toplumsal varoluşun kendine sunduğu maddesel tinsel olanaklara karşı çıkışının kesin bir zaferle sonuçlanmayacağının ayrımındadır. Anarşist sonunda amacına, yıkmak istediği kültürün bir yapıcı öğesi olarak ulaşmış olur. Böylelikle anarşizm, kuramsal olarak kendi içinde çelişkili görünüm sunar.
Duyulduğunda, okunduğunda, denk gelindiğinde;
Kimilerinde nefret,
Kimilerinde sempati,
Kimilerinde manasız duyguların kafada esmesinde etken olan olan Anarşizm kelimesi…
Anarşizm, gerçekten halkın itibarında mânâ olacak şekilde “her şeyi yok saymak” anlamına mı gelmektedir?
Bu kadar keskin duygulara sebebiyet verecek derecede ehemmiyeti olan Anarşizm hakkında ne bilmekteyiz?
Anarşizm kelimesinin anlamı nedir,
bugünkü sürece nasıl gelmiştir, gelişmesinde etkili rol oynayan kişiler kimlerdir ve en önemlisi Anarşizm nedir; sorularını basit bir şekilde cevaplayan bu kitap Anarşizm hakkında eksik ve yanlış bilgilerimizi, düşüncelerimizi gidermektedir.
İyi okumalar dilerim…
Aslında kitap bir Bakunin kitabı değil bir anarşizm ders kitabı niteliğinde. Bakunin'in söylemlerine yer vermiş ancak sadece Bakunin değil bir çok anarşist düşünürün görüşlerine ve biyografisine yer vermiş. Anarşizmin diğer ideolojilere bakışını anlatmış ve kitabın sonunda da Türkiye'de ki anarşist faaliyetlere de değinmiş.
Kitabın üstünde durduğu diğer bir noktada anarşizm asla terörizm değildir. Anarşizm devlete, mülkiyete, köleliğe karşıdır...
Anarşizm hakkında bilgi almak için okunulabilir.
Anarşizm Üzerine Değerlendirme
Mihail Bakunin’in Anarşizm başlığı altında bir araya getirilen metinleri, klasik anarşist düşüncenin kurucu taşlarından birini oluşturur. Bu eser, yalnızca devlet karşıtı bir tutumun teorik ifadesi değildir; aynı zamanda birey ile toplum arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayan, özgürlüğü kolektif düzeyde kavramsallaştıran kapsamlı bir düşünsel çerçevedir.
Kitap, Bakunin’in politik olgunluk dönemine denk gelen fikirlerini içermesi nedeniyle, anarşist kuramın politika, toplum ve iktidar anlayışına dair en derli toplu metinlerinden biri olarak görülür.
Bakunin’in temel iddiası, iktidarın hangi sınıfın elinde olursa olsun yozlaştırıcı olduğudur. Ona göre devlet, kendi mantığı gereği merkeziyetçiliğe ve tahakküme dayanır; bu nedenle “iyi niyetli” bir devlet ya da “özgürlükçü” bir iktidar mümkün değildir. Anarşizm, bu yaklaşımı merkeze alarak devletin ortaya çıkışı, sürekliliği ve toplumsal hayata olan etkilerini analitik bir biçimde sorgular. Bakunin’in güçlü yönü, eleştirilerinde yalnızca soyut kavramlarla yetinmeyip, devletin pratik işleyişini bürokratik aygıtları, uzmanlaşmış elitlerin etkisini, merkezi otoritenin toplum üzerindeki denetim mekanizmalarını somut biçimde irdelemesidir.
Kitabın en dikkat çekici yanı, anarşizmi sadece bireysel özgürlük üzerinden tanımlamaması, aksine kolektif bir özgürlük anlayışını savunmasıdır. Bakunin, bireyin gerçek anlamda özgürleşmesinin ancak toplumsal eşitlik ve ekonomik ortaklaşalık içinde mümkün olacağını öne sürer. Bu yönüyle anarşizmi bireyci bir etik olarak değil, toplumsal bir program olarak kurar. Özgür komünlerin yatay federasyonuna dayalı toplum modeli, bugün hâlâ anarşist hareketlerin ve özgürlükçü solun temel başvuru noktalarından biridir.
Öte yandan Anarşizm, Bakunin’in Marx ile
Anarşizm, anarşi türleri ve anarşizm tarihi hakkında temel bilgileri öğrenebileceğiniz bir eser lakin yazarı mihail bakunin değil, onun ve diğer birkaç anarşistin düşüncelerine yer verilmiş.
Bu kitabı gerçekten okuyan kimse ok mu?
Yazarı Bakunin olan bir kitabı açıyorsunuz içinde yazarı belli olmayan Bakunin hakkında yazılmış bir kitap çıkıyor.
Kimin yazdığı belli olmayan bir kitap bakunin kitabı diye satılıyor kimse de bir şey demiyor !
Anarşizmin babası olarak sayılan Bakunin'in düşüncelerinin sistematikleştirildiği eser, Bakunin hakkında bilgi vererek başlıyor. Bakunin'in kişisel hayatında anarşizm ideolojisinin tatbiki, döneminin filozoflarıyla yaşadığı fikir ayrılıkları bu bölümde yer alıyor. Anarşizmin ne olup ne olmadığı kitapta ayrıntılı olarak ele alınmış. Anarşistlerin ne istediği ve bu isteklere ulaşmada kullanılabilecek enstrümanlar anlatılmış. Diğer idolojilerle anarşizmin karşılaştırması da yapıldıktan sonra Türkiye'de anarşist hareketler inceleme konusu yapılmış. Anarşizm ile ilgili alıntılar da kitaba eklenerek güzel bir zenginleştirme sağlanmış.
Mihail Aleksandroviç Bakunin (Rusça: Михаил Александрович Бакунин; 30 Mayıs [E.U. 18 Mayıs] 1814 – 1 Temmuz 1876), tanınmış bir Rus devrimci ve kolektivist anarşizm kuramcısıdır. Anarşist düşünürlerin ilk kuşağının temsilcilerindendir ve Anarşizmin babaları olarak anılan düşünürlerden biridir.
Bakunin, Moskova’nın Kuzeybatısı'nda, Torzok ve Kuvşinovo arasındaki Piramukhino köyündeki aristokrat bir ailenin çocuğudur. 14 yaşındayken Topçuluk Üniversitesinde askerî eğitim aldığı Sankt-Peterburg’a gitti. Eğitimi 1832 yılında tamamlandı ve Rusya İmparatorluk Muhafız Alayı’na düşük rütbeli bir subay olarak atandı ve Minsk’e, Gardinas’a, Litvanya’ya (artık Belarus) gönderildi. Babası Bakunin’in askerî veya sivil göreve devam etmesini istiyorduysa da, o 1835 yılında ikisini de terk ederek, felsefe okumayı umut ettiği Moskova’ya geçti.
Bakunin Moskova’da eski üniversitelilerden oluşan bir grupla arkadaşlık kurdu ve ardından sistematik bir idealist felsefe çalışmasına başladı. Özellikle de Schelling, Fichte ve Hegel’e yoğunlaştı. Başından beri o ve arkadaşları çalışmalarını, o dönem modern bilimin başkenti sayılan Berlin’e bir seyahat yaparak tamamlamak istiyorlardı. Bakunin’in âilesi bu yolculuğun masraflarını karşılamayı reddetti; ama sonunda yumuşadılar ve 1840 yılında yolculuğa çıktı.
O sıralar Bakunin’in plânı üniversitede profesör olmaktı (arkadaşlarının deyimiyle “doğruluğun râhibi”). Fakat daha sonra “Sol Hegelciler” adı verilen radikal öğrencilerle karşılaştı ve onlara katıldı. Berlin’deki sosyalist harekete dâhil oldu. Buradan Proudhon ve George Sand’le karşılaşacağı, Polonyalı sürgünlerin lideriyle tanıştırılacağı Paris’e geçti. Paris’ten İsviçre’ye seyahat etti. Burada bir süre kalarak sosyalist hareketlerde faâl olarak bulundu.
İsviçre’deyken, Bakunin Rusya hükûmeti tarafından Rusya’ya çağrıldı ve çağrıyı reddetmesi üzerine mallarına el konuldu. 1848 yılında Paris’e döndüğünde, Rusya’ya karşı ateşli bir saldırı başlattı ve bu Bakunin’in Fransa’dan sürülmesine neden oldu. 1848’in devrimci hareketleri kendisine demokratik bir kampanyaya katılma fırsatını verdi ve 1849 Mayısındaki Dresden ayaklanmasına katılması nedeniyle tutuklandı ve ölüm cezasına çarptırıldı. Bununla birlikte idam hükmü ömür boyu hapse çevrildi ve Rus yetkililere teslim edildi. Hapsedildi ve 1855 yılında doğu Sibirya’ya gönderildi.
Bakunin Amur bölgesine gitmek için izin talep etti ve buradan kaçmayı başararak Japonya’ya, ardından da 1861 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nden İngiltere’ye geçti. Geri kalan yaşamını batı Avrupa’da, özellikle de İsviçre’de sürgünde geçirdi. 1869 yılında Sosyal Demokratik Birliği kurdu. Bununla birlikte Birinci Enternasyonal’in uluslararası bir organizasyon olduğu ve yalnızca ulusal organizasyonların üyeliğe kabûl edildiği bahanesiyle Bakunin’in kurduğu birlik Birinci Enternasyonal’e alınmadı. Oluşturulduğu yıl dağılan bu birliği oluşturan çeşitli gruplar daha sonra Enternasyonal’e ayrı ayrı katıldılar.
1870 yılında Bakunin Lyons’taki başarısız bir ayaklanmaya önderlik etti. Ayaklanma daha sonra Paris Komünü için örnek teşkil etti. Karl Marx ve Friedrich Engels daha sonra bu komünü onayladılar ve onu proletarya diktatörlüğünün bir örneği olarak tanımladılar; bununla birlikte Marx Lyons’taki ayaklanmanın erken ve maceracı bir ayaklanma olduğu görüşündeydi.[2] Çünkü başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Aynı zamanda da Bakunin'in önderliğinde olması böyle bir değerlendirmeyi getirebilirdi.
Bakunin’in 1872’deki Lahey Kongresi’nde Marx’ın üstün gelmesiyle Enternasyonal’den tasfiye edilmesi, Marksist düşüncenin devletin nihâî çözülmesinden önce kurulmasını öngördüğü işçi devleti görüşü ile Bakunin’in böyle bir ara basamağa gerek olmadığına dâir görüşü arasındaki uyuşmazlığın açık bir temsili oldu.[3] Marx’ın (dehâsını kabûl ederek) yaptığı sınıf çözümlemesini ve kapitalizme ilişkin öne sürdüğü ekonomik teorilerini kabûl etmekle birlikte, Devlet ve Otorite hakkındaki görüşlerini de son derece âciz, yetersiz buluyordu. Marx’ın küstah ve kibirli olduğunu ve yöntemlerinin komünist devrimi tehlikeye atacağını düşünüyordu. "Bakunin Yahudi kökenli olduğu için Marx’a saldırarak anti-semitist olduğunu da açığa vurdu" diyenler de vardır. Fakat ilginç olan Marx'ın redaktörlüğünü yaptığı Neue Rheinische Zeitung'da Bakunin'in Rus ajanı olduğunu iddia eden bir haberin ciddi imiş gibi yayınlanması ve Avrupa'da tüm burjuva basınının ve bunlara hâkim Yahudi kökenlilerin bu sözde haberi sık sık tekrarlamaları karşısında Bakunin anti-semitist sayılabilecek ifâdeler de kullanmıştır. Bu haber özellikle Marx'a çok yakın Utin (daha sonra Çar'dan özür dilemiş ve Rusya'da yaşamasına izin verilmiştir) tarafından sürekli gündemde tutulmuştur.
Bakunin 1873 yılında Lugano’da bir köşeye çekildi ve 13 Haziran 1876’da Bern’de öldü.