Dünyaya geldiğimizde önceden belirlenen toplumsal roller atılıyor üzerimize, bize seçim şansı bırakmadan. 'Sen kadınsın, iyi bir evlilik yapıp anne olacaksın. İyi bir anne olmalısın, fedakarlık yapmalısın, gerekirse kariyerinden vazgeçebilirsin. Sen erkeksin, askerliğinden sonra meslek edinip iyi bir evlilikten sonra baba olacaksın. Evin maddiyat kısmı senin, eşine ve çocuklarına bu konuda sorumlusun.'
Ülkeler değişse de toplumun biçtiği roller hemen hemen böyle. Peki ya biz o yolu seçmek istemiyorsak? Sheila Heti bunu sorguluyor kitabın her bir sayfasında. Doğurganlığın, anne olma kararının kimin vermesi gerektiğini. Bir kadının bunu isteyip istemediğini. Anne olmanın bir zorunluluk mu yoksa bir seçim mi olduğunu soruyor cümlelerinde. Cevabı ararken yoruluyor elbet, biz de hemen Heti'nin yanıbaşındayız bu karar sürecinde.
Yapı ve üslup olarak farklı bir metin Annelik. Heti ile beraber sorguluyoruz biz de okurken. İçinde yaşadığımız toplumu düşünüyoruz. Heti'nin yaptığı gibi anne ve büyükannemizin hikayelerine gidiyoruz ara ara.
Farklı okumalar yapmayı sevenlerin ilgisini çekeceğiniz düşünüyorum. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
AnnelikSheila Heti · Nebula Yayınları · 201973 okunma
Eline üç madeni para al.
Aklından bir soru tut.
İki ya da üç tura gelirse cevap: evet
İki ya da üç yazı ise cevap: hayır
Basit değil mi? Cevabı zor soruların yarattığı o baskıyı omuzlarından almıyor mu? Kabul et o paraların sana verdiği cevabın her zaman doğru çıkmasını isterdin.
İçten içe bu kadar düşünmek, bu kadar yorulmak istemiyorsun. Bazen tüm dizginlerini vermek istiyorsun, bıraksalar da koşsan, tüm baskılardan azade.
Ama hayır, bu senin hayatın.
Söylediğim benim için bile can sıkıcı ama, bu hayatı senin yaşaman gerekiyor.
Seçeceğin bölümün ne olmasını istiyorlar? Kaç yaşında evlenmeni? Kaç çocuk yapmanı? Nerede yaşayacaksın? Ev kendinin mi olacak kira mı?
Kızın mı oldu! A çok sevindim, e ikinci ne zaman kısmetse?
.
Hayır.
.
Üç madeni para sana yol gösterse de ağzından çıkan her cevap senin olmalı. Pişmanlık mı duyarsın? Duy. Çünkü inan bana, senin yerine o pişmanlığı kimse sırtlanmayacak. Mutluluk mu getirecek o cevap.. Mutlu ol! Katıksız bir şekilde hem de. Ve bir kez daha inan bana, o mutluluğu senin gibi kimse kucaklamayacak.
.
Sheila Heti,38 yaşında. Anneliği sorguluyor. Kaburgasına vuran ağrı misali içinde yaşıyor bu ikilemi.
Anne olmalı mıyım? Anne olmak istiyor muyum? Kadın bedeni üzerindeki tahakkümleri kabul mu etmeliyim?
.
Araya kattığı an’a dair notlar, annesi/büyükannesinin öyküleri,pms gerçekliği,hayatındaki kişiye olan sevgisi..İlk sayfadan son sayfaya dek samimi.İlk sayfadan son sayfaya dek doyurucu bir sohbet. Öyle gerçek ki.. Yalnızca kadın olduğum ve aynı tahakkümlere, aynı ikilemlere maruz kaldığım için değil; bir birey olarak, yazarın içine çekildiği durumu içimde bir yerlere koyduğum için çok sevdim ‘annelik’i.
.
Aslı Mertan çevirisi,Dilek Şişli kapak tasarımıyla..
Sheila Heti, The New York Times kitap eleştirmenlerince “21. yüzyılda okuma ve yazma tarzımızı şekillendiren” on beş kadın yazardan biri olarak gösterilmiş, Time dergisinin “Dünyanın En Etkili 150 İsmi” listesinde yer almış.
30’lu yaşlarının sonlarındaki kahramanımız, anne olmak ya da olmamak arasında bir seçim yapmanın eşiğinde.Anne olmanın tüm artılarını ve eksilerini çevresindeki kadınların, özellikle annesi ve büyükannesi üzerinden sorgularken, gerçekte ne istediğini bulmanın peşinde.
Tüm kadınlar anne olmak zorunda değil, anne olmayı seçmek, veya olmamayı seçmek sadece kadının bilebileceği bir şey bence de.
Çocuk yapmayı seçen arkadaşı ile kendisini karşılaştırdığı bölümü çok sevdim.
Diyor ki kahramanımız; “Birimizin diğerinin ne yaptığını anlaması ne kadar zor.Bana göre onun hayatı çalındı, ona göre benim hayatım motoru duran bir araba gibi, bir yerde saplanıp kaldı.İkimiz de ne kadar ödlek ve ne kadar cesur görünüyoruz.Sanki biri her şeye sahip ve diğerinin elinde hiçbir şey yok.
Ama aslında ikimiz de hem ödlek hem de cesuruz.İkimizin de elinde diğerinden ne daha fazlası var ne de daha azı.Yollarımızın aynı yere çıktığını, bir refleks üzerine çocuk sahibi olmanın bir şüphe üzerine çocuk sahibi olmamakla aynı şey olduğunu, bu iki hayatın eşit olduğunu, onun hayatının rakamıyla, benim hayatımın rakamının aynı olduğunu görmek sanırım çok zor.Annelerle çocuksuzların eşdeğer olmaları yüreklerimizi başka hiçbir şeyin ezemeyeceği kadar eziyor ama bu gerçekten de böyle olmalı.Kesin bir denklik, kesin bir eşitlik var.Boşlukta eşitiz, dolulukta eşitiz, yaşanılan ve kaçırılan deneyimlerde eşitiz.Bir yol diğerinden daha iyi veya daha kötü değil.Birisi diğerinden daha korkutucu değil.” syf 245
Anne olma ya da olmama meselesine dair samimi bir otobiyografik anlatı okudum. Yazar bu süreçteki çelişkilerini, kararsızlıklarını, sebeplerini, anlaşılanlarını, anlaşılmayanlarını, ihtimallerini sürükleyici bir şekilde yazıya dökmüş. Kitabın adı "Annelik" değil aslında, kapağın da işaret ettiği gibi "Annelik?". Neden net bir şekilde "istemiyorum" diyemiyor? Hormonlar ile zihnin çatışması mı? Üzerimize yapıştırılan sosyal rollerin dışına çıkma korkusu mu? Yoksa bunların ötesinde çocuk istememek, aslında kökensel sorunları çözülse onarabileceği bir arıza mı? Anlatılan belli bir yaş eşiğinden geçmekte olan her çocuksuz kadının meselesi aslında. Çünkü erkeğin üreme yetisini daha uzun süre koruması mümkünken; modern toplumda hele ki kendini başka alanlarda da var etmek isteyen kadının karar vermesi gereken süre daha da kısalmış durumda. Olumsuz yorumların konunun kişinin farkında olduğu ya da okurken farkına vardığı meselesi olmaması veya kurgu beklentisiyle kitaba başlanmasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Aksi hallerde anlatı, okurken zihninizde üzerine düşünebileceğiniz yeni pencereler açacak ya da bunu ben de düşünmüştüm diyeceksiniz.
AnnelikSheila Heti · Nebula Yayınları · 201973 okunma
Otuzlu yaşlarındaki yazarımızın çocuk sahibi olup olmama konusundaki gitgelleri kitapta çok güzel anlatılmış. Toplum baskısının kadının psikolojisine etkileri gayet açık net görülüyor kitapta. Çevremiz güyya bebeğine görür görmez hayran kalmış , birden anneye dönüşmüş ve tek vasfı annelik olan kadınlarla doldu bir anda. Peki ya bir kadın anne olmak istemiyorsa? Ya da anne olduysa ama kendi de olmak istiyorsa?
Kadınların tek görevi anne olmak değildir. Çocuklarımız bizim başarımız değiller. Onlar bireyler ve kendilerine aitler.
İki yaşında bir kızı olan bir kadın olarak söyleyebilirim ki öyle tozpembe bir dünya yok. Anne demek yorgunluk demek. Evet tabi ki kızımı seviyorum ancak benim dünyaya gönderilme amacım sadece bu değil ki.
Son olarak bazen yazarın gitgellerine çok kızsam da hatta takıntı haline getirmesine anlam veremesem de , sonradan yazarın amacını anladım. Güzel bir final olmuş. Okumanızı tavsiye ederim
AnnelikSheila Heti · Nebula Yayınları · 201973 okunma
yarisina kadar iyi gidiyordu sonra kadinin bu takintisi beni daraltti.
cok uzatilmis bence.
iyi fikirler vardi evet ama yordu beni sarmadi.
Begenemedim, onermiyorum
hiç karar vermekte zorlandığınız bir şey ya da cevap bulmakta zorlandığınız bir soru için yazı tura attınız mı? peki çin’de 3 madeni parayla yazı tura atarak kullanılan böyle bir kehanet sistemi (i ching) olduğunu biliyor muydunuz?
sheila heti annelik kitabında bu kehanet sistemini kullanarak sorular sorup kendi cevaplarına ulaşmaya çalışıyor. ne üzerine sorular derseniz; 37 yaşındaki kadın karakterimiz anne olup olmak istemediğine karar veremiyor . anne olmaya dair kesin bir kararı olmadığı için de çok zorlandığını gel-gitler yaşadığını okuyorsunuz. sonuçta iki seçenekten birini seçtiğinde diğerinden vazgeçmiş ve geri dönüşsüz bir karar vermiş oluyorsunuz.
metin neredeyse bir günlük gibi yazılmış, akıcı ve içten bir üslubu var. annelik dayatmasının özellikle 30’lu yaşlardaki kadınları nasıl kıskacına alıp onları paniğe sevk ettirdiğinin manifestosu sanki. bu konuyla cebelleşen kadınlara duygularına, düşüncelerine rehberlik edebilecek bir kitap.
sheila heti’nin şu cümleleri beni özellikle çok etkiledi: “ çocuk yapmasak kendimizi bundan hep pişmanlık duyacak gibi hissetmemizin hiç de adil olmadığını düşündüm. birdenbire bu bana otuzlarındaki kadınlara karşı-nihayet biraz beyinleri, bazı becerileri ve deneyimleri olduğunda, bunlarla faydalı bir şey yapamazsınlar diye-düzenlenmiş büyük bir komplo gibi geldi. Zihninizin büyük bir parçası devamlı olması da hemen her an bu olasılıkla meşgulken, faydalı bir şey yapmak gayet zor bir şey nihayetinde”
bazı kitapları anlamlandırabilmenin zamanı vardır fakat bazen anlamlandırabildiğiniz zamanda okumuş olsanız bile geçtiğiniz yolları geri yürüyüp yoldan aldıklarınızı iade etmeniz sizin için mümkün değildir. iyi gelecek olan ise içinizdeki o boğucu hissi anlatan başka birinin varlığını bilmektir ve bu da yeterince iyi bir
Anne olmak istememeyi bu kadar reddetmesi beni yordu açıkçası okurken bazen sıkıldım. Altını çizdiğim yerlerde çoktu özellikle kadınların toplum tarafından sürekli sorgulanmaya, eleştirilmeye açık bir hayatı olduğu gerçeğinden bahsetmiş, annelik üzerinden kendi seçimlerini ve benliğini sorgulamış kitabın sonlarına doğru ''dünyayla ilgili düşünmek isterdim ama kaygılarım beni hep kendimle ilgili düşünmeye zorlardı'' itirafını yapıyor
AnnelikSheila Heti · Nebula Yayınları · 201973 okunma
Kanadalı yazar Sheila Heti’nin tüm dünyada ses getiren romanı Annelik. Roman otobiyografik bir anlatıya sahip. Farklı yıllarda kaleme alınan ve annelik üzerine kendi kafa karışıklığını kağıda döken yazarımız, çok cesurca sorgulamalar yapıyor. Anne olmalı mı, olmamalı mı?
Tanıdığı tüm kadınların anne olma sürecine tanıklık etmiş otuzlu yaşlarının sonuna gelen bir kadın nasıl kafa karışıklığından geçer bunu öyle yalın, filtresiz ve keskin anlatıyor ki, yazara hayran olmamak elde değil. Toplum baskısı, kabul görmüş ahlaki değerler, kadın olmak gibi ülke sınırlarını aşan ve tüm dünyadan kadınların ortak paydası olan konuları baz alıyor yazar.
Roman salt bir otobiyografi metni değil. Başlangıçta kurguda yer alan oyunlar anlatılıyor bize. Üç madeni para ile yazı tura atarak merak ettiği sorulara evet hayır ile yanıtlar bulmaya çalışıyor. Bunu tüm kurgu içerisinde belirli zamanlarda felsefi sorgulamalar yapmak için kullanıyor yazar.
Modern kadının annelik üzerine yaşadığı ikilem benim çok ilgilimi çekiyor ve bu konuda okuma yapmaktan çok büyük keyif alıyorum. Metin özel ilgi alanıma girmese böylesine etkilenir miydim onu da bilemiyorum açıkçası. Ancak şurası kesin ki, bu kitabı sevebilmeniz ya da anlamlı bulabilmeniz için çocuk sahibi olmak ile ilgili kabul görmüş ahlaki değerlere kafa yormuş olmanız gerekiyor.
Çok çok sevdim. Konuyla ilgilenenler mutlaka kitaba şans vermeliler.
AnnelikSheila Heti · Nebula Yayınları · 201973 okunma
Vay canına! Kitabı bitirdiğimde bir kaç dakika kadar kitaba bakıp gülümsememe sebep oldu. Baştan söylemeliyim ki bu kitap “nasıl daha iyi anne oluruz?” Ya da “nasıl çocuk yetiştiririz?” Gibi şeylerden bahsetmiyor. Bu kitap anne olmak ya da olmamak arasında git geller yaşayan bir kadının hislerini anlatıyor. Benim hayatta en çok istediğim şey anne olmaktı ki bu hala öyle, pek bir şey değişmedi. Fakat bu kitap benim bu düşüncelerimi fazlasıyla sorgulattı ve kendimle yüzleştirdi. Anne olmak da olmamak da ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi ve bir kadın bütün duygularını ancak bu kadar samimi aktarabilirdi diye düşünüyorum. İlk 40-50 sayfasında “ben ne okuyorum?” Hissi yaratsa da, iyi ki kitabı bırakmamışım dedirtti. Kitaptaki her cümlenin altını çizmek istedim. Muazzam bir kitaptı! Benzersiz! Israrla tavsiye edilir!
AnnelikSheila Heti · Nebula Yayınları · 201973 okunma