Açıkçası hayatımda her şeyin ters gittiği bir dönemde, okuyup gerçek hayattan soyutlanmama, sadece kitabın dünyasında olmama yardım ettiği için bende ayrı bir yere sahip oldu bu kitap. O yüzden favorilerim arasına girdi.
Çocukluklarında sürekli tartışan ve yarışan Dahlia ile Julian’ı okuduk. Onların o atışmaları, yaptıkları kötü şakalar biraz olsun güldürüp iyi hissettirdi. Size tavsiyem, okumadan önce fikir edinmek için kitap incelemesine bakıyorsanız kesinlikle okuyun. Kitap o kadar güvende hissettiriyor ki, okurken başka bir şey düşünemiyorsunuz.
Konusuna gelecek olursak, üniversiteye kadar birbirlerini düşman gibi gören çift, üniversitede aynı yere gidince yakınlaşmaya başlar ve bir gece öpüşürler. Dahlia her şeyin farklı olacağını düşünürken, Julian babası öldüğü için kasabaya geri dönmek zorunda kalır ve batmak üzere olan aile şirketini devralınca dikkatini dağıtacak her şeyden uzaklaşır; buna Dahlia da dahil.
Dahlia ise onun gidişiyle boşluğa düşer ve adamın eski oda arkadaşı yanında olunca, tamamen psikolojik şiddet gördüğü ve türlü manipülasyonlara uğradığı bir ilişki içinde bulur kendini; ta ki çocuğu olmayacağını öğrenince terk edilene kadar.
O zaman kendini toparlamak için kasabaya döner ve aileleri yakın arkadaş olan Julian, kendisiyle bir evi baştan tasarlamak isteyince kabul eder.