İskender. Akdeniz'de bir ada. En azından anlatılanlara bakılırsa Akdeniz'de olduğu imajını veriyor bu yer bize. Bu adanın nerede olduğunu yazar bize doğrudan vermiyor. Onu, kültüründen çıkarabiliriz belki.
İskender adası yıllar ve savaşlar boyunca bir çok ülkenin boyunduruğu ve üssü olarak kullanılagelmiş bir yer. Osmanlılar, daha önceki dönemlerde Yunanlılar, Fenikeliler..'in stratejik noktalara ulaşmak için kullandığı bir ada. Almanların da İkinci Dünya Savaşı yıllarında uğradığı bir yer İskender Adası. Sonra, uzaktan yönetme ile kendi kaderine bırakılan İskender Adası, bir Ortaçağ döneminde takılı kalmayı seçer.
Bu adada her milletten, ırktan, inançtan insanlar vardır ama ne ırkları ne inançları önemlidir. Kilisenin, Sinagogun, Cami ve Kâbe'yi anımsatan yerlerin olmasına rağmen tüm bu inançların üstünde bir güç vardır İskender'de. Bu güç adayı bir Ortaçağ yaşamaya esir eden; değişimi, bilgiyi şiddetle reddeden bir güçtür ve onun adı YASA'dır. Daha önce kanun olarak adlandırılsa da ada, kendi kaderine bırakıldığı andan itibaren bu güç kutsallık kazanıp YASA adını alır.
Yasa; ta Timur döneminden kalma bir kökene sahiptir. Onun ortalığı karıştıran uygulamaları, ondan sonra gelen oğlu Cengiz'in; soyunu, topraklarını ve mallarının devamını garantilemek için çıkardığı kurallardır. Bu kurallar İskender'de bir çeşitleme halini alıp YASA adıyla son şeklini alır. YASA'ya leke sürecek her şey suç sayılır İskender'de çünkü Yasa, onur demektir.
İskender'de uzun yıllardır süren bir gelenek vardır ve bu gelenek işte tam da adanın Ortaçağ'da kalmasin neden olan şeydir. Hiçbir şey bu geleneği değiştirmeye cüret edemez. Bu gelenek kan davasıdır ve bu dava İskender halkı tarafından onur mücadelesi olarak görünen bir uygulamadır. Bireyler birer kanlı seçerler ve nesiller sürecek