Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Avrupa'yı Taşralaştırmak Postkolonyal Düşünce ve Tarihsel Farklılık

Dipesh Chakrabarty

Sayfa Sayısına Göre Avrupa'yı Taşralaştırmak Postkolonyal Düşünce ve Tarihsel Farklılık Sözleri ve Alıntıları

Sayfa Sayısına Göre Avrupa'yı Taşralaştırmak Postkolonyal Düşünce ve Tarihsel Farklılık sözleri ve alıntılarını, sayfa sayısına göre Avrupa'yı Taşralaştırmak Postkolonyal Düşünce ve Tarihsel Farklılık kitap alıntılarını, etkileyici sözleri 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
Ve artık iyice anlaşıldı ki zekâ, kendi başına hiçbir kuvvete mâlik değildir.
Sayfa 18 - Kanaat KütüphanesiKitabı okudu
Tarihselciliğin Siyaseti
Tarihselci bilinç tam da buydu: Sömürgeleştirilene bekleme tavsiyesinde bulunmak. Tarihsel bir bilinç ve kendi kendini yönetme sanatı için Mill'in mutlak anlamda gerekli olduğunu düşündüğü yurtsever bilinci edinmek aynı zamanda bu bekleme sanatını öğrenmek anlamına da geliyordu.
Sayfa 45 - Boğaziçi Üniversitesi yayıneviKitabı okudu
Reklam
Postkolonyallik ve Tarihin Marifeti
Sosyal bilimlerin yapısını şekillendiren filozof ve düşünürler kuşaklar boyunca bütün insanlığı kapsayan teoriler üretmişlerdir. İyi bilindiği üzere , bu teoriler insanlığın çoğunu _ yani Batı-dışı kültürlerde yaşayanları- görece ve hatta bazen tamamıyla dikkate almayan bir tavırla üretmişlerdir. Ancak bu durum kendi içinde paradoksal değildir. Zira durumu farkında olan Avrupalı filozoflar her zaman bu tavrı teorik olarak meşrulaştırmanın yollarını aramışlardır. Üçüncü dünya sosyal biliminin gündelik paradoksu, bünyevi olarak "biz"den habersiz bu teorileri kendi toplumlarımızı anlamak için çok kullanışlı bulmamızdan kaynaklanıyor. Modern Avrupalı bilgeler ampirik olarak cahili oldukları bu toplumlar hakkında kehaneti andırır öngörülerde bulunma hakkını nereden alıyorlar? Neden bir kere daha bu bakışı iade edemiyoruz?
Sadece "Avrupa" nın teorik ( yani tarihsel düşünceyi şekillendiren temel kategoriler düzeyinde) bilgisi üretilebilir; diğer bütün tarihler , esasen "Avrupalı" olan teorik iskeleti ete kemiğe büründüren ampirik araştırmaların konusudur.
2 sermaye tarihi
Hintliler aynı anda farklı yüzyıllar içinde yaşamayı becerir
Sayfa 98 - Boğaziçi Üniversitesi yayınlarıKitabı okudu
Reklam
Marks'ın felsefi sermaye kategorisi tarihsel emeli açısından küresel ve yapısı itibariyle evrenseldir.
Kapitalin ilk cildinde Marx, kendi "emek" kategorisinin ma hiyetini göz önüne sermek üzere işçinin "sesi" olarak adlandırdığı bir retorik manevraya başvurur. Bu ses, "işçi" ve "emek" kategorilerinin bizim mantıksal olarak "gündelik olanla" ilişkilendirdiğimiz toplumsal ve psişik süreçlerden nasıl soyutlandığını göstermektedir. Bu ses, yaşı, çocukluğu, sağlığı, takatı tarihsel olarak özgül, çeşitli yaşlanma, çocuk olma, sağlıklı olma deneyimlerinden yalıtılmış psişik ve fizyolojik kategorilere indirger. Marx'ın "işçi" kategorisi, iç gözlemsel olan bir sesle, kapitaliste, "Yaşlanmayla vs. ortaya çıkan doğal gerilemeyi bir kenara bırakırsak... yarın da bugün sahip olduğum güç, sağlık ve dirilikle çalışabilmeliyim" diye seslenir. Bu soyutlama, "duyguların," soyutlanmış emekçi ve kendisi de bir soyutlama figūrü olan kapitalist arasındaki hayali diyaloğun bir parçası olmadığı anlamına gelmektedir. "Vicdanınıza sığınmadan... normal uzunlukta bir iş günü talep ediyorum. Bilirim ki paranın sözünün geçtiği yerde duyguların yeri yoktur."
Sayfa 107Kitabı okudu
Sermaye, Soyut Emek
"Baska bir toplum yapısı önermek, Doğada ya da Akılda “temellendirilemeyecek", tartışma ve muhakemeye tabi olan siyasal bir proje ve hedef meselesidir. Insanlar özgür ya da köle olarak doğmazlar, tıpkı eşit ya da üstün doğmadıkları gibi. Onları biz (kendimizi biz) özgür ve eşit kılarız."
Sayfa 108 - Boğaziçi Üniversitesi yayıneviKitabı okudu
Avrupa kostümleri giymiş Bengalli
‏Benzerlerine gündelik hayattan aşina olduğum tarihsel karakterleri 1789, 1848, 1871 ya da 1917 Avrupa devrimlerinden türetilen isimler ve kategorilerle adlandırarak bu karakterlere adeta iki misli mesafe koydugumu düşünmeye başladım. Ortaya koymaya çalıştığım tarihsel nesnellik mesafesi vardı her seyden önce. Fakat ayrıca, sömürgeci Avrupalılar kılığındaki Bengalli aktörlerin şayet Avrupalılar Bengali konuşmuş olsalar nasıl konuşacaklarını belirgin Bengali aksanlarıyla taklit ettikleri, yani Avrupalıların bizi nasıl algılamış olabileceği hakkındaki kendi klişelerini ortaya koydukları Bengali oyunlari izlerken deneyimlediğime benzer bir komik mesafe daha vardi. ‏Marksist tarih oyunundan ödünç aldığım Avrupa kostümlerini giydirdiğim Bengal ve Hint tarihinden karakterlerime Avrupa üzerinden bakmanın koyduğu mesafeydi bu. Es geçemedigim bir gülünçlük vardı bu mesafe koyan ciddiyetimde.
Sayfa 21 - Dergah YayınlarıKitabı yarım bıraktı
24 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.