Babamın Şerefi, Marcel Pagnol'un çocukluk anılarını anlattığı, dörtlemesinin ilk cildi.
Annemin Şatosu, Sırlar Zamanı, Aşk Zamanı, serinin diğer kitaplarıymış.Üç Nokta yayınları kapandığı için, diğer kitapları okuyabilecek miyiz, yayımlama planları var mıydı ya da bilemeyeceğiz.1957 yılında yayımlanan, Babamın Şerefi, Marcel Pagnol'un bir önsözü ile başlıyor.
İlk kez nesir yazdığını dile getiren Pagnol, kendisini korkutanın anı yazarının konumu olduğunu söylüyor.
"Bu Anılar'da kendimden olumlu ya da olumsuz bahsetmeyeceğim; sözünü ettiğim kişi ben değilim, artık ben olmayan çoçuktan söz ediyorum.Tanımış olduğum, sonra geride bir iskelet bırakmadan ortadan kaybolan serçeler misali zamanın akışında kaybolmuş küçük bir şahıstan."
Bu cümleler beni epey düşündürdü.
Çocuk halimiz, gerçekten biz değiliz galiba.Bir dönem tanışıyor, sonra kaybediyoruz.
Marcel'in ailesini tanıtmasıyla başlayan kitabın birkaç bölümü, kısa süre yaşadığı Aubagne izlenimleriyle dolu.
Marcel'in babası laik eğitimden yana bir öğretmendir.Annesi ise terzi.
Babasının; eski eşya, antika merakı ile ilgili bölümler gülümsetti beni.
Rose teyzenin eşi olarak aralarına katılan Jules amca ile aile genişler.
Jules amcanın dindarlığı babanın sekülerliği tatlı tatlı çatışmalara neden olur.
Aile yazı geçirmek üzere kırsala gider.Bu noktadan sonra, küçük Marcel'in yabancısı olduğu köyü tanıma ve uyum sağlama sürecini okuyoruz.Bir de avcılıkta babasının şerefini kurtarma çabasını.
Her çocuk babasını kahraman görmek ister galiba.
Kitabın çocuk dünyasının saflığını iyi yansıttığını düşünüyorum.Serinin diğer kitapları yayımlansa okur muydum, emin değilim.