Genel olarak Mezopotamya hakkına bildiğimiz bilgiler genel şeylerdir. Mezopotamya’da yaşayan ilk uygarlıklar, çivi yazsını ilk kullanan uygarlık vs.
Ama kitabı okurken genel olarak bildiğimiz bilgilerin bile yetersiz olduğunu anladım. Çünkü kitap yapılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkan tabletlerin ışığı sonucunda yazıldı.
Kitabı okumaya başlayınca emin olun ki elinizden bırakmak istemiyorsunuz, her cümlede ağzınız açık kalıyor. Özellikle tabletlerin çevirileri ve görsellerle merakınıza merak katıyor.
En çok şaşırdığım ve hayret kaldığım bölüm ise İncil ve Tabletlerin benzerliği. Hatta şöyle ki kitap bazı karşılaştırma örnekleri bize sunuyor.
Aslına çoğu bölümde şaşıracağınız ve bildiğiniz genel bilgilerin ötesinde konular var. Bir yandan soru soruyorsunuz bir yandan cevabını alıyorsunuz.
Kitap çeviriler ve görsellerle zenginleştirilmiş. Bence en güzel tarafı da bu. Dili oldukça anlaşılır ve akıcı. Sizi asla sıkmıyor. Kesinlikle herkesin okuması gereken bir yapıt.
Şimdiden keyifli okumalar dilerim :)
Mitolojiler tamamen hayal ürünü müydü.? Yoksa başka dünyaların hikayeleri miydi? Kadim bir coğrafya olan Mezopotamya medeniyetinin mitolojisi anlatılmaktadır. Medeniyet, bundan sekiz bin yıl önce, Fırat ve Dicle nehirlerinin arasındaki verimli topraklarda doğdu. Çevredeki dağlardan ve çöllerden gelen insanların burada kurduğu Babil, antikçağın en önemli ve görkemli şehirlerindendir. Mezopotamya’da gerçekleştirilen kazılar sonucunda elde edilmiş yazıtlara dayanan bu araştırma, Babil, Asur ve Sümer mitolojisiyle ilgili temel gerçekleri ortaya çıkarıyor. Bu kitap sizi tanrılarla şeytanların, kahramanlarla kralların büyülü dünyasına davet edecek.. Babil Mitolojisi
Medeniyet, bundan sekiz bin yıl önce, Fırat ve Dicle nehirlerinin arasındaki verimli topraklarda doğdu. Çevredeki dağlardan ve çöllerden gelen insanların burada kurduğu Babil, antikçağın en önemli ve görkemli şehirlerindendir. Mezopotamya’da gerçekleştirilen kazılar sonucunda elde edilmiş yazıtlara dayanan bu araştırma, Babil, Asur ve Sümer mitolojisiyle ilgili temel gerçekleri ortaya çıkarıyor. Bu kitap sizi tanrılarla şeytanların, kahramanlarla kralların büyülü dünyasına davet edecek.
Yaşasın Mitoloji!
En başta elbette ki mitolojiyi çok sevdiğimi dile getirerek başlamak isterim. İnsanın ufkunu genişleten, hayal dünyamıza seviye atlatan, güldüren, hüzünlendiren, düşündüren, bazen gerçekleri suratımıza çat diye vurup kendimize getiren kısacası; hayalle gerçeğin tam ortasında büyülü bir dünya bence mitoloji…
Kitabımıza gelecek olursak; Mezopotamya’da gerçekleştirilen kazılar sonucunda elde edilen verilerle hazırlanmış olan bir eser. Sade, akıcı ve anlaşılır bir dili var. Kazı, tablet, heykel ve çeşitli belgelerden oluşan resimlerle desteklenen kitabımız, okuyucu olarak ilgimizi ve heyecanımızı taze tutmamıza da yardımcı oluyor bu sayede.
Babil uygarlığı zamanına göre oldukça gelişmiş bir toplumdu ve geniş bir altyapısı olduğu için, aktarılan hikayeler de bir o kadar merak uyandırıcı oluyor doğal olarak. Mitolojiye biraz da olsa ilgi duyuyorsanız kitabı seveceğinizi düşünüyor ve burada yazımı noktalıyorum.
Keyifli Okumalar!
Elimdeki bu eser Mezopotamya'da gerçekleştirilen kazılar sonucunda elde edilmiş yazılar neticesinde ortaya çıkan bir araştırmanın ürünü. Mitoloji insanın hayal dünyasını besleyen en önemli ölçüt bana göre. Okumaya başlayanların kolay kolay bırakamayacağı bir dal. Ben mitoloji okumaya İskandinav mitolojisi ile başlamış, o büyülü kapıdan içeri girince daha çıkamamıştım. Tanrılarla şeytanların, kahramanlarla kralların tılsımlı diyarı. Tanrıların bizdenliği ve bizden aşkınlıkları, hileleri, aşkları, özlemleri... Sanki her Tanrı insanın kendi benliğinde var olan bir cevherin yansıması ve seytanlar ve diğer kötü ruhlar...
Bu kitapta Babil mitolojisinden çok daha şey var aslında. Mitolojik tabletleri okurken aklınızı işgal edecek soru şu :
" incille babil mitolojisinin bu benzerliği ne anlama geliyor?"
Cevabı kitapta.
Aslında bu benzerlik Kuran metinlerinde de mevcut ama İncil ile benzerliği daha fazla ve görünürde olduğu için sanırım yazar sadece İncil'den ele almış. Mesela Gılgamış ile ilgili bölümleri okurken Kur'an ayetlerine geçen Zulkarneyn ile benzerlikleri dikkatimi çekti ki çok eski bir sorudur da bu aynı zamanda "Gılgamış Zülkarneyn midir?"
Bizim ülkemizde de var mı bu soru ile ilgilenen yetkin ve tarafsız insanlar bilmiyorum. Ama bu konunun derin tahlililini okumak mercek tutmak fena olmazdı.
Babil mitolojisi tüm Tanrıları ile ihtişamlı. Yerde, gökte, ölüler diyarında, gün doğumunda ve gün batımında her yerdeler. Ve ölümlülerin yardımına koşuyorlar.
Kitabın çok okunmamış olması beni üzdü. Bence mitoloji ye yeni başlayanlar için çok güzel bir kaynak. Eminim bir gün mitoloji hakettiği koltuğa oturacak.
Puanım 4/5 (%77/100)
Öncelikle sesli kitap olarak okuduğumu belirterek başlayayım. Ben genelde biraz hızlı dinliyorum o yüzden 3 saat civarı sürdü toplam. Kitabın başında kitaptaki bilgilerin uzmanlar tarafından verildiği yazıyordu, o yüzden kitap baştan sona aslında biraz araştırma/tez gibiydi. Bunu kötü bir şey olarak söylemiyorum çünkü bu şekilde bahsedilen şeylerden daha emin olabildim. Kitap birkaç bölüme ayrılmış ve her bölümde farklı bir konudan bahsediliyordu. Bahsedilen şeylerin birçoğunu daha önceden biliyordum veya son zamanlarda yeni kitabım için Babil Mitolojisini araştırdığım için (Mezopotamya da diyebilirim genel olarak) öğrenmiştim. Ona rağmen özellikle Marduk ve Tiamat ile ilgili olan kısımları dinlerken eğlendim. Kısaca, güzel bir kitaptı. Hem eğiticiydi hem de eğlenceliydi. Anladığım kadarıyla bu seride başka mitolojilerden de bahsediliyor, onlara da bakacağım.
L. WILLIAM KING || BABİL MİTOLOJİSİ (Mezopotamya Efsaneleri ve İnanışları)
Mitolojiler tamamen hayal ürünü müydü? Yoksa başka dünyaların hikayeleri miydi? Kadim bir coğrafya olan Mezopotamya medeniyetinin mitolojisi anlatılmaktadır.
Medeniyet, Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki verimli topraklara doğmuştur. Dağlardan ve çöllerden gelen insanların kurduğu Babil, antikçağın önemli ve görkemli şehirlerinden biridir. Mezopotamya'da gerçekleştirilen kazılar sonucunda elde edilen yazıtlara dayanan bir kitap. Dili akıcı olan kitabı, anlatımıyla son derece sürükleyici buldum. Babil, Asur ve Sümer mitolojisinin de temel gerçekleri aktarılmaya çalışılmış. Yer yer sunulan görsellerle heyecan ve merak bir hayli yüksek tempoda ilerlemekte. Babil dinine dair de birçok bilgi mevcut. Babil Tanrıları ve kahramanlık hikayeleri, yaratılma efsaneleri, Tufan hikayesi gibi bölümlerden oluşan kitabın, genel bilgilerden ziyade bilinmeyene de ışık tuttuğunu düşünüyorum. Okudukça soru soracağınız peşinden de cevabını alacağınız kadar da donanımlı bir kitap. Mitolojiye merakınız varsa ve seviyorsanız; tanrılarla şeytanların, kahramanlarla kralların büyülü dünyasını okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Babil mitolojisi olarak adlarılsa da içersinde bir önceki dönemin uygarlıkları ve komşularıyla da karşılaştırmalar mevcut. Gışgamış destanı, Tufan, Kutha yaratılış destanı gibi destanlardan yaşanılan dönemin inanışları, yaşam biçimleri, toplum ilişkileri hakkında da bilgi edindim.
.
Babil uygarlığı gerçekten de pekçok alanda gelişmiş bir topluluktu. Günümüzde bu topluluğun bulduğu şeyleri hala kullandığımızı düşünürsek çok bilge bir topluluk olduğunu düşünebiliriz. Tabi garip yanları da yok değil. Batıl inanışları oldukça ilginç geldi. Ve üstelik büyü ile de oldukça ilgilymişler.
.
Araştırmalarım için harika bir kaynak oldu. Tabi tam detaylı değil çünkü Babil gibi bir uygarlığı incecik bir kitaba sığdırmak kesinlikle mümkün değil. Ama benim gibi sıfır bilgiyle araştırma yapanlar için ideal.
Sizlerle Maya Kitap mitolojisi serisinden Babil Mitolojisi eserini paylaşacağım. Esere geçmeden kısaca Sami ırkların yer aldığı uygarlıklardan söz edip detaylara değineceğim. Sami ırkın bu denli önemli olmasının sebebi Hz. Nuh'un oğlu Sami'den geldiğine inanılan Orta Doğu halklarını temsil etmesidir. Bu husus aynı zamanda tek tanrı inancının toplumun bazı kesimlerinde mevcut olduğunu da gösterir.
Kronolojik olarak;
Sümerler M. Ö. 4000-2500
Akadlar M. Ö. 2500-2000
Babilliler M. Ö. 2000-500
Asurlular M. Ö. 2000-500
Sıralamaya dikkat ettiyseniz Babilliler ile Asurlular aynı çağda yaşamışlar ve birbirinden etkilenmiş uygarlıklardır. Hem mitolojileri hem de dinleri bakımından ortak noktaları vardır. Kitapta Babilliler ile ilgili pek çok unsur Asur kralı Asurpanibal'in kitaplığından elde edilen tabletleri aracılığıyla öğrenilmiş. Her uygarlığında mitolojisinde bir yaratılış efsanesi vardır. Ve bu yaratılış efsanesinden sonra dinler ve tanrılar şekillenir. Babil yaratılış efsanesinde ise dünyayı oluşturan dört elementen teşekkül etmiş dört tanrının en kötüsü Taimat ismindeki su'dur ve kaotik bir yapıya sahip olduğu için tanrılara savaş açar. Tanrı Anu ve diğer tanrılara canavar şeklinde tavsir edilen Taimat'ı öldürmek için Marduk'u görevlendirir. Ve Marduk Taimat'ı öldürdükten sonra bedenini ikiye böler. Alt parçasıyla denizlerin üst parçasıyla göğü oluşturur. Böylece insanların yegane tanrısı haline gelir. Yazar bu yaratılış efsanesinin o dönem Babilliler arasında yaşayan yahudilerin mitolojilerini de etkilediğini vurgulamış. Bence asıl önemli husus Babilliler'in dünyayı iki boyutlu görmeleri ve Ölüler Diyarı'nın bu dünyada bulunması. Yani her şey maddi bir şekilde izah ediliyor. Antroproformik inanış modeli hakim. Şimdi sizde benim gibi eğer ahiret bu dünyada ise
Leonard William King, (8 Aralık 1869 - 20 Ağustos 1919) İngiliz arkeolog. Assyriologist Rugby School ve Cambridge King's College'da eğitim görmüş. Yakın Doğu'da taş yazıtlar toplamış, King's College'da Assur ve Babil arkeolojisini yıllarca öğretmiş ve bu konularda çok sayıda eser yayınlamıştır. Ayrıca Hammurabi Yasası gibi eski eserlerin çevirileri ile tanınır. British Museum'da Mısır ve Asur Antik Çağlarının Koruyucusu Yardımcısı oldu.