Klasik Türk Edebiyatı tadını bulabileceğiniz bu kitap, özellikle ortalarına doğru kendi hikayesini anlatan Nedret karakterinin girmesiyle çok daha farklı bir boyut kazanıyor. Nedret'in dramını okudukça öykünün nereye bağlanacağı konusunda artan bir merak ortaya çıkıyor içinizde.
Yazarın etkili ve akıcı bır dili var... Zaman nasıl geciyor anlamıyorsunuz. Aile içinde kadına şiddeti işleyen bir kitap.
Nedret, Tekin, Yücel, Oya, Dilara bir cok karakter var. Kitabın içinde cok ders çıkarılması gereken yerler var. İlk sayfasından son satırlarına kadar soluksuz okudum. Tavsiyemdır bir an evvel alıp okuyun
* Bu yorum spoi vermemek için kısa tutulmaya çalışılmıştır,çünkü bıraksanız çok şey söylerim
Kitap bize en başta Oya’nın hikayesini anlatmakla başlıyor. Kelimenin tam anlamıyla Oya ile içine çekiyor bizi. Ana konu ise Oya,Tekin ve Nedret karakterleri arasında dönüyor. Fakat yan karakterler o kadar güzel yazılmış ki,uzun zamandır okuduğum en başarılı yan karakterlerdi diyebilirim. Dilara gördüğüm en iyi arkadaşlardan biri ve de Yücel..O kadar harika bir eş ki yan karakter demeye dilim varmıyor. Konular nasıl mı akmaya başlıyor? Şöyle: Oya,kendini mutsuz hissettiği,yanlarında boğulur gibi olduğu annesi ve abisini terk ediyor.
Oya’yla empati yaptığınızda annesi ve abisi kelimenin tam anlamıyla bir dakika katlanılmaycak insanlar. Onlara o kafar ön yargı ve nefretle yaklaştım ki anlatamam. Nedret benim içim klasik bir erkek çocuk tutucu,onu baş tacı yapan “normal” bir anneydi. Onun yanında bir de Oya’nın hayatını “elalem ne der” cümlesi üzerine kurması var. Tekin de hayatta bir yere gelememiş,sürekli başkalarının sırtından geçinmeye çalışıp hayatın ona sunduğu fırsatların üstünde tepinen,kız kardeşine hayatı zindan eden “normal” maço bir abiydi. Fakat kitabın orta yerlerinde öyle bir şey oldu ki,utandım. Tepkilerimi az çok bilirsiniz “Allah’ım yer yarılsa da içine girsem!”, çığlıkları atarak okudum Nedret anlattıkça. Nedret geleceği gayet parlakken yanlış eş seçimiyle kendini yakan kadınlarımızdan. Yaşadıkları Beyza’nın da dediği gibi bir ömre sığacak türden değildi. Kadına şiddeti Nedret’e “dibine kadar” öğreten Kadir... Tekrar Beyzadan alıntı yapıyorum: “Dünyada var olmaması gereken.” Kadir tam olarak böyle biri. Nedret de vicdanının kurbanı olmuş merhamet dolu bir kadın. Okurken ağlamaya
Ah be Nedret... Boğazım düğüm düğüm okudum. Şimdi bu kitap için nasıl yorum yapacağım?
" Nedret kim? " diyeceksiniz. Nedret kadının adının olmadığı ama şiddetin adının olduğu bu dünyada merhametin ve fedakarlığın vücut bulduğu bir insan...
Çocuklarını geçmişinden koruyan bir anne... Aslında Nedret tüm kadınların sembolü.
Kitabımızda sadece Nedret karakterine yer verilmemiş. Farklı karakterlerimizde yolculuğumuza eşlik ediyor. Her karakterin kendine özgü ruhundan ve yaşadığı acılardan öğreneceğimiz çok şey var. Birazda kitabın konusuna değinelim.
Beklenen; geçmişlerinin gölgesinde kalan insanların hayat mücadelesini anlatıyor. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, her bilinen gerçeğin gerçek olamayacağını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Kadın olarak doğmanın zorluğunu hatırlatıyor. Kendi benliğini yaratmanın haklı zaferini hissettiriyor. Beklenen, insanı derinden sarsıyor.
Kendi hatalarindan çocuklarını uzak tutarken, bencil davranmakla suçlanan bir annenin yaşadıkları tüm gerçekliğiyle insanın içini sızlatan bir hikaye....
#beklenen#roman
Hiç kimse masum değildir. Hayatı güzel yaşamak karşılıklı anlayış, sevgi, vicdan, merhamet ve şefkatla olur. ikili ilişkilerde bu olursa dünyaya gelen yavrular da o ailenin huzurlu, mutlu olmasını sağlayacaktır. Böylelikle değer olur aile bireyleri arasında. Lâkin ailede birinin fikri bozuk olursa aile dağılır. Hele ki bu baba olursa, "ben" deyip "biz" demezse hayat zindan olur. .. Evlat , erkek veya kız olsun ayırım olmamalı. Şimdi kitabımıza dönelim.
Nedret, severek evlenir ama sonradan gördüğü zulümle hayatı zindan olur. Çocukları Tekin ve Oya’yı güçlüklerle büyütür. Oya'nın aileden uzaklaştığı görülür. Evlendiği Yücel , Oya'ya kol kanat gerer. Oya ile okuyan Dilara arkadaşı da kardeşinden daha yakin olur ona. Oya , annesinden uzakta iken çeşitli sıkıntılar yaşar Ama bir gün Nedret’ten öyle bir haber alır ki sonrasında gelen günlerin nasıl olduğunu ancak siz değerli okur dostlarım "Beklenen" in iki kapak arasındaki sayfalarda bulabilirsiniz..
Her ne kadar ilk baslarda isim çokluğundan aklım karışsa da yazarın başarısı beni mest etti. Kendisini takdir ettim. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Kendi hatalarından çocuklarını uzak tutarken bencil davranmakla suçlanan bir anne; Nedret.. Böyle bir annenin sarıp sarmaladığı, ömür boyu bu sevginin bedelini ödeyen Tekin..Hayatla ilgili kararlar almaya çalışırken kayıtsız, şartsız güvenilmeyi arzulayan Yücel..Kendini gerçekleştirmek isterken başka bir yöne savrulan Nedret, Tekin, ve Yücel 'in kurduğu üçgenin içinden çıkamayan geçmişin hayaletleriyle yolunu kaybeden Oya..
Aile içinde kadına şiddeti işleyen bir kitaptı.Kitabın içinden çok ders çıkarılması gereken yerler var.İlk sayfasından son sayfasına kadar soluksuz okudum. İyiki okudum dediğim kitaplardan bir tanesi daha.Şule Hatipoğlu Bu güzel kitabı okumamiza vesile olduğunuz için çok teşekkürler. Kesinlikle tavsiyemdir. Bir an evvel alıp okuyun..
Alıntı
Şu etrafındakilere bak.Onlar için çırpındın durdun.Sana muhtaçlar sanıyorsun. Öyle değil Nedret hanım. Sen onların minnetine muhtaçsın. Sen bu minnete müptelâsın asıl (sayf 85)
Herkesin saklayabileceği bazı sırlar olmalı hayatta..
Oysa şairin de dediği gibi "Beklediğin gelse bile birgün, beklediğin anlamda gelmeyecekti".Yaşam buydu işte.."Beklediğinin gelmemesi ve senin de gelmeyeceğini bildiğini beklemen (sayfa 300)
Harika bir kitaptı.
Kesinlikle tavsiyemdir.
Çok hüzünlü bir hayat hikâyesi.
Ah Nedret, neler yaşamışsın!
Ama nasıl güçlü, fedakar bir anne, kadın olmuşsun.
O kadar acıya, çileye rağmen kendinden vazgeçmeyip yoluna devam eden, herkese yardım eli uzatan güzel Nedret.
Nedret aşık olduğu adam tarafından ilk günkü güzel sevgiyi, ilgiyi bulamaz. Üstelik evlendikten sonra işler daha da değişir.
Şiddet, hakaret, aldatılma hepsine maruz kalan bir kadındır.
İki çocuğu ile hayata tutunur.
Fakat Tekin 18 yaşındayken yaşadıkları acı olay Tekin'e daha çok bağlasa da Nedret'i
Oya'ya olan sevgi ve ilgisi asla değişmez.
Oya bilmediği gerçekler yüzünden, annesini ve abisni terk eder. Evlenir mutlu bir yuvası olur.
Ama annesinin eksikliğini hep taşır.
Aldığı bir haber ile yıllardır görülmediği annesinin yanına gider.
Peki Annesi ile eskisi gibi olabildi mi?
Sorularının cevaplarını alabildi mi dersiniz?
Yanlış bir evliliğin bir kadının hayatını nerelere sürüklediğini gördüm. Aile ile ilgili alınan yanlış kararların ne gibi bir pişmanlıklar doğurduğunu fark ettim. Şiddete maruz kalan kadınların nasıl hayata tutunduğunu nasıl bu kadar güçlü olduğunu bir kez daha bu kitapta gördüm. Benim için çok anlamlı bir kitap oldu. Kaleminiz bol olsun Şule Hanım.
Nedret, yaşadığı kötü evliliğe rağmen ayakta kalabilmiş, kimseye muhtaç olmamıştır. 2 evladı için her şeye göğüs geren kadın! Nedret'in kızı Oya, evden kaçmış ve ailesinden uzun süre ayrı kalmış ve kocası Yücel ile yaşamaktadır. Nedret'in oğlu Tekin, yaşadığı talihsiz bir olay nedeniyle annesinin sarıp sarmaladığı bir çocuktur. Gerçeklerin hiç de gördüğümüz gibi olmadığını gösteren harika bir kurgu. Hüzün, aile bağları ve mutluluk öğelerinin dolu dolu olduğu sayfalarda bakalım ne gibi bir son bekliyor ? Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Okuyun, okutun. Pişman olmayacaksınız.
Yayınevinin kitap basımı, kapak tasarımları harika ve çok kaliteli olmuş.
#beklenen #şulehatipoğlu #dkyayınları Şule Hatipoğlu
Yanlış yapılan bir evlilik, bir kadının ve ailesinin hayatını kötü yerlere sürükleyebiliyor. Aile içi alınan yanlış karar ne gibi pişmanlıklar doğurduğunu okudum. Şiddete maruz kalan kadınların ne kadar güçlü ayakta durduğunu gördüm.
Ablasının hamileliğe destek olmak için gittiği o küçücük evde merhametin bedelini çok ağır ödeyen Sefil Bir Sevdanın peşinden Çıkmaz bir yolda ziyan olan ve merhametle başlayıp bir ömürlük mecburiyetle şiddetin her türlüsüne maruz kalan bir kadının hikayesi.. Herkesde bir çok duyguya değinen yazarın kalemine sağlık..
1972 Samsun doğumlu. İTÜ- Makina, Anadolu Üniversitesi Adalet ve Uluslar arası İlişkiler Lisans Mezunu. İyi derecede İngilizce biliyor. Arapça öğrenmeye çalışıyor. On yıl Kamu ve Özel sektörde çalıştı. Evli, Alihan ve Atahan isimlerinde iki çocuğu var. Edebiyat, Sinema ve Resim sanatı ilgi alanları arasında. Dört yıldır çeşitli edebiyat atölyelerinde yazarlık derslerine katılıyor. ErbulakEvi ile yazma serüvenini, annesinin yaşam öyküsünü romanlaştırarak sonuçlandırmak gibi bir hayali var.