Kadın olmanın zorluğundan bahseder dururuz hep . Doğrudur ,zordur kadın olmak , özellikle belli başlı coğrafyalarda...
Erkektir yapar ,erkektir söyler , erkektir döver ,söver ,gider vs. ,her hak onlara mübah gösterilirken ; kadına eğ başını , kır belini otur oturduğun yere , deniyor. Üstelik kadın başına gelen her şeyi hak etmiştir.
Tam bir cinsiyet ayrımı...
Bunun yerine, çocuklarımıza en başından sevgi dolu olmayı ,hayatta her şeyi istediği zaman elde edemeyeceğini , kaybetmeyide normal karşılaması gerektiğini ,bunun bir yenilgi olmadığını öğrettiğimiz zaman, tüm bu şiddetler sona erecek aslında .
Söylenecek çok şey var bu kitabın ana konusu üzerine. Lakin kitabı harcamak istemiyorum.
Dünya var olduğundan beri hepimiz bir döngünün içinde yaşıyoruz. Doğuyoruz , büyüyoruz ve ölüyoruz. Bu üç kelimenin içinde , uzun ya da kısa bir hayat yaşıyoruz. Önemli olanın nasıl yaşadığımız olduğuna bakarsak ; hayatını refah, huzur içinde geçirenler de var , acılar içinde geçirenler de ..
Feride ,hayatını refah ve huzur içinde geçiremeyenlerden . Doğumundan , evliliğine ve sonrasına dek süren acı dolu hatıraları var. Öyle bir hikaye ki etkilenmemek mümkün değil .
Feride yedi çocuklu bir ailenin en küçüğü. Büyük bir sevinçle oğlan diye beklenirken , o da kız doğuyor. Bu noktada babayı bir düşünün. Çünkü erkek adamın , erkek çocuğu olurmuş. Tipik bir Anadolu erkeği. Yinede sevdiğim takdir ettiğim yönleride oldu babanın.
Feride 'nin asıl dramı ise evlendiğinde başlıyor.İliklerime kadar hissettim o dehşeti desem abartmış olmam. Bir insanın kaderi dedim , doğduğunda ki gibi mi devam eder, hiç mi değişmez? Sevgiye aç doğan , ömrü boyunca bu duyguya hasret olarak mı devam eder hayatına ? Hiç mi yüzü gülmez?
"Ben Feride" ,gerçek yaşanmış bir hayat hikâyesinin kaleme alındığı bir