Selamlar.
Bugün sizinle farklı tarzda yazılmış bir romandan bahsedeceğim. Beş yazar bir araya gelmiş ve ortaya tek bir roman çıkarmışlar. Peki bu beş yazar bir hikâyeyi sırayla devam ettirerek gerçekten muhteşem bir eser ortaya koyabilmiş mi? Yoksa deneysel bir çalışma olarak kalıp çok da başarılı olamamış bir deneme mi olmuş?
Öncelikle yazar kadrosuna bakalım: Murat Mungan, Faruk Ulay, Elif Şafak, Celil Oker ve Pınar Kür. Her biri, kendinden önce yazılan metne sadık kalarak; geçmişte yazılmış tek bir harfi bile değiştirmeden hikâyeyi devam ettirmiş. İlk yazar konuyu belirlemiş, sonraki yazarlar ise kendi üslupları ve anlatım biçimleriyle bu hikâyeyi sürdürmüşler. Kitaba da yaptıkları işi anlatan bir isim vermişler. BEŞPEŞE...
Roman genel olarak gerilim ve yer yer polisiye havası taşıyor; ancak polisiye yönünün çok güçlü olduğunu söylemek zor. Daha çok psikolojik yoğunluğu olan bir metin: güven, kuşku, vicdan muhasebesi, suçluluk, yalnızlık ve terk edilmişlik gibi temalar ön planda. Tek bir karakterin hayatı üzerinden bu duygular işleniyor.
Bu tarzın dünyada da örnekleri var. Örneğin Agatha Christie 1931 yılında benzer bir çalışmaya katılmıştı. Ancak Türkiye’de bu tür kolektif roman denemelerinin çok yaygınlaştığını söylemek zor. Çünkü her yazar kendi üslubuyla, kendi dünyasıyla yazmayı tercih eder; bir başkasının bıraktığı yerden devam etmek ciddi bir uyum gerektirir.
Roman Murat Mungan ile başlıyor. Bana göre en avantajlı yazar o. Çünkü çerçeveyi o çiziyor; ana konuyu ve temel karakterleri o belirliyor. Diğer yazarlar bu çerçevenin dışına çıkamıyor. Konu seçimi ve giriş bölümü oldukça başarılı. Son cümlede romana yeni bir karakter ekleyerek sonraki yazarlara malzeme bırakıyor.
Ardından Faruk Ulay devreye giriyor. Burada en büyük sorun üslup geçişi. Mungan’ın