Bilgeliğin Yedi Sütunu

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
1 beğeni  · 
734 gösterim
Arap Başkaldırısının Gayri Resmi Tarihi "Bu günün hayalperestleri tehlikeli insanlardır, hayallerini gözleri açık gerçekleştirirler. Ben de böyle yaptım."

Tarihi bilgiler, I. Dünya Savaşı sırasında Arapların Türklere karşı başlattığı başkaldırı hareketinin bizzat mimarı, yönlendiricisi olan bir İngilizin gözüyle verilmektedir. Çağımızın en efsanevi casusu "Arabistanlı Lawrence" Osmanlının bölgedeki egemenliğine son verirken, bölgeye görevlisi olarak geldiği İngilizlerin de oyunlarını boşa çıkarmıştır.

"Arabistan'da Türklere karşı ayaklanmada bir İngiliz görevli... Ordu günlüğünü, çadır direğinin etrafında betimler. Tanımlamalar, f ilozof iler, duygular, maceralar ve hayallerle eşşiz bir şekilde dokur. Görevine müşkülpesent bir bilgelik, kusursuz bir hafıza, cesaret ve Oxford karakteriyle örülmüş bir stille, kendinden kuşkuya düşmesini engelleyen bir gözlem yeteneği ve her hâlükârda derin bir bağlılıkla yapar. Eşsiz bir tarih-roman..."
E.M. Forster-

"Yarım yüzyılda İngilizce yazılmış hiç bir eserin olmadığı kadar ölümsüzdür."
-John Buchan-

"Onun için tüm bir neslin nevrotik hastalığının acısını, sadece tek başına, çektiği söylenebilir." -Christopher Isherwood-

"Bu topraklardan Osmanlının gücü çekildikten sonra, Orta Doğu'da istikrar kayboldu. Kan hiç durmadı. Savaşlar hep devam etti."
-Usame Bin Ladin-3
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2014
  • Sayfa Sayısı:
    704
  • ISBN:
    9786055708924
  • Çeviri:
    Bilal Çölgeçen
  • Yayınevi:
    Chiviyazıları Yayınevi
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 13 Alıntı

Bütün insanlar düş görür ama farklı farklı. Geceleri düş görenler, sabah olup da uyanınca bunun boş bir hayalden ibaret olduğunu anlarlar. Gündüz düş görenler ise tehlikeli kimselerdir çünkü düşlerini gerçekleştirmek için düşlerindeki rolü gözleri açıkken de oynayabilirler.

Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. LawrenceBilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence
nazenin 
 27 Ağu 06:41 · Kitabı okuyor

T.E. Lawrence hakkında...
Ölümünden kısa süre önce, 6 Mayıs 1935'te Eric Kennington'a yazdığı bir mektupta şöyle diyordu:

"Ne yaptığımı merak mı ediyorsun? Doğrusunu istersen, ben de öyle. Görünüşe bakılırsa güneş doğuyor, güneş ışıyor, akşamlar birbirini izliyor ve uykuya dalıyorum.

Ne yapmıştım, ne yapıyorum, ne yapacağım... Bütün bunlar aklımı karıştırıyor ve beni hayrete düşürüyor. Hiç, yaprak olup güz vakti ağacından düşüp de büsbütün aklın karıştı mı? İşte öyle bir duygu bu."

Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 18 - Kitabın başında yer alan, Lawrence hakkında ön bilgiler kısmından...)Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 18 - Kitabın başında yer alan, Lawrence hakkında ön bilgiler kısmından...)
nazenin 
 27 Ağu 05:12 · Kitabı okuyor

T.E. Lawrence hakkında...
Suriye, Filistin ve Mezopotamya (Irak), Fransa ve İngiltere'ye manda altındaki bölgeler olarak adları hariç her şeyleriyle birer koloni olarak ayrıldı.

Lawrence öfke içinde şöyle yazacaktı:

"O seferlerde birçok hayat yaşadık ve asla kendimizi sakınmadık... Yine de biz başarıya ulaşıp da yeni dünya ufukta belirdiğinde, yaşlı adamlar zaferimizi almak ve bildikleri eski dünyaya benzetmek için yeniden geldiler.

Gençlik kazanmayı başarsa da bunu saklamayı henüz öğrenmemişti ve ihtiyarların karşısında acınacak derecede güçsüzdü.

Kekeleyerek yeni bir gök ve yeni bir yer olsun diye çalıştığımızı söyledik. Onlar ise bize nazikçe teşekkür edip barış yaptılar."

Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 16 - Kitabın başında yer alan, Lawrence hakkında ön bilgiler kısmından...)Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 16 - Kitabın başında yer alan, Lawrence hakkında ön bilgiler kısmından...)
nazenin 
 06 Eyl 06:28 · Kitabı okuyor

Bölüm 1
Allah'a yalvarırım ki, bu öyküyü okuyan erkekler, acayipliğin çekiciliği aşkına çıkıp da kendilerini ve yeteneklerini başka bir ırka hizmet etmek için satmasınlar.

Kendisini yabancıların kullanımına sunan bir kişi, ruhunu vahşi bir efendi ile değiş tokuş ederek bir hayvan gibi yaşamaya başlar. Onlara ait değildir. Onlara karşı durabilir, kendini bir görev için ikna edebilir, onları kullana kullana eskitip kendi istekleriyle sahip olmak istemeyecekleri bir şeye dolayabilir. Daha sonra onlara baskı yapmak için eski çevresini sömürmeye başlar ya da benim örneğimde olduğu gibi onları öyle iyi bir şekilde taklit eder ki, onlar da onu taklit etmeye başlarlar...

Benim durumumda ise bu yıllarca süren Arap elbiseleri ile yaşama ve onların zihni temellerini taklit etme çabaları, beni İngiliz kimliğimden çıkartıp Batı'ya ve Batı geleneklerine yeni bir gözle bakmamı sağladı. Benim için hepsini yerle bir ettiler. Aynı zamanda içtenlikli bir Arap görünüşü de kazanamazdım. Bu, olsa olsa bir yapmacıklık olurdu. Bir adamın kafir olması kolaydır ama inancını değiştirmesi zordur.

Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 41)Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 41)
nazenin 
 06 Eyl 06:26 · Kitabı okuyor

Bölüm 1
Şimdi insanlık dışı veya sadistçe görünen bir şey, savaş alanında kaçınılmazdı ya da sadece önemsiz bir rutindi.

Ellerimiz hep kanlıydı, bize yetki verilmişti. Yaralama veya öldürme, geçici acılar gibi görünüyordu. Bizimle yaşam, o kadar kısa ve sancılıydı ki? Yaşamın kederi öylesine büyüktü ki, cezalandırmanın acısı merhametsiz olmak zorundaydı...

Zafer için yaşayıp, zafer için ölüyorduk. Cezalandırmak için neden ve arzu olduğunda, dersimizi derhal acı çeken kişinin somurtkan vücuduna ya tabancayla ya da kırbaçla yazıyorduk ve davalar, itiraz kabul etmiyordu.

Çöl, mahkemelerin ağır ağır inceleyerek verdiği cezaları veya hapishaneleri kaldırmıyordu.

Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 40)Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 40)
nazenin 
07 Eyl 02:07 · Kitabı okuyor

Bölüm 3
Samilerin görüş perdesinde ara tonlar yoktu. Onlar, dünyayı her zaman dış hatlarıyla gören, temel renklerin ya da daha doğrusu siyah ile beyazın egemen olduğu bir halktı. Kuşkuyu, bizim modern dikenli tacımızı, hor gören dogmatik bir halktı.

...Sadece doğruyu ve yalanı, inanç ile inançsızlığı biliyorlardı.
...Düşünceleri, sadece uç noktalarda rahat ediyordu.

Umursamaz bir tevekkülle zihinlerini boş bırakan, sınırlı, dar kafalı insanlardı. Hayal güçleri canlıydı ama yaratıcı değildi. Zümre olarak liberal sanat koruyucusu olmalarına ve mimarlıkta, çinicilikte veya diğer el sanatlarında komşularının veya kölelerinin sergiledikleri her ne yetenek varsa teşvik etmelerine rağmen, Asya' da Arap sanatı öylesine az bir yer tutuyordu ki, neredeyse hiç sanata sahip olmadıkları söylenebilir.

Üstelik büyük sanayilerle de uğraşmıyorlardı. Zihin veya bedene ilişkin hiçbir örgütlenmeleri yoktu. Bir felsefe sistemi veya karmaşık bir mitoloji icat etmemişlerdi. Kabilenin fıkirleri ile mağaranın fıkirleri arasında yollarını izliyorlardı:

Onlar,uluslar arasında en az hastalıklı olanıydı. Sorgulamaksızın, aksiyomatik olarak yaşam armağanını kabul etmişlerdi. Onlara göre yaşam, bir insana vakfedilen, kontrol edilemeyen, bir yararlanma hakkı, kaçınılmaz bir şeydi.İntihar, olanaksız bir şeydi ve ölüm için kederlenmeye gerek yoktu.

Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 45)Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 45)
nazenin 
 05 Eyl 04:27 · Kitabı okuyor

"Açıklayıcı Bölüm" kısmından...
Savaşı biz kazanırsak bu vaatlerin ölü bir belge olacağı başından belliydi ve ben, Arapların dürüst bir danışmanı olsaydım evlerine gitmelerini ve böyle şeyler için savaşıp canlarını tehlikeye atmamalarını öğütlerdim...

Sahtekarlığı göze aldım, benim kanıma göre Doğu'da bizim ucuz ve hızlı zaferimiz için Arap yardımı gerekliydi ve kazanıp sözümüzü tutmamamız kaybetmekten daha iyidir...

Geride kalan tek şey, başarılı bir hilekar olarak ödülleri reddetmek ve yükselen hoşnutsuzluğu önlemek olmalıydı, olayların gerçek öyküsünü kendi raporlarımda gizlemeye ve ağzı sıkı olmayı bilen çok az Arabı ikna etmeye başladım.

Bu kitapta son kez kendi söylediklerimin yargıcı olmak istiyorum.

Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 32)Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 32)
nazenin 
07 Eyl 02:39 · Kitabı okuyor

Bölüm 3
...Araplar, bir ipe olduğu kadar bir fikre de asılabilirlerdi, çünkü zihinlerinin taahhüt edilmemiş sadakati, onları itaatkar bir köle haline getiriyordu. Hiçbiri başarı kazanılıncaya kadar bağlarından kaçmaz. Sorumluluk, görev ve borçlarına sadık kalırlardı. Daha sonra, fikirler gider ve iş, harabe halinde sona ererdi.

İnanç olmaksızın dünyanın zenginlikleri ve zevkleri gösterilerek dünyanın dört bir köşesine (ama cennet hariç) götürülebilirlerdi ama bu modayı izlerken yolda eğer, başını sokacak bir yeri olmayan ve yiyeceği merhamete veya kuşlara bağlı olan bir fikrin peygamberine rastlarsalar zenginliklerinin tümünü onun esini için terkederlerdi.

Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 49)Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 49)
nazenin 
 27 Ağu 04:12 · Kitabı okuyor

T.E. Lawrence hakkında...
Lawrence kuzeye doğru en tehlikeli yolculuklarından birini gerçekleştirdi. Bu yolculuğun nedeni yaşamakta olduğu vicdan bunalımıydı. Aylardır Araplara, Arap isyanına İngiliz desteği ve müttefiklerin zafer kazanması durumunda bağımsızlık vaat ederek Faysal'ın yandaşlar toplamasını sağlıyordu.

Oysa gerçekte, politik sonuçlar kesin değildi. Defterine yazdığı bir mesajda şöyle diyordu:

"Tek başıma Şam'a gitmeye karar verdim, yolda ölmeyi ümit ederek. Ne pahasına olursa olsun, bu gösteriyi daha fazla ilerlemeden durdurun. Onları bir yalan uğruna bizim için savaşmaya çağırıyoruz ve ben buna dayanamıyorum."

Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 14 - Kitabın başında yer alan, Lawrence hakkında ön bilgiler kısmından...)Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 14 - Kitabın başında yer alan, Lawrence hakkında ön bilgiler kısmından...)
nazenin 
 05 Eyl 04:16 · Kitabı okuyor

"Açıklayıcı Bölüm" kısmından...
Biz onları, ölümlerin en kötüsüne, ateşin içine, savaşı kazanmak için değil ama Mezopotamya'nın tahılı, pirinci ve petrolü bizim olsun diye saçıyorduk. Tek ihtiyaç duyduğumuz şey, düşmanlarımızı (aralarında Türkiye' de var) yenilgiye uğratmaktı ve sonunda Allenby'ın bilgeliği ile Türkiye' de ezilenlerin ellerini kendi yararımıza kullanarak dört yüzden daha az kişinin ölümüyle bu iş başarıldı.

En çok, katıldığım otuz muharebeyle gurur duyuyorum, kendi kanımızın akmasından hiç sorumlu olmadım.

Bana göre, söz konusu olan eyaletlerin tümü, ölü bir İngiliz'e değmezdi.

Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 31)Bilgeliğin Yedi Sütunu, T. E. Lawrence (Sayfa 31)
2 /