Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları (1922 - 1923)

·
Okunma
·
Beğeni
·
399
Gösterim
Adı:
Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları
Alt başlık:
1922 - 1923
Baskı tarihi:
Mayıs 2012
Sayfa sayısı:
233
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054255023
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Agate Yayıncılık
Baskılar:
Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları
Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları
259 syf.
Dışardan 3. bir gözün 1922-23 döneminde kurtuluş savaşına, emperyalistlere, Türkiye’ye, Türk halkına, Türk siyasileri ve siyasetine, kişiler ve olaylarla ilgili anıları... objektif bakış açısı ile Aralov anekdotları... eleştirileri... gözlemleri ve çelişkileri çok açık ifade etmiş.. o dönemi okuduğum bir çok kitaptan daha değişik bir kaynak oldu benim için...
259 syf.
Bu kitap ile ilgili bir anı...
Ortaokul sıralarında dirseklerimi daha yeni çürütmeye başlamışken okulun köhne ve cılız kütüphanesinde bu kitabı zaman geçireyim diye ödünç (ç) almıştım. İlk okuduğumda derse geç kalıp sosyal bilgiler öğretmenimden de bir sürü azar işitmiştim. Sonunda olayı kuşlar hocama anlatmış o da benden özür dilemişti. Bu kitabı bitirdiğimde eski (yeşil) Ankara Özel Halk otobüsündeydim, Cebeci kavşağından yeni girmişti otobüs. Ankara ayazında okulun önündeki durakta inmiş ve elimde kitabı sıkı bir şekilde kavrayarak okulun kapısından geçmiştim. Kitabı sıktığım gibi dişlerimi de sıkıyordum. Kitabı aynı şekilde rafına götürdüm. Bu kitabı başkaları da okuyabilsin diye. O günlerde tozpembe olarak görülen bize sadece hayat bilgisi ve sosyal derslerde anlatılan Mustafa Kemal Atatürk ilk defa gözümün önünde kanlı canlı duruyordu. O günden sonra bağlı kalacağım birkaç bağlılıktan birisi o gün cereyan etti zihnimde.
Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları Semyon İvanoviç Aralov
Furkan Gedik
Furkan Gedik Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları'ı inceledi.
259 syf.
·Puan vermedi
Sovyetler Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti kader ortağı olarak doğmuş iki millet. Hatıralarda Sovyetler Birliği'nin Türkiye'ye karşı izlemek istediği rolü ve Aralov'un ağzından yalnızca izleyebileceği rolü okuyorsunuz. Nitekim Atatürk, Aralov'a ''yalnızca ulus millet'' olarak kalacaklarını en başından iletmiş.
MehmetCan
MehmetCan Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları'ı inceledi.
259 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün din tacirlerine, ABD İngiliz mandacılarına ve her tür emperyalizme karşı açmış olduğu büyük savaşta Sovyetler Birliği'nin genç cumhuriyete ve doğu halklarına nasıl yardım ettiğinin ve nasıl gıpta ile baktığının bir kanıtı.
mustafa kemal paşa. tabiki sosyalist değildir ama, görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı... kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. ilerici, akıllı bir devlet adamı. bizim sosyalist inkılabımızın önemini anlamış olup, sovyet rusya'ya karşı olumlu davranıyor. o, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. kapitalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikle silip süpüreceğine inanıyorum. halkın ona inandığını söylüyorlar. ona, yani türk halkına yardım etmemiz gerekiyor. işte, sizin işiniz budur. türk hükümetine, türk halkına saygı gösteriniz. büyüklük taslamayınız. onların işlerine karışmayınız.
24 Eylül 1920 tarihinde, Ermeni burjuva Taşnak hükümeti, Türkiye’ye savaş açtı. Ama, birkaç gün sonra Türkler taaruza geçti ve 30 Ekim’de Kars’ı işgal ettiler. Taşnaklar, yardım isteğiyle itilaf devletlerine başvurdular. Kendileri Ermeni hükümetini Türkiye’ye saldırmaya teşvik ettikleri halde, İngiltere ve Fransa Ermenilere yardım etmeyi reddetliler.
Yunanlıların bozguna uğratılması, İngilizleri canevinden vurmuştu. İngiltere yakın doğudaki topraklarını genişletmeye, Afrika’daki sömürgelerini Asya’daki sömürgeleriyle; Arabistan’la,Irak’la,Hindistan’la birleştirmeye çalışıyordu. İngiltere’nin yakın ve orta doğudaki istilacı planlarını gerçekleştirmesine engel olan Kemalist Türkiye Cumhuriyeti ile Sovyet Rusya, onun için bir engel teşkil etmekte idiler. İngilizler, Kemalistleri bozguna uğratmanın Rusya’yı bozguna uğratmaktan daha kolay olduğunu sanıyorlardı. Ama İngiliz Emperyalizmi bu nokta da yanıldı. Türk Ordusu’nu, İngiliz silahlarıyla donatılmış Yunan Ordusu’nun yardımıyla bozguna uğratmak için, Yunanistan’ı savaşa sürüklemişti. Ama, yurtlarını yabancı istilacılara karşı savunmak ülküsüyle kanatlanan muzaffer Türk orduları, İstanbul doğrultusunda ilerliyorlardı.
Sovyet elçiliğine yönelik provokasyonlardan gülünç bir olay hatırlıyorum.

Ankara'ya gelişimden kısa bir süre sonraydı. Ziyaretime, Bursa milletvekili Şeyh Servet Efendi geldi. Beyaz yeşil sarıklı, kır kaba sakallı bir kişiydi. Sırtında ipekli bir cüppe vardı. Şeyh kendisini "inanmış bir komünist" olarak takdim etti. Oturmasını teklif ettim, kahve getirdiler. Gözlerimin içine bakıyor ve yaranmaya çalışan bir tavırla konuşuyordu. Türkiye'nin durumundan söz ettik. Servet Efendi İngilizleri çekiştirdi, emperyalizmle savaşmak ve bunun için Türklere yardım etme gereğinden ve bunun için de "güçlü bir komünist partisi" kurmak gerekliliğinden söz etti. Ben susuyordum. Birdenbire şeyh ayağa kalktı. Elini sarığına götürdü. Şaşkın şaşkın ona bakıyordum.

Şeyh, "Büyük dünya lideri Marks'ı selamlıyorum" dedi. "Marks'ın resmini ancak şimdi gördüm. Ona derin saygılarımı sunarım."

Gerçekten de çalışma odamda, masada Marks'ın küçük bir büstü vardı. Şeyh Servet bir süre başı önüne eğik bir halde hareketsiz olarak büstün önünde durdu.
Türk Milli Kurtuluş hareketinin lideri Mustafa Kemal Paşa, sömürgecilik düzeni ile esaret altına alınmış geri bir doğu ülkesi için işitilmemiş derecede büyük bir politik iş, büyük bir örgütlenme işi başardı. Köylüler, şehir burjuvazisi ve askerler arasındaki etkisi, ünü, ona olan güven ve inanç çok büyüktü. Ama bununla birlikte halk arasında birlik yoktu. En zavallı durumda olan yoksul köylüler lidersizdi. Oysaki nüfusun çoğunluğunu onlar oluşturuyordu. Bu göze çarpıyordu.Yolda konuşmak fırsatını bulduğum bütün köylüler, adeta bir ağızdan, derebeylerinin, zenginlerin baskısından kurtulmaktan, hocaların, mollaların sömürmelerinden söz ediyorlardı. Büyük Millet Meclisi'nin ve Mustafa Kemal'in direktiflerini tutmayan hiçbir köy halkı yoktu. Ama ortada somut bir sonuç da yoktu. Topraklar hâlâ zenginlerin elindeydi, yürürlükte olan feodal vergiler, köylünün son lokma ekmeğini de elinden alıyordu.
İzmir İktisat Kongresi, Anadolu burjuvazisinin çıkarlarını yansıtıyordu. Köylü ve işçi konusunda sadece vaatlerle ve "köylü efendimizdir" gibi sözlerle yetinildi. Kongrede halk yığınlarının maddi durumlarının iyileştirilmesi yönünde hiçbir somut karar alınmadı.
"..
"Bir diplomatın kültürlü olması gerek. Kültür, bazılarının sandığı gibi, yemekte balığı bıçakla kesmemek değildir. Dış gorünüşle ilgili alışkanlıklar çabucak özümsenebilir. Gerçek kültür, edinilmiş ve özümsenmiş bilgilerin zenginliğinde yatar, geçmişin kültür mirasına sahip çıkmakta, bu mirastan akıllıca ve eleştirel bir gözle yararlanmakta, durumu ve koşulları doğru olarak anlamakta yatar... "
Çoğu zaman Anadolu'nun ücra köşelerinden çeşitli hayvanlar getirip hediye ediyorlardı. Elçiliğimizde adeta koca bir hayvanat bahçesi meydana gelmişti. Bunların arasında ayı yavruları, kanatları kırılmış kartallar, keklikler, cins cins kediler, köpekler vardı.

Elçiliğin idare amiri ayı yavrularını, kiler odasına bitişik tahta bir kulübeye yerleştirmişti. Aşçı kadın, 1 Mayıs bayramı için hazırlanan pasta ve çörekleri kiler odasına koyduğu zaman, bunların kokusunu alan ayı yavruları tahta bölmeyi kırarak oraya girmişler, büyük bir iştahla pasta ve çörekleri yemişler, birçoğunu da ayaklarıyla ezmişler, yüzlerini gözlerini kremaya bulamışlar, bu durumlarıyla gülünç bir hâl almışlardı. Bir ayı yavrusu sokağa fırlamış ve gezip eğlenmeye karar vermişti. Elçiliğin yakınlarında yüksek minareli bir cami vardı. Ayıcık camiye girmiş, merdivenleri tırmanmış. Bu sırada minarenin şerefesinde müezzin müminleri namaza cağırıyormuş. Neşesi yerinde ve karnı tok olan ayıcık molla ile oynamak istemiş. Arkadan pençeleriyle onu yakalamış ve burnunu sırtına sürtmüş. Müezzin arkasına dönmüş ve dehşet içinde bağırmış. Korkusundan yavru ayıcık ona dev bir ayı gibi görünmüş ve ezan yerine "Aman aman şeytan!" diye bağırmış. Millet kaçışmış...

Ertesi gün Ankara gazeteleri bu olayı şakacı bir tonda anlattılar. Fakat birkaç gün sonra İstanbul gazeteleri geldi. Orada bu olay büyütülmüş, siyasi bir karakter vermeye çalışılmıştı. Bu gazetelerden biri şöyle yazmıştı: "Sovyet elçisi Rusya'dan özel olarak mollaları ve hocaları yakalamak için eğitilmiş ayılar getirmiş..." Mustafa Kemal Paşa içten güldü ve bu konuda birçok kez şakalar yaptı.
"..
Mutluluğu elde etmek için iki vasıta vardır: Biri silah; öteki de sabandır. Yalnız silahla başarıya ulaşan bir millet, günün birinde sefil ve acınacak bir duruma düşer. Ancak sabanla elde edilen başarılar devamlı ve sağlam olabilir. Silah tutan el yorulur, ama sabanı tutan el, gün geçtikçe güçlenir. Saban daima silahı yenmiştir. "
Milli Kurtuluş Savaşı'nın başına, İç Anadolu burjuvazisi ile, özellikle askerler arasından olmak üzere, ilerici aydınlar geçmişti. Mustafa Kemal Paşa, bu ilerici aydın askerler içinden çıkmıştı. İtilâf Devletleri kapitalistleri Türkiye'de, İstanbul'daki padişah hükümetinden yana olan, gerici, İstanbul ve İzmir büyük komprador burjuvazisine sırtlarını dayamışlardı. Türk burjuvazisinin bu bölümü, yabancı sermayeyle, özellikle İngiliz ve Fransız sermayesiyle sıkı sıkıya bağlı olduğu için, yabancı kapitalistlerin ve tacirlerin Türk pazarlarına sızmasına ve Anadolu'daki küçük ve orta tacirlerin silinip süpürülmesine yardım etmiş oluyordu.
Mustafa Kemal sözlerine devam ederek, "Şu anda biz bağımsızlığımızı elde etmiş bulunuyoruz," dedi, "ama bunu düşmanlarımızın da kabul etmesi gerekmektedir. Sanat, ekonomi ve teknik alanlarında hızlı adımlarla ilerlememiz gereklidir. Padişahlar ve onları çevreleyen satılmışlar, yüzyıllar boyunca Türkiye'yi cehaletin karanlığında tutmuşlardır. Onlar halkı ancak kendilerine asker ve para gerektiği zaman düşünmüşlerdir... "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları
Alt başlık:
1922 - 1923
Baskı tarihi:
Mayıs 2012
Sayfa sayısı:
233
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054255023
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Agate Yayıncılık
Baskılar:
Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları
Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0