Adı:
Koşmak
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
84
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055819330
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Emin Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Helikopter Yayınları
Şimdi, açıkçası, bu Echenoz büyük yazar; hakikaten büyük yazar. Bence, Fransız romanının son büyük temsilcisi; müthiş bir üslûpçu, harika bir hikâye anlatıcısı. Cidden, bu dediklerime kalpten inanıyorum. Ondan başka hangi yazar, Çekoslovakya Çekoslovakya iken, 19 Eylül 1922'de Koprivnice'de doğmuş, fakir bir ailenin altıncı çocuğu olan, on altı yaşında Zlin'deki ayakkabı fabrikası Bata'da çalışmaya başlayıp, bir gün fabrikanın spor danışmanının üç-beş çocuğu zorla uzun mesafe yarışında koşturması üzerine ikinci olup içinde "yahu madem koştuk, niye birinci olmadım" duygusu doğan, koştuğu her zaman o güne kadarki koşu üsluplarını yerle bir eden, onlarca altın madalya kazanıp, 1952 Helsinki olimpiyatlarında beş bin metre, on bin metre ve maratonun her birinde altın madalya alıp bir de her birinde rekor kıran "Çek Lokomotifi" lakaplı Emil Zatopek hakkında bir kitap yazar ki?
84 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Jean Echenoz'un trajik, sürekli giden, yolu top mermileriyle, hayalet uzuvlarla, savaşlarda kötürüm kalmakla, hayata kendini yenilerek bırakmakla ya da yoksullukla, bazen köprülerle, kimi zaman denizaltılarla bile kesişen karakterlerinin arasında trajediden en uzak, en iyimser, en sevilesi karakteri Emil Zatopek dünyanın en büyük koşucularından birisi olarak Echenoz'un kendine has dünyasında bize tebessüm ediyor naifliği ve insancıllığıyla; çünkü Zatopek ülkesinde olup biten bütün kötülüklere rağmen kendisinden vazgeçmeden ve sporunun- koşunun, koşmanın- şöhrete ve hırsa bağlı olarak dayatabileceği bütün egolardan uzak bir yerde, diğer Echenoz karakterleri gibi, ama trajik olmayan bir yere doğru gitmeye, koşmaya devam ediyor.

Önce Almanya ve romanın sonlarında Sovyetler tarafından işgal edilen Çekoslovakya, yani günümüzdeki adıyla Çekya, Echenoz'un esas trajik karakteri. Burası gidemeyen, koşamayan bir ülke. Başaramayan bir ülke. Buna rağmen senelerce, ısrarla naifliğini koruyarak koşan, giden, başaran; trajedisine rağmen tebessüm edebilen Emil Zatopek ülkesinin dirliğine giden yolu da işaret ediyor gibi. Resimlerine bakınca bu gülümseyen insanın iyi birisi olmaktan, sabretmekten başka bir çaresi olmadığını ya da kendi trajedisinin de bu olduğunu düşünmeden edemiyoruz...bu baskı, bu yoğun gayrete, zorlanmaya başka türlü dayanamazdı belki de Zatopek... iktidarın ona yaptıklarını başka türlü göğüsleyemezdi. Bütün yarışlarda yaptığı gibi önce yenilmeye ve mağlup edilmeye müsamaha ediyor ve ardından son düzlükte hepsini geçebiliyordu.

Jean Echenoz neden bize Emil Zatopek, Ravel gibi karakterleri anlatıyor? Tesla'yı anlattığı "Şimşekler" adlı romanını da çok merak ediyorum. Ravel'in karakterinin nihayetini düşündüğümde yazarın Zatopek'i, Ravel ve olasılıkla Tesla'yı başarmak, uç örnekler ve isimler olmak ve trajik hayatlar sürmüş olmak sebebiyle özellikle seçmiş olabileceğini düşünüyorum. Acaba öyle mi? Anlatması keyifli olduğu için anlatıyor olamaz mı sadece? Bilmiyorum. Ama Echenoz bu romanında da okuduğum bütün kitaplarında olduğu gibi çok iyi bir anlatıcı, üslûbunu bozmadan, niteliğini zedelemeden hikâyesini önümüze koyan çok iyi bir hikâyeci olduğunu bir kez daha gösteriyor: bütün kitaplarında çok büyük oranda şimdiki zaman cümleleriyle olup biteni şu âna taşıdığı gibi; uzun ve akan, söylemesi kesilmeyen ve yalın kelimelerle taşıdığı dili kesinlikle dikkat çekiyor. Yazar biyografik bilgileri çok güzel hikâyeleştiriyor, her kitabında karşımıza çıkan sen, siz, biz, o bakış açıları çok sık olmadan, dozunu çok güzel ayarlayarak kullanıyor ve bu bakış açısı tekniği Koşmak kitabında yok denecek kadar az. Ayrıca yazarın bir diğer özelliği de diyalogları mümkün olan en az oranda kullanması; Echenoz özellikle anlatıcıya ağırlık veriyor. Bu anlatıcı her ne kadar bazen kendisinden biz, bazen siz, bazen sen, bazen o olarak söz etse de aslında her kitapta hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde yazarın kendisi. Bu kadar kendisi olabilen bir anlatıcı var mı bilmiyorum. Bakış açıları oyunları vb tekniklere rağmen Echenoz'un kalemi çok kendine has ve okuduğum kitapları düşünürsem her birisinde bu kalem hiç renk değiştirmeden, farklılaşmadan kendisi olarak var olmaya devam ediyor. Çok iyi bir anlatıcı Echenoz. Bu yüzden gerçekten okunmayı hak ediyor.

Kendi adıma Faruk Duman'dan sonra kendimce keşfedebildiğime en memnun olduğum yazar diyebilirim Jean Echenoz için. Umarım okumayı düşünenler olur, deneyenler olur.

***
Ólafur Arnalds - Particles (ft. Nanna Bryndís Hilmarsdóttir)

https://www.youtube.com/watch?v=wEj7xYyj9n4
84 syf.
·1 günde·10/10
Jean Echenoz'un okuduğum ilk eseri olduğundan dolayı uzun bir inceleme yazma taraftarı değilim. Henüz yeni yeni tanımaya başlıyorum. Fakat bir kaç şey söylemem gerekirse; tarzı alışılmışın ötesinde bir basitlikle eserini kaleme alan bir yazar. Bu basitlikte umursamaz ve ivedi bir tarz ketumluğu hakim gibi. Verilen olayın basitliginin içerisinde karmaşık siyasi süreçlerin ve tarihsel bir roman gibi farklı biçimde mesajlar veriliyor. Özellikle Sovyet döneminin Çekoslovakya'da yaratmış olduğu-Jean Echenoz'un deyimiyle - 'Gölge Iktidar ' Emil karakteri üzerindeki dönüşümü olabildiğince basit bir yakınlıkla işlenmiş ve kitabı okunur kılan, ayrıca cümlelerin kısalığı nedeniyle akışa kırıcı etki yapan düzensizliği de enteresan bir biçimde olayın öncel yapılmasıyla aşmaktadır. Boylece Yazar tıpkı Emil karakteri gibi basit yalınlığın kırıcı etkisini farklı bir yöne çekip utkuları egale etmektedir.
84 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Savas dönemi.
Bir fabrikada çalışan sabi ve fabrikadan olimpiyatlara giden bir yol.
Bu uzun metrajlı yol,çek tarihinin,politik baskının ,kimliklerden soyularak sadece insan olduğu için görünür olma çabasının,insanlığın aşkın olana doğru koşusu.
Efsane koşucu "Çek lokomotifi" Emil Zatopek'in hayatını belgesel niteliğinde ama bir o kadar da sosyokülturel bilince farklı bir açıdan bakabilmeyi sağlan nefis bir kurgu ve yormayan bir dille anlatan,kısacık bir roman.
Yazarın diğer kitaplarını çok çok merak ediyorum.
Nefisti.
Fransız edebiyatından üslubuyla şaşirtan bir roman.
12/2018
84 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Daha önce adını duymadığım Çek atlet Emil Zatopek’in hayatını anlatan biyografik anlatı. Muazzam bir başarı hikayesi. Jean Echenoz’un yazarlık becerisi de cabası.
Çile ve başarının iç içe harmanlandığı, ki şahsımca başarının iç yüzünde görmekten kaçındığımız ve her zaman orada sessizce duran cefayı gözler önüne serebilmiş, okurken keyif ve hüznü aynı anda duyumsayabileceğiniz hoş bir eser.
84 syf.
·4 günde·7/10
Çek Lokomatifi Emil Zapotek’in hayat hikayesinin anlatıldığı Jean Echenoz tarafından kaleme alınan oldukça kısa bir eser “Koşmak”. Bu kitabı koşmayı seven bir arkadaşımın tavsiyesi ile keşfettim ve daha önce ismini bile duymadığım Emil Zatopek’i bu kitap ile tanıdım. Yazara ve kullandığı üsluba ilişkin bir inceleme yazmak yerine; koşmayı çok seven olmadığı ülkemizde kitabı alıp okumayacak çoğunluk için Emil Zapotek’i tanıtmak istiyorum.

Emil, 1922’de Koprivniçe’de altı çocuklu fakir bir ailenin üyesi olarak doğar. 16 yaş̧ında ayakkabı fabrikasında işe girer. 18 yaş̧ındayken yöneticisi tarafından spor ayakkabıların tanıtılması maksadıyla zorla sokulduğu bir yarış̧ta koşmaya başlar. Bu koşu onun için uzun mesafe koşularında 18 dünya rekorunu kıracağı hayatının başlangıcı olmuştur. Herkes onu yalnız koşucu olarak tanır; ancak o aynı zamanda bir subaydır.

Helsinki 1952 Olimpiyatları’nda 5000 m, 10000 m ve ilk kez koştuğu maratonda altın madalyalar almıştır. Dünyada kabul gören uzun mesafe koşularnda aynı pace (ritim) ile kosma stilini değiştirmesiyle bilinir, yarış boyunca aralıklarla depara kalkması yarışlarda rakiplerini yıpratmaktadır. Kalbinin normal bir insandan büyük olduğu dedikoları yayılmıştır, girdiği her yarıştan açık ara birinci olarak çıkması çeşitli ülke atletizm federasyonlarının Emil’i diğer sporcularının şevkini kırdığı gerekçesiyle reddelmesine bile neden olur. Doktorlar açıklar, o sadece normal bir insandır. Koşarken yüzünün çektiği acı, ellerinin ve omuzlarının büyük bir yükü taşırmışçasına gergin tutuşu ve rakiplerini yıpratan düzensiz ritmi…Stilinin çirkin olduğuna dair eleştirilere “Atletizm buz pateni değildir” demiştir.

Emil kendi çabaları ile 6 dil öğrenir, ve dolayısıyla konuşmayı da sevmektedir. Muhabirin ilk kez koştuğu maraton sonrasında altın madalya kazanması ile ilgili Emil’e nasıl hissettiğini sorması üzerine “ Maroton çok sıkıcı bir yarış” yanıtını verir.

Onun için acı çekme yetisi büyük atletleri diğerlerinden ayıran unsurdur ve buna fazlasıyla alışıktır. Yüzündeki acı ile koştuğu ve kazandığı birincilikler ülkesinde ulusal kahraman ve Komünizm’in simgesi olarak tanınmasına neden olur. Kazandığı her yarış aynı zamanda komünüzimin üstünlüğünüde dünyaya göstermektedir. Fakat ülkesinde bir başka sporcunun yarış için gittiği Fransa’da sığınma talep etmesi sonucunda Başkan Gottwald’in aldığı sıkı önlemler Emil’in bir çok yarışa katılmasına engel olur.

Yıllar geçer, Emil Zatopek bir albay ve artık görkemli başarılar geçmişte kalmıştır. Başkan Gottwald’in ölümü ile demokratik siyasal oluşumlar Çek Sosyalist Cumhuriyeti’nde yavaş yavaş oluşmaya başlar. Ülke yönetimi tarafından atılan adımlar Batı Avrupa ile kurulacak iyi ilişkilerin habercisi niteliğinde. Fakat Rusya ülkeyi işgal etmesiyle aldığı sıkı önlemler, anti demokratik uygulamaların tekrar başlamasına sebep olur. Emil Zatopek de bunlardan nasibini tekrar fazlasıyla alacaktır.

Halk kahramanı Emil halk ayaklanmasına destek verip işgale karşı çıktığı kürsüden SSCB’yi boykot etme çağrısı yapması sonucu, Albay rütbesinde ordudan atılır ve Uranyum madenlerine, sağlıksız şartlarda çalışmaya gönderilir. Fakat artık o bir kahramandır, madenlerde çalışması bile ününü azaltmaya yetmez. Daha sonrasında ise Prag sokaklarında çöpçülük ile görevlendir. Fakat Prag halkı her sabah onu alkışlamak için sokaklara çıkar ve çöplerini kamyona kendileri boşaltır. O ise kamyonun arkasından yalnızca koşar, hiçbir çöpçü onun kadar alkışlanmamıştır.

Bir anekdot daha; yarıştığı senelerde orta mesafede birçok rekora imza atmış olmasına rağmen olimpiyatlarda, sürekli kendisinin arkasında kaldığından altın hedefine ulaşamamış ve yine de ona hayran olduğunu bildiği ron clarke' i seneler sonra evine; prag' a davet etmiş, onu uğurlarken havalimanında çantasına 52 helsinki' de kazandığı 10000 m. altın madalyasını koymuş ve mealen "bunu sen hakettin" yazan bir de not bırakmıştır.

Emil halen “keşke o olsaydım, onun gibi bir hayat yasaydım” diyeceğiniz alçak gönüllü ve vatanını seven gerçek bir kahraman. 10000 m de dünyada 29 dakikanın altına inebilen ilk atlet (lütfen kıyaslama yapacaksanız eğer şimdiki atletlerin bilimden ne kadar fazla yararlanabildiklerini, sağlık ekiplerini ve pistlerin/malzemelerin performansları olumlu etkileyen koşulları da hesaba katınız.)

Efsaneler ölmez diye anılan Emil’in röportajlardan bir kaç alıntısını da paylaşalım;

-kuş uçar, balık yüzer, insan koşar.

-An athlete cannot run with money in his pockets. He must run with hope in his heart and dreams in his head.

-Great is the victory, but the friendship of all is greater.
84 syf.
·Beğendi·9/10
Biyografik özelliği olan bir kitap. Çek atlet Emil Zapotek in hayatının anlatıldığı güzel bir okumaydı benim için. Tavsiye ederim. Çeviri de gayet güzel bu arada.
Tuhaf koşuyorsun, ama fena koşmuyorsun, diyor ona. Gerçekten tuhaf koşuyorsun yahu, diye ısrarla vurguluyor inanmamış bir ifadeyle, ama yani, fena koşmuyorsun. Bu iki cümleden Emil sadece ikincisini duyup işitiyor dalgın dalgın.
Herkes bilir ki maraton rezene tarlasında düşmanı yendiğine memnun olan General Miltiades’in, elçisi Philippides’i olabildiğince çabuk gidip Atina’ya haber vermesi için gönderdiğinden beri yapılagelmiştir. Elçi kurşun gibi güneşin altında kırk kilometre koşar, ulaştığında yorgunluktan ölür. Ayrıca iki bin yıl sonra bu mesafenin resmi olarak kırk iki bin yüz seksen metreye uzatıldığı da bilinir, bu da Wind-sor Great Park ile Londra City Stadium arasındaki mesafedir
Jean Echenoz
Helikopter Yayınları
hekimler istediklerini söyleyebilirler, diye yorumluyor emil sakince, ama ben onları sevmiyorum. onlar hastaları iyileştirmeye yarar, benim türümdeki çocukları değil. ben kendi kendimin hekimiyim.
Jean Echenoz
Sayfa 34 - helikopter yayınları
Prag ki, o yıllarda herkes korkuyor, her yerde, her zaman, herkesten ve her şeyden. Parti’nin yüce çıkarı için en önemli iş artık düşman unsurları
temizlemek, parçalamak, ezmek, bertaraf etmek. Basın ve radyo sadece bundan söz ediyor, polis ve Devlet Güvenlik Güçleri bununla ilgili. Herkes her an hain, casus, komplocu, sabotajcı, terörist ya da provokatör olarak suçlanabilir, duruma göre Troçkist, Tito-cu, siyonist ya da sosyal demokrat inanca sahip diye suçlanabilir, kulak ya da milliyetçi burjuva olarak
görülebilir.

Herhangi biri, herhangi bir zaman, genellikle bilmediği bir nedenden dolayı kendini bir hapishanede ya da bir kampta bulabilir. Çoğunlukla fikirleri yüzünden de değil, daha çok onu oraya gönderecek gücü olan birinin canını sıktığı için. Her gün, ülkenin dört bir yanından Devlet Güvenliğine yüzlerce mektup gelir, bu çok nazik ve yaratıcı mektuplar güvenlik birimlerinin dikkatini rejime karşı tertip içinde diye şu yoldaşa, şu meslektaşa, bu
komşuya, aile ferdine çeker.

işte daha on yıl önce tanımış olduğumuz noktaya biraz farklı bir biçimde yeniden geldik. Kimse kimseyle konuşmaya, kimse kimseyi dinlemeye cesaret edemediğinden, herkes sürekli birbirinden kaçıyor, ailelerin içinde bile kimse kimseyi tanımıyor. Eskiden yabancı radyoların dinlenmesi nasıl ağır cezalara çarptırılıyorsa, şimdi de basın hiç olmadığı kadar bağlanmış durumda. Bilinçlerde korku bu şekilde iyice yerleşince yapılacak şey basittir: susmak ve rejimin fanatikçe onaylandığı gösterilere ve Başkan Gottwalda tapınmaya razı olmak ya da bunlara katılmak -ayrıca birkaç ayda, doğrusunu söylemek gerekirse, aralarında Emilin de bulunduğu bir milyondan fazla kişinin üye olduğu Parti’ye kaydolmak da büyük oranda kurtuluşu sağlayabilir.
Jean Echenoz
Helikopter Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Koşmak
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
84
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055819330
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Emin Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Helikopter Yayınları
Şimdi, açıkçası, bu Echenoz büyük yazar; hakikaten büyük yazar. Bence, Fransız romanının son büyük temsilcisi; müthiş bir üslûpçu, harika bir hikâye anlatıcısı. Cidden, bu dediklerime kalpten inanıyorum. Ondan başka hangi yazar, Çekoslovakya Çekoslovakya iken, 19 Eylül 1922'de Koprivnice'de doğmuş, fakir bir ailenin altıncı çocuğu olan, on altı yaşında Zlin'deki ayakkabı fabrikası Bata'da çalışmaya başlayıp, bir gün fabrikanın spor danışmanının üç-beş çocuğu zorla uzun mesafe yarışında koşturması üzerine ikinci olup içinde "yahu madem koştuk, niye birinci olmadım" duygusu doğan, koştuğu her zaman o güne kadarki koşu üsluplarını yerle bir eden, onlarca altın madalya kazanıp, 1952 Helsinki olimpiyatlarında beş bin metre, on bin metre ve maratonun her birinde altın madalya alıp bir de her birinde rekor kıran "Çek Lokomotifi" lakaplı Emil Zatopek hakkında bir kitap yazar ki?

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • Hüseyin
  • Richard Wagner
  • Tuncay Fou
  • Aylin
  • Celil Akman
  • Henryk Sienkiewicz
  • BAHAR
  • Büşra Ayvenli
  • Eda Gülberk
  • Çelebi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.3 (2)
9
%20 (3)
8
%20 (3)
7
%33.3 (5)
6
%13.3 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0