Jean Echenoz'un trajik, sürekli giden, yolu top mermileriyle, hayalet uzuvlarla, savaşlarda kötürüm kalmakla, hayata kendini yenilerek bırakmakla ya da yoksullukla, bazen köprülerle, kimi zaman denizaltılarla bile kesişen karakterlerinin arasında trajediden en uzak, en iyimser, en sevilesi karakteri Emil Zatopek dünyanın en büyük koşucularından birisi olarak Echenoz'un kendine has dünyasında bize tebessüm ediyor naifliği ve insancıllığıyla; çünkü Zatopek ülkesinde olup biten bütün kötülüklere rağmen kendisinden vazgeçmeden ve sporunun- koşunun, koşmanın- şöhrete ve hırsa bağlı olarak dayatabileceği bütün egolardan uzak bir yerde, diğer Echenoz karakterleri gibi, ama trajik olmayan bir yere doğru gitmeye, koşmaya devam ediyor.
Önce Almanya ve romanın sonlarında Sovyetler tarafından işgal edilen Çekoslovakya, yani günümüzdeki adıyla Çekya, Echenoz'un esas trajik karakteri. Burası gidemeyen, koşamayan bir ülke. Başaramayan bir ülke. Buna rağmen senelerce, ısrarla naifliğini koruyarak koşan, giden, başaran; trajedisine rağmen tebessüm edebilen Emil Zatopek ülkesinin dirliğine giden yolu da işaret ediyor gibi. Resimlerine bakınca bu gülümseyen insanın iyi birisi olmaktan, sabretmekten başka bir çaresi olmadığını ya da kendi trajedisinin de bu olduğunu düşünmeden edemiyoruz...bu baskı, bu yoğun gayrete, zorlanmaya başka türlü dayanamazdı belki de Zatopek... iktidarın ona yaptıklarını başka türlü göğüsleyemezdi. Bütün yarışlarda yaptığı gibi önce yenilmeye ve mağlup edilmeye müsamaha ediyor ve ardından son düzlükte hepsini geçebiliyordu.
Jean Echenoz neden bize Emil Zatopek, Ravel gibi karakterleri anlatıyor? Tesla'yı anlattığı "Şimşekler" adlı romanını da çok merak ediyorum. Ravel'in karakterinin nihayetini düşündüğümde yazarın Zatopek'i, Ravel ve olasılıkla Tesla'yı