Adı:
Ravel
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789786055819491
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Emin Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Helikopter Yayınları
Baskılar:
Ravel
Ravel
Bolero’yu herkes bilir. On dört on beş dakika boyunca aynı ritmi yineleyen, en sonunda yükselip zirveye ulaştığında bir anda kesiliveren, ilk temsilinde yaşlı bir teyzenin “deli işi bu” diye feryat ettiği bir orkestra eseri. Bestecisine sormuşlar, başyapıtınız hangisi diye, “Bolero” demiş, ardından hemen eklemiş, “ama içinde müzik yok.” Bu müziğin doğum yeri Vésinet’deki bir fabrika. Bestecisi, Ravel, yani Echenoz’un deyişiyle “Ravel adı verilen organizma.” Müşkülpesent, pimpirikli, mendebur, ama alabildiğine çocuksu. Bu organizmanın tek isteği tıpkı müziğine esin kaynağı olan fabrikalarda mükemmel uyum içinde dönüp duran çarklar ve dişliler gibi, bedenini dünya içinde bir yerlere tam bir uyum içinde yerleştirebilmek. Kısacık boyuyla hiçbir yere sığamayan Ravel uyku dünyasına da giremez bir türlü. Echenoz Ravel’i anlatırken çok mesafeli duruyor, yaklaşmak istemiyor sanki ona. E, deli deliyi görünce… Ama yazarımızın inanılmaz üslubu bir dahinin belki de başka hiçbir yolla giremeyeceğimiz iç dünyasını açıyor bize. Sadece on dört on beş dakikada.
64 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bolero'nun bestecisi Ravel'i benim gibi hiç merak etmeyenler için Jean Echenoz'un bu kitabı, okuduğum diğerleri gibi, trajik bir hayatın müthiş, akmaması imkânsız, çok iyi bir anlatımla kağıda dökülmüş hikâyesini anlatıyor bestecinin. Tabii ki Ravel de diğer kitaplardaki Echenoz karakterleri gibi, giden bir insan öncelikle, bir yolculuk var yine, ve aynen diğer karakterleri gibi, dün geceden beri aklımdan çıkmayan Victoire, 1914 kitabında sağ kolu bir top mermisinin oyunuyla kopan Anthimé, hayatı köprüleri gezerek, onları severek ve takip ederek geçen Gluck'ün yine bir köprü ayağına çarparak darmadağın olan köprü kirişleri, bağları gibi hayatı, yani kaderi yani o kozmik şaka, ama komik değil, yaşamak işte, yani kendini bırakıp, ölene dek çabalamak, işte burada da aynı şey söz konusu: yolculuk ederken, yaratırken, bestelerken, insanlarla soğuk takıntılı ilişkiler sürdürürken ve asla ama asla huzurla, rahat uyuyamazken Ravel, onu sonuna hazırlayan o kazadan sonra belleğini de kaybederken, ölene dek, ne kadar da trajik ve ne kadar da gerçek...Bir Echenot meselesi olarak mekânlar: diğer kitaplarımızda gemimiz, müzede heykeller, denizaltımız, köprülerimiz, tabutumuz olan fıçı biramız varken bu sefer kitabın en sonunda karşılaştığımız, bizi ağır ağır bırakan ve öldüren belleğimiz. Echenot karakterleri hissetmiyorlar, ama yaşamaya çalışıyorlar. Hayat da üzerlerinden geçiveriyor... üzerlerinden geçerken geriye kabuklar, izler, kırıntılar; top mermilerinin hatıraları, bellek parçaları, hatırlanamayan isimler kalıyor. Ölmek kalıyor.

Ravel'de yazarın anlatıcı oyunlarını ilerlettiğini söyleyebiliriz: ben, sen, biz, siz, o bakış açılarıyla oynayarak yazar bize başka yerlerden bakma deneyimini sunuyor, ama bunu neden yapıyor, bir farklılık mı, hoş olsun diye düşünülen bir yenilik mi, yoksa dilin verdiği lezzetin artması mı arzusu? Ne olursa olsun, şu okuduğum dört kitapta gördüğüm: muazzam güzellikte bir anlatma kabiliyeti, susamayan ve duramayan bir kalem, ayrıntılarla anlatının zenginleşmesi için paragraflara dek uzanan cümleler; nesnelerin, mekânların öne çıkabildiği ve karakterler gibi yer kapladığı hikâyelerle süslenmiş eserler... Okuyacağım diğer kitaplarında da aynı tadı bulacağımdan eminim. Bilimkurgunun heyecanlı, meraklı dünyasında dil yavanlığından bunalırken karşıma çıkan bu nehirden kana kana içiyorum.

Şimdi, şu an, gecenin bu vakti, uyku böylesine çağırırken aklıma hiç Ravel'i düşüneceğim gelmezdi. Aynı "Bir Yıl" adlı eserindeki Victoire gibi hayatının trajedisine kısılıp kalmış Ravel'in heyecanlı, titiz, yalnız, kaprisli, ama yetenek dolu hayatının sonuna üzülmeden edemedim. Victoire'ın bitmek bilmez yolculuğu gibi kendi sonuna yürüyüşü Ravel'in; ama şüphesiz onun sonundan daha üzücü, ürkütücü. Gerçek olması ise herşeyi daha da üzücü yapıyor. Bugüne dek hiç Ravel'in fotoğrafını görmedim, Bolero'yu defalarca dinlemiş olsam bile onu hiç merak etmemiştim. Şimdi fotoğrafına bakabilirim.

***

Aaron Lansing - Naive Spin

https://www.youtube.com/watch?v=Kt7_sJwDSL8
64 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kitap gerçekten çok iyi. Yeni bilgiler öğrenmeyi seven yapınız varsa eğer okurken keyif alacaksınız. Bolero adlı klasik müzik eserinin nasıl oluştuğunun, Sol El eline çalınacak piyano eseri siparişi alan Ravel'in bu siparişi kimden aldığının vb.. hikayesinin anlatıldığı müthiş bir roman.
Size tavsiyem :
okumadan evvel bestenin orijinalini dinleyin.
64 syf.
·Puan vermedi
"Bolero" nun Ünlü bestecisi Maurice Ravel'in son on yılının anlatıldığı kurgusal bir yaşam öyküsüdür. Sadece sol el için bir beste yapmaya çalışması da çok ilginç.
64 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Echenoz’un okuduğum ilk kitabı sade ve naif bir dili var .Bir müzisyenin hayatına ışık tutmaya çalışmış hikayesinde .Zaman zaman farklı tekniklerde kullanmış .Açıkcası üzerinde düşünülecek bir kitap tasarlamasına dilinin sadeliğini ve bakış açısının objektifliğini yakalamasına rağmen bence yeterli derinliği yakalayamamış .Yazarı daha iyi anlamak için başka kitaplarını da okuma kararı aldırtma kararını bana aldırdığına göre okumanızı tavsiye ederim
64 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Echenoz'dan Bir Tadımlık Ravel
İncelikli bir mizah anlayışıyla,kurgu ve gerçek arasında gidip gelen altmışdört sayfalık bu kısacık kitapta büyük bestecinin son yılları ancak bu kadar özgün ele alınabilirdi.Özellikle bestecinin Amerika'ya yolculuk günleri ve özel hayatına-yaratıcılığına dair belli başlı olay örgüleri o kadar gerçekçi işlenmiş ki,sanki yazar,Ravel'in hemen yanındaymış ve bu olanlara tanık olmuş izlenimine kapılmamak elde değil. Anlaşılan o ki yazar,Ravel'i ve yapıtlarını çok iyi özümsemiş,-kim bilir belli değerlerde özdeşleşmiş-aynı zamanda yapıtta, okurla-Ravel arasında,kimi zaman espritüel kimi zaman trajik harmanlamalarla kendine özgü üslubunu her cümleciğinde,her satırında hissetirmeyi başarabilmiş ve en önemlisi de ölçüyü kaçırmadan bunun üstesinden gelebilmiş.Ne biyografi ne de hikaye diyebileceğimiz bu mini-kitap,her ne kadar sonlarda boğazımızı düğümlese de,baştan sona su misali akıp geçen bir güzellikte;tıpkı Ravel'in eserleri gibi.
64 syf.
Bu kitap Yazarın 2006 yılında kaleme aldığı, ünlü Fransız besteci ve müzisyen Maurice Ravel’in son on yılının (1875-1937) anlatıldığı kurgusal yaşam öyküsünü anlatıyor. Kitapta Amerika’dan Fransa'ya döndükten sonra ünlü yapıtı Bolero'yu besteleyen Ravel'in sağlığı yavaş yavaş kötüleşmeye başlıyor ve alzheimer hastalığından dolayı Ravel düşüncelerini ifade etmekte zorlanıyor, hatta kısmen hafızasını yitiriyor. Yazar, roman kahramanının gözden düşüşünü, onun çektiği sıkıntıları, yalnızlığını, uyku problemlerini, üzücü olmasına karşın, sıradanlaştırılarak anlatıyor. Artık kendi müziklerini bile tanıyamaz hale gelen Ravel, sağlığını tehlikeye atan ciddi bir araba kazası geçiriyor. Romanda, başarısız bir beyin ameliyatından on gün sonra ölen Ravel'in ölümü, kitapta şu alıntı ile anlatılıyor. “bedenine siyah bir giysi giydiriyoruz, beyaz yelek, devrik kolalı yaka, beyaz papyon, açık renk eldiven, vasiyet bırakmıyor, herhangi bir kaydı yok, kısacık bir ses kaydı bile". Böylece yazar, ölümle yaşam arasındaki ince çizgiye vurgu yaparak romanı tamamlıyor.

Peki neden Ravel;
Yazar bir röportajında neden Ravel’i konu olarak baz almasını şöyle açıklıyor.
"Piyano'dan sonra, şimdiye kadar hep kurmaca romanlar yazmış olmak beni biraz rahatsız etti. Bu duygudan kurtulmak hep günümüzde geçen romanlarımın dışında çıkıp, iki dünya savaşı sırasında geçen bir hikayeyi konu alan bir yapıt kaleme almayı arzuladım. Bu yapıtın gerçek büyük kişilerin arka planını ve saklı görünümlerini anlatan kurgusal bir yapıt olmasını istedim. Aklıma hemen Maurive Ravel geldi. Hep yaptığım gibi belgeleri ve ikincil kişileri araştırdım. Müziğini ve evini iyi biliyordum, onunla ilgili ne bulduysam okudum. Bu kitabı yazmak korkunç derecede zordu çünkü hem yaşamöyküsünün konusuna sadık kalmalıydım, hem de kendime gözetim altında tutulmuş bir özgürlük alanı oluşturmalıydım. "Beni onunla ilgilenmeye iten sebeplerden biri onun hem kişiliğindeki hem de hayatındaki çelişkili olayların sayısının çokluğudur. Öyle ki, onun müziğine olan hayranlığımın yanı sıra kısacık yaşamına bu kadar karşıtlıklar ve muammaları sığdırmış olması bende bu karakteri yeniden yapılandırma düşüncesini cazip hale getirdi"der.

Echenoz'un romanında müzisyen Ravel’in yaşamına dair birçok unsura yer verdiği ve onun kişiliği ile özdeşleşmiş pek çok özelliği yapıtına aktarıyor. Bunlar arasında Ravel’in çok sigara içmesi, uykusuzlukları, aşırı detaycılığı, kıyafetlerine gösterdiği özen, boyalı ayakkabıları, deniz aşırı ülkelere seyahatleri, Stravinsky ile olan ilişkisi, geçirdiği talihsiz trafik kazası ve rahatsızlıklar gibi birçok yaşanmışlıklar var.

Yazarın bu kitapta, daha çok markalara, uzamlara, tarihsel kesitlere, kişilere ve genel siyasal eğilimlere göndermeler yapıyor ve bu göndermeleri anlayıp araştırmak okura kalıyor.
.. bir başka sorun daha ortaya çıkıyor; alkışlamalı mı yoksa alkışlamamalı mı; çünkü kendi eserini alkışlamak icracıları alkışlamamak kadar nahoş olacak.
Çok inançlı biri olmadığından kiliseyi bir kez ziyaret ediyor, bilindiği gibi geleneksel olarak gemi inşası sırasında ilk düzenlenen, felaket anında ise en son bakılan yer orasıdır.
... düşüşün hem öznesi hem de dikkatli izleyicisi, aklına itaat etmeyen bir bedenin içine canlı canlı gömülmüş, kendi içinde bir yabancının yaşadığını görüyor.
1927'nin son günlerinden biri, sabahın erken saati. Her gece olduğu gibi az ve kötü uyumuş Ravel'in her sabah olduğu gibi keyfi kaçmış durumda, hatta nasıl giyineceğini bile bilmiyor, keyifsizliğini arttıran başka bir olgu da bu.
Ama uykumuzun gelmesi demek hemen uykuya dalacağız demek değil, biliyoruz bunu, fazla yorgunluk uyumayı engelleyebilir. ... bu yüzden bazı teknikler geliştirmeyi denedi.

1 no'lu teknik: Bir hikaye uydurmak, kurgulamak, ayrıntılarıyla, en ince noktasına kadar, gelişip büyümesini sağlayacak her tür önlemi almaya özen göstererek sahneye koymak. Başrolü kendine ayırmayı unutmadan kişiler hayal etmek, dekorlar inşa etmek, ışıkları ayarlamak, ses­leri öngörmek. İyi. Şimdi bu senaryoya girin ve geliştirin onu, durum tersine dönünceye ve özerk bir hayat elde edip sizi ele geçirinceye, sonunda siz onu nasıl tasarladıy­sanız onun da sizi yaratmasına kadar planlı programlı olarak kontrol edin. İşte böyle, işler yolunda giderse bu hikaye ona önerilen şeyden yararlanır, bağımsızlığını kazanır ve kendine özgü yasalarla gelişip sonunda başlı başına bir rüya haline gelir, ve rüya demek uyku demektir, işte başlıyor.

İtiraz: bütün bunlar pek hoş, ama uykunun geleceğini düşündüğümüze göre uykunun ne olduğunu pek bilmiyo­ruz demektir. En fazla uykunun bastırdığını hissedebiliriz, ama göremeyiz ki onu, tıpkı güneşe bakamayacağımız gibi. Sizi arkadan ya da kör bir noktadan yaklaşıp ele geçi­recek olan odur. Çünkü el siperlikte nöbet tutarak, nor­malde size geldiğini haber veren hipnagojik hayal belirtile­rine -dama tahtaları, spiraller, küme küme yıldızlar- dik­kat kesilerek yanaşamayız uykuya. Bu hayalleri aramaya mı kalktık, gözümüzün önünde arzı endam etsinler diye uğraştık mı, anında sıvışırlar, geri çekilirler, yeniden saldı­rıya geçmek için bizim onlardan umudu kesmemizi bek­lerler. Ya da hiç gelmezler. Neyse.
Bu umut kırıcı şey yaza­rından başlamak üzere herkesi şaşırtan bir zafer kazanıyor. Gerçi ilk konserlerden birinde yaşlı bir hanım deli işi bu diye bağırıyor, ama Ravel kafasını sallıyor: İşte nihayet anlayan biri çıktı, diyor kardeşine. Bir süre sonra bu başarı tedirgin ediyor onu. Böylesine kötümser bir projenin hal­kın beğenisini kazanmasını ve dünyanın dilinde nakarat olacak kadar evrensel ve uzun süreli olması aklında soru işaretleri yaratıyor, ama daha da önemlisi durumu açıklığa kavuşturmayı gerektiriyor. Başyapıtı olarak hangisini gör­düğünü soran kişilere: Elbette Bolero, diyor hemen, ama ne yazık ki içinde müzik yok.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ravel
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789786055819491
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Emin Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Helikopter Yayınları
Baskılar:
Ravel
Ravel
Bolero’yu herkes bilir. On dört on beş dakika boyunca aynı ritmi yineleyen, en sonunda yükselip zirveye ulaştığında bir anda kesiliveren, ilk temsilinde yaşlı bir teyzenin “deli işi bu” diye feryat ettiği bir orkestra eseri. Bestecisine sormuşlar, başyapıtınız hangisi diye, “Bolero” demiş, ardından hemen eklemiş, “ama içinde müzik yok.” Bu müziğin doğum yeri Vésinet’deki bir fabrika. Bestecisi, Ravel, yani Echenoz’un deyişiyle “Ravel adı verilen organizma.” Müşkülpesent, pimpirikli, mendebur, ama alabildiğine çocuksu. Bu organizmanın tek isteği tıpkı müziğine esin kaynağı olan fabrikalarda mükemmel uyum içinde dönüp duran çarklar ve dişliler gibi, bedenini dünya içinde bir yerlere tam bir uyum içinde yerleştirebilmek. Kısacık boyuyla hiçbir yere sığamayan Ravel uyku dünyasına da giremez bir türlü. Echenoz Ravel’i anlatırken çok mesafeli duruyor, yaklaşmak istemiyor sanki ona. E, deli deliyi görünce… Ama yazarımızın inanılmaz üslubu bir dahinin belki de başka hiçbir yolla giremeyeceğimiz iç dünyasını açıyor bize. Sadece on dört on beş dakikada.

Kitabı okuyanlar 15 okur

  • gurkan
  • Mehmet
  • Resc
  • Teodota
  • İzzet Altınmeşe
  • Çelebi
  • Büşra Ayvenli
  • Fulya Serbes
  • Fatih Ayvenli
  • Rogojin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (2)
9
%20 (1)
8
%0
7
%40 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0