Hmmmmm….
Şimdi şöyleki kitabı 200. sayfalarına kadar sabırla okudum ama okurken de kızımız Byrce a baya baya hemde baya gıcık oldum. Gazeteci olucam ben egosunu tatmin edebilmek için özel hayata bu kadar bodoslama ve fütursuzca dalma sevdası çok canımı sıktı. Sensin canım, en gazeteci sensin hı hı, ok, tabi tabi.
Sonrada bizim kız gitti foyalarını ortaya dökmek istediği, kötülüğün merkezi olarak gördüğü eski motosiklet klübünün başkanına çekim hissetmeye başladı. Tabi ki karşılıklı cinsel çekim ilk görüşte hemen başladı ve tabi ki bir yandan adamın babasına katil damgasını vurmaya çalışırken bir yandan da adama vurulmamaya çalıştı bizim kız ama yine tabi ki nafile bir çabaydı bu. Adamda kızda birbirlerine vuruldu ve çekildi.
İşte olaylar bu noktaya geldiğinde de benim tadım, tuzum, almaya çalıştığım bir yudumluk keyif hepten kaçtı gitti. Dolayısıyla da kitabın geri kalanını atlayaraktan, hoplayaraktan, varsaymayaraktan okuyup geçtim. O noktadan sonrada zaten kitap nefret aşk temalı gizem, polisiye, smut kitabına dönüştü. Bide sonunda da suçluyu bulamasınlar mı!!! o da serinin devamına saklı kaldı. Peki canım oldu, ben almayayım alanada mani olmayayım. Anlaşılacağı üzere Bryce ve Dash ı pek sevemediğimden kitabıda sevemedim.
Galiba Devney in kitapları bana olmuyor, diğer serisine de 2. kitaptan sonra devam etmemiştim bu serisine de devam etmeyi düşünmüyorum.
Benden bu kadar Devneycim, sen yoluna ben yoluma canımcığım, alınmaca gücenme yok.:))))