“Hayat öylece kabullenilecek bir şey değildi, keşfederek yaşanacak, hatta her şeyinizi ortaya koyarak yaşanacak bir şeydi.”
Ah Jinjin… Kitap boyunca senin gözünden okuduğum çelişkiler, hayatın için vermeye çalıştığın doğru kararı bulma çaban beni de o buhranın içine çekti. İnsanın yaşadığı çıkmazların, aile bağlarının ve tesadüflerin ördüğü kaderin romanıydı bu.
Birbirine çok benzeyen ama bambaşka hayatlar yaşayan iki kadın üzerinden anlatılan hikâye, insanın hayata karşı mücadelesini daha da görünür kılıyor. 1 Nisan doğumlu ikiz… Ve yine aynı tarihte evlenen iki kadın. Ama kader onları farklı yollara sürüklüyor: Ah Jinjin’in annesi, alkolik bir eşin gölgesinde hayatını sürdürmek zorunda kalırken; Teyzesi, maddi olarak her imkânı sağlayan ama manevi anlamda ruhsuz bir adamla yaşamaya mahkûm kalıyor.
Önünde iki kadın ve iki evlilik örneği olan Jinjin’in, kendi hayatında da iki farklı karakterdeki erkek arasında seçim yapma sürecine tanık oluyoruz. Böylece roman yalnızca geçmişin izlerini değil, geleceğe dair ihtimalleri de sorgulatıyor.
Tam da bu noktada roman bize hayatın değişmez ikilemini hissettiriyor: Mutluluk ve mutsuzluk, varlık ve yokluk, beden ve ruh… Yang Gui-ja, kitabın sonunda yazdığı notlarda bu çelişkilerin aslında hayatın özü olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
“Cesaretini yitirip tökezleyen insanlara bir teselli vermek istediğim için bu romana başladım ama çelişkilerle dolu bu hayat hâlâ zor.”
Bu satırlar bana romanın yalnızca bir hikâye olmadığını; aynı zamanda okura kendi hayatına bakması için bir davet sunduğunu düşündürdü. Hepimiz seçimlerimizle yaşıyoruz; bazen doğru bildiğimiz yanlış çıkıyor, bazen de yanlış gibi görünen yol bizi bambaşka bir özgürlüğe ulaştırıyor.
Çelişkiler, işte bu yüzden okunmayı hak ediyor. Çünkü bize hayatı anlamanın tek
Ahn Jinjin… 25 yaşında…
Başlıyor hikayesini anlatmaya.
Anne, baba ve bir erkek kardeşten oluşan bir ailesi var ama babası biraz sorumsuz, canı ne zaman isterse eve gelen bir insan. Üniversiteye ara verdi çünkü kayıt ücretini toparlamak için zamana ihtiyacı vardı. Okulu dondurduktan sonra para kazanmak için zorlu bir mücadeleye giriştiğinden bahsediyor. Yaşamak kolay değil. Özellikle son zamanlarda hayatındaki anlam ve derinlik duygusuna dair sıkıntıları var. Anlattıkları oldukça olumsuz ve umutsuz. Kendisini bu yaşamdan kurtarabilecek seçeneğin evlilik olacağını düşünüyor.
Annesi ve teyzesi birbirlerine tıpatıp benzeyen ikiz kardeşler. Bu benzerlik öyle boyuttaymış ki kendi anneleri bile bazen karıştırırmış. Fakat yaşamları evlendikten sonra o kadar da aynı olmamış. Annesi kendisini derin bir sonsuzluğa itecek kararı vermiş, teyzesi ise tüm mutluluklari üzerinde toplayacak güzel bir seçim yapmış. Yani birbirine o kadar benzeyen bu ikiz kardeşlerden teyze, yaşadığı zengin ve mutlu hayattan dolayı olsa gerek, annesinden en az on yaş genç göstererek dengeyi bozmuş.
Peki kendi yaşamına dair yol ayrımına geldiğinde annesi mi yoksa teyzesi mi üzerinden karar verecekti diye merak ederek okudum. Karakterin iç sesini yazar o kadar güzel satır aralarına bırakmış ki, ondaki tüm umutsuzluğu ya da heyecanı o an siz de hissediyorsunuz.
Çorap, atlet, havlu satarak yaşama tutunmaya çalışan annesi, diğer tarafta da başarılı bir mimarla evlenmiş, rahat bir hayat süren teyzesi arasında kendi yaşamına dair sorgulamalar ile geçen kitap beni çok düşündürdü. Yaşıma dair çok şey düşüneceksiniz eminim.
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir’in çok güzel bir hikayesi.
“ Bizler başkalarının mutsuzluğunu doğal karşılarız. Kendi mutsuzluğumuzu ise hiçbir zaman kabullenemeyiz.“
Gerçekten bir sabah, Tanrı şahidimdir ki hiçbir vahiy ya da işaret olmaksızın, birdenbire uyandığımda şöyle haykırdım:
"Anlaşıldı, ben böyle devam edemem! Hayatımın tamamını kendim için yaşamalıyım. Kesinlikle böyle yapmak zorundayım."
Yang Gui-ja’nın Çelişkiler adlı romanı, ana karakter Ahn Jin-jin’in tüm enerjisini kendi hayatına adaması gerektiğini fark ettiği bu aydınlanma cümleleriyle açılıyor.
Kitap boyunca Jin-jin, ikiz kız kardeşler olan annesi ve teyzesinin hayatlarındaki farklılıkları gözlemleyerek evlilik hakkında karar vermeye çalışır. Bu süreçte alkolik bir baba, çete reisi olma hayalleri kuran bir erkek kardeş ve birbirinden çok farklı iki taliple karşı karşıya kalır.
Jin-jin gerçekten ilginç bir karakter. 25 yaşında olmasına rağmen zaman zaman sanki 15 yaşındaki bir genç kız gibi davranıyor. Bu "tuhaf" hali nedeniyle başlarda ona pek ısınamadım ama hikâye ilerledikçe diğer karakterler ve Jin-jin daha dikkat çekici hale geldi ve sonunda verdiği kararın yerinde olduğunu düşündüm.
Aile, evlilik ve kadınlık gibi temalar etrafında şekillenen bu çelişkilerle dolu dünyada, karakter odaklı metinleri sevenler için güzel bir tercih olabilir.
ÇelişkilerYang Gui Ca · Doğan Kitap · 202536 okunma
Yazarın kitabın sonunda kendisinin notunda "bu kitabı yavaş, çok yavaş okusanız keşke " dileğiyle istesem de hızlı okuyamadım.
Duygu geçişleri o kadar gerçek ve yüreğinize dokunuyor ki hızlı okumanıza engel oluyor.
Ahn Jinjin'in sürekli çalışan annesi ile hiç çalışmak zorunda olmayan teyzesinin hayatını anlatmaya başlamasıyla kitaba giriş yapıyoruz. Babası ise kayıp yaşıyor mu yaşamıyor mu belirsiz. Bir evsiz gibi dolanıyor ortalıkta. Kardeşi ise çete lideri olma hayallerinde iken iyice başını belaya sokarak sonunda hapse düşüyor.
Jinjin'in çevresinde iki genç adam vardır ve onunla evlenmek istedikleri için seçim yapabilmek adına bazı planlar yapar. Onlarla ara ara buluşup karar vermeye çalışır.
Jinjin'in anlattıkları ile yaşadıkları, hayal ettikleri ama yaptığı şeyleri düşününce kitabın bitiminde kendinizi günlük hayatınızda aslında birçok şeyin hep çelişki olduğunu görüyorsunuz.
Tek kelimeyle güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim.
Hayat ve insan gerçekten çelişkilerle dolu. Ne kadar düşünüp taşınsak, üzerine kafa yorsak da çoğu zaman verdiğimiz kararlar düşüncelerimizin yanına bile yaklaşamıyor çünkü bu kararların kökleri düşüncelerin ulaşamadığı çok daha derinde bir yerlerde duruyor.
Jinjin 25 yaşında genç bir kadındır ve gerçekten bir sabah büyük bir karar verir. Artık evlenmesi gerekiyordur. Alkolik bir baba, serseri bir abi ve güçlü bir anneyle yaşayan Jinjin hayata bir kaç sıfır geriden başlamıştır.
Bu evlenme kararında ise iki seçeneği mevcuttur; biri fotoğrafçılıkla ilgilenen, nispeten romantik, zaman zaman depresif bir kişiliğe bürünen bir genç diğeri ise sabit ve iyi bir geliri olup her şeyi planlı yapan fakat duygusal yönü sınırlı olan bir yetişkin genç.
Şunu es geçmeyeyim;Jinjin’in annesiyle teyzesi ikiz, birbirleriyle fiziksel olarak tıpatıp aynı olan bu iki kız kardeşin bambaşka hayatları var. Jinjin’in annesi hayatı büyük bir özellikle ekonomik mücadeleyle götürürken teyzesi sefahat içinde yaşıyor. Dolayısıyla Jinjin annesi ve teyzesinin hayatı arasında kıyas yaparak bir karar vermeye çalışıyor.
Kitap isminin hakkını tam anlamıyla veriyor çünkü sayfalar ilerledikçe yaşanan gelişmeler Jinjin’in tercihini benim gözümde iyice netleştirirken üstelik yaşanan bir olayın o netliği daha belirginleştirmesi gerekirken tam tersi oluyor ve Jinjin diğerini tercih ediyor.
ÇelişkilerYang Gui Ca · Doğan Kitap · 202536 okunma
Yazarlığa kısa öyküler ile başlayan ve Kore edebiyatı mezunu olan #YangGuija nın kaleme aldığı #Çelişkiler romanı basıldığı tarihte (1998) Güney Kore'nin en çok satan romanı olmuştur.
Yoo Juhyeon, Lee Sang ve Hyundae Munhak gibi prestijli ödüllerin sahibi olan yazar, mutluluk-mutsuzluk, yaşam-ölüm, ruh-beden, bolluk-yokluk gibi hayatı tamamlayan zıtlıkların yaşamımız üzerinde oluşturduğu çelişkileri düşünerek ortaya bu romanı çıkarmış.
️"Yaşayıp görmeli ki ölmek mümkün olsun. Henüz ben bu çelişkiyi anlayamasam kabullenebilirdim. Yaşam ve ölüm nihayetinde aynı şeydir. Aldanmamalısınız."
Ahn JinJin, 1 Nisan da doğan ve yine aynı tarihte evlenen tek yumurta ikizleri iki kızkardeşten birinin kızıdır. Bu iki kardeşe de 1 Nisan şakası gibi bir yol çizen kader, birini sıkıcı, kuralcı bir eş ile refah düzeyi yüksek bir hayat sunarken, diğer kardeş olan Jinjin'in annesine ise alkolik, evine uğramayan, sorumsuz bir eş ve çile dolu bir yaşam sunmuş.
Artık evlilik yaşı geldiğini düşünen Jinjin için iki aday vardır, birisi kuralcı ve düzenli bir hayatı olan Na Yeonggyu, diğeri ise aile hayatına ve üyelerine düşkün, yanında hayal kurabileceği Kim Jangwoo.
Ara sıra eve uğrayan ilgisiz bir baba, sürekli çalışmak zorunda olan bir anne ve kendini çete patronu olarak gören asi bir kardeşe sahip olan Jinjin için bu kararı vermek zor olsa da, annesi ve teyzesinin hayatlarını karşılaştırması ona her insanın kendi yorumladığı hayatı yaşadığını anlamasını sağlar.Özellikle yaşamına hayran olduğu teyzesi ile yaptığı gizli buluşmalar, hayatın hiç de göründüğü kadar basit olmadığı gösterir.
Tek hayat, iki farklı yorum olarak okuyacağınız bu romanda yazarın bir de isteği var okuyucusundan;
"Bu romanı yavaşça, çok yavaş okusanız keşke...
️"Hayat keşfederek yaşamak değil, yaşarken
Hayat, seçimlerden ibaret. Önümüze çıkan fırsatların veyahut seçeneklerin sonuçlarını deneyimlemeden bilmek imkânsız. İşte bu yüzden seçiminin sonuçları hayatına ne getireceğini bilmediğinden çelişki yaşar. Ahn Jinjin, hayatını değiştirecek bir kararın eşiğinde. İki farklı adam; Na Yeonggyu ve Kim Jangwoo. İkisi de Ahn Jinjin ile evlenmek istiyor. Ama Ahn Jinjin ne yapması gerektiğinden, kimi seçmesi gerektiğinden emin değil. İç dünyasında yaşadığı çelişkiler, şahit olduğu hayatlar ve sonuçlarını gördüğü için ne yapacağını bilemiyor. Annesiyle teyzesi tek yumurta ikizi, birbirlerine benzerlikleri yalnızca fiziki değil, doğdukları gün bile aynı. Ama birbirlerinden farklı olan tek bir şey var; yaşadıkları hayat. Annesi, çorap satarak geçinen ve alkolik bir adam olmasının yanı sıra çekip gitmesiyle kayıplara karışan bir adamla evli. Kimisine göre başarısızlık ve şansızlıklarla dolu bir hayat. Teyzesi ise hiç çalışma ihtiyacı duymadığı lüks içindeki hayatı, bir mimar ile sevgi dolu evliliği ve çocuklarını iyi imkânlarla okuttuğu bazıları için imrenilesi bir hayatı var.
İki farklı hayatın mukayesesi yapıldığında Ahn Jinjin, tecrübelerden yola çıkarak akıl yürütmeye çalışıyor. Annesinden daha iyi anlaştığı hatta öğrencilik yıllarında kendi annesi yerine teyzesini veli olarak çağırdığı teyzesinin yaşamı mı daha iyi bir seçim yoksa hayatı boyunca mücadele vermek zorunda kalan annesinin hayatı mı? Bu seçimlerden ziyade farklılıklardan oluşan hayat deneyimlerinin tezat deneyimleri. Eseri çok sevdim, birçok sayfasını işaretledim. Tökezleyen insanlara kurgusu ile gereken teselliyi veren bir eser Çelişkiler, tavsiyemdir.
Yang Gwija, 1 Temmuz 1955'te Jeonju, Jeollabuk-do'da doğdu ve 1978'de Wonkwang Üniversitesi'nden Kore Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Daha sonra 1980'deki evliliğinden sonra Seul'e taşındı. Yang edebi çıkışını Starting a New Morning ve The Door Already Closed adlı kısa öyküleriyle yaptı. 1986'da, hâlâ en çok tanındığı bağlantılı kısa öyküler koleksiyonu ( yeonjak seosal ) Neighbors in Wonmi-dong'ın yayınlanmasıyla popüler başarıya ulaştı. Bu koleksiyon, endüstriyel kültürün çevresindeki insanların yaşamlarının özenli bir tasviriydi. 1988'de Yang Beşinci Yoo Juhyoen Edebiyat ödülünü kazandı ve bunu 1992'de daha da prestijli Lee Sang Edebiyat Ödülü'nü kazanması izledi.
1990'lar Kore'de bir tüketim kültürüne dönüşürken ve ülkeyi karakterize eden siyasi (ve bir dereceye kadar ekonomik) umudun yerini hayal kırıklığı havası aldı. Yang'ın çalışmaları da bunu takip etti. 1992'de, eski idealleri yıkıldıktan sonra yeni umut arayan bir yazarın, bir bakıma otobiyografik olan öyküsünü anlatan The Hidden Flower'ı yazdı. The Road to Cheonma Tombs'ta , Yang'ın kahramanı geçmiş travmasıyla ve mevcut güçsüzlüğüyle başa çıkmak için başarılı bir şekilde mücadele eder. The Hidden Flower ve The Road to Cheonma Tombs, Mountain Flower, Opportunist ve Sadness Gives Strength adlı üç öyküyle birlikte, ikinci öykünün adını taşıyan bir koleksiyonda toplanmıştır.
1980'lerin ortalarından bu yana, kadın dergilerinde, gazetelerde ve diğer genel medyada yazdığı yazılarla, bir kurgu yazarından daha fazlası olarak tanındı. 1990'larda Seul'de popüler bir restoran da açtı.
Yang'ın en bilinen erken dönem eseri, modernleşmenin bir sonucu olarak küçük kasabaların izolasyonunu ve yabancılaşmış statüsünü tasvir eden 1987 tarihli Wonmi-dong Saramdeul'du ( Neighbors in Wonmi-dong ). Bu eser, Korece başlığın gerçek anlamını yansıtan A Distant and Beautiful Place adıyla İngilizce olarak yayınlandı. 1990'larda Yang'ın kurguları, 1998'in en çok satan Kore romanı olan Contradictions ('Mosun') de dahil olmak üzere bir dizi popüler eserle giderek daha kişisel hale geldi.