Çiğdem Külahı

7,0/10  (1 Oy) · 
6 okunma  · 
1 beğeni  · 
400 gösterim
"Orada oturmuş her şeyi tersine çevirebilir miyim, diye düşünüyordum. Bu mümkün müydü? Altımda çırpınan suya baktım. Dipteki midyelere, sağa sola kıvrılan yosunların arasında gizlenen küçük balıklara baktım. Çok çaresizdim aslında. Yine de ayıpladım kendimi. İzmir çok büyük geldi bana. Sokaklarında kaybolurum, diye düşündüm. Dizlerim yandı. Eğilip denize dokunayım dedim. Durdum. Bu şehir, parmaklarının ucunda sigara tutan bu sarı duman izi çok korkuttu beni."

Çiğdem Külahı, genç kuşak öykücülerimizin önde gelenlerinden Ahmet Büke'nin 2006 yılında yayımladığı ikinci öykü kitabı. Kitapta yirmi beş kısa öykü yer alıyor. Bu öyküler, su yüzüne çıkmamış ama hep varlığı hissedilmiş acıların, isyanların, çevremizde olup bitenler karşısında duyulan öfkenin izini taşıyor. Ahmet Büke kendine özgü dili ve duyarlı anlatımıyla okurunu daha ilk sayfalarda kendi ayrıksı dünyasına çekmeyi başarıyor.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2010
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9789750712395
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 6 Alıntı

mısra 
03 Kas 2017 · Kitabı okudu

Koğuşun kapısına vardık. Boyluca, çakır gözlü birisi göründü içeriden.
“Hayırdır?”
Seyit çantayı uzattı. Adam alıp içine baktı.
“Tamam,” dedi.
Arkasını dönüyordu ki durdu.
“Karnınız aç mı?”
Seyit’le bakıştık. Şimdiye kadar kimse açlığımızı sormamıştı.
Koğuşun girişindeki koridorun sonuna yürüdü. Masanın üzerinde duran dolabı açtı. Yarım ekmeği dikine böldü. İçine helva katıp bıçağın ucuyla ezdi. Çay doldurdu iki su bardağına.

Çiğdem Külahı, Ahmet Büke (Sayfa 22)Çiğdem Külahı, Ahmet Büke (Sayfa 22)
mısra 
03 Kas 2017 · Kitabı okudu

Selim, bunca çirkinliğine ve densizliğine rağmen utanmadan ablama abayı yakmıştı.

Evet, o ay parçasına. Siyah gözleri yanan ablama kızıl saçları dalgalanarak göğsüne dökülen, gülümsemesi perdeleri kımıldatan hatta sol kaşının üzerindeki kesiğini bile yüzüne konmuş bir kelebek kadar zarifçe taşıyan o güzelim kıza âşıktı.

Geceleri bahçesinden koparığı turuncu ve mor aslanağızlarını, hanımeli demetlerini kapımızın önüne dizerdi. Kimi zaman da içkinin verdiği cesaretle bize bakan balkon penceresinden şarkı söylerdi.

Görmedim ömrümün asude geçen bir demini
Çekerim hep o siyah gözlerin matemini.
Hasretiyle inlediğm çekti benden elini
Çekerim hep o siyah gözlerin matemini.

Gözlerini kapar, bağrını açar, süzülen gözyaşları arasında inceden mırıldanırdı. Sesi de pek güzeldi aslında.

Babam, “Bu çocuğu vuracağım ama Kadri Şençalar’a ayıp olacak. Namussuz herif, hicaz şarkı bu kadar mı güzel okunur? derdi.

https://www.youtube.com/watch?v=i6MgTvyxp6I

Çiğdem Külahı, Ahmet Büke (Sayfa 26)Çiğdem Külahı, Ahmet Büke (Sayfa 26)

Mesela diyelim güneşin daha kötü doğduğu günlerden biriydi. Ben tenekeli mahalleye bakan yolda bekliyorum.
Bir kaç evin sobası tüttü.
Dert mi yanar, eski nalınlar mı?

Çiğdem Külahı, Ahmet Büke (Sayfa 82 - Can Yayınları)Çiğdem Külahı, Ahmet Büke (Sayfa 82 - Can Yayınları)

"Orada oturmuş her şeyi tersine çevirebilir miyim, diye düşünüyordum. Bu mümkün müydü? Altımda çırpınan suya baktım. Dipteki midyelere, sağa sola kıvrılan yosunların arasında gizlenen küçük balıklara baktım. Çok çaresizdim aslında. Yine de ayıpladım kendimi. İzmir çok büyük geldi bana. Sokaklarında kaybolurum, diye düşündüm. Dizlerim yandı. Eğilip denize dokunayım dedim. Durdum.

Çiğdem Külahı, Ahmet BükeÇiğdem Külahı, Ahmet Büke

Sizin hiç arkadaşınız, dostunuz boş bir çuval gibi yanınızdan sürüklenip götürüldü mü? Hayat o zaman, bira şişesinin dar boğazından gelen kokuya benziyor.
Acımsı ve yanık.

Çiğdem Külahı, Ahmet Büke (Sayfa 94 - Can Yayınları)Çiğdem Külahı, Ahmet Büke (Sayfa 94 - Can Yayınları)
Hatice Konukcu 
29 Kas 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

En kötüsü bir şeyi çok isteyip ona cesaret edememek değil midir?

Çiğdem Külahı, Ahmet Büke (Sayfa 42 - Can Yayınları)Çiğdem Külahı, Ahmet Büke (Sayfa 42 - Can Yayınları)