Baştan sona heyacanlı güzel bı kitaptı. Yazarın okuduğum 2.kitabı ilkini de heyecanla okumuştum,bunda da aynısı oldu. Polisiye severlere tavsiye ederim
Genç kadın hançerin ucunu adamın boynuna sürterek ve milim kaldırmayarak iskemlenin arkasına geçti. Şimdi hançer fotoğrafçının tam ense olduğundaydı. “Onu nasıl öldürdüğümü biliyor musun?” diye mırıldandı alaycı bir sesle. “Bilmiyorum…” diye kekeledi Ferruh.
suç ve ceza da miydi o söz:eylemlerimin ahlakı oluo olmadığını mahkemeler mi belirler yoksa kamu vicdanı mi diye bi söz vardi.bir cinayet ancak bu kadar haklı sebeplerle işlenebilir
Her okuduğum kitabı da okurken eleştiriyorum. Bu huyuma da gıcık oluyorum. Eleştirmekten bazen odaklanamıyorum bile. Sadede gelirsem betül acayip güzel çekici( artık kzın güzel olduğunu o kadar vurgulamış ki gözüme gözüme soktu) Betülün kızkardeşi Burcu bir tuzağa düşmüş ve intihar etmiştir. Betül de intihar mektubundan yola çıkarak kardeşini tuzağa düşüren kişileri teker teker öldürmektedir. Cinayeti detaylı anlatmış. Betül ofisteki patronu Ekremle yakınlaşır. Ne kadar uzak durmak istesede bir türlü başaramaz. Cinayetlere başladığı için duramaz sonuna kadar gitmekte kararlıdır. Poliste olaya çok yaklaşmaktadır. 4. Cinayeti işlerken kardeşinin ırzına geçenin şirketin patronu Galip bey olduğunu öğrenir. Beyaz elbisesini giyer ve yaşlı o kadarda bir zamanlar saygı duyguğu patronun kalbine bıçağı saplar. Sevgilisinin durdurma çabaları boşa çıkmmıştır. Hayal ettiği gibi beyaz elbisesi kana bulanmıştır. Sonrası büyük boşluk . yani binanın katından atlayıp intihar eder. Böle yeşilçam gibi sonla bitmesine polislerin beceriksizliğine vs uyuz oldum. Ama akıcı okundu. Bir Tess GERITSEN veya bir GRANGE değil ama okunabilinir.
Osman aysu ya ait okuduğum 3.kitap. Yazar bir şekilde beni hayrete düşürüyor. Sahte ajan ve bu kitap bir usta kaleminden çıkmış, sürükleyici özelliğe sahipken, bir o kadar da buram buram ergenlere has bir tını taşıyor. Cinayet sancısını okurken Betül ün kendiyle olan içsel çatışmaları ve güzelliğine cinsel arzularına olan vurguları o kdr çok tekrara düşmüş ki kitabı yarıda bırakmama sebep olacaktı. Bir taraftan da asıl aradığı hedef kim diye düşünürken bir baktım kitap bitmiş. Kitap çok mu başarılı çok mu sıradan bir türlü çözemiyorum yazarın kalemini. Bir yandan insanı bunaltırken diğer yandan sürükleyip götürüyor. İyi ki polisiye yazıyor yazarımız. Her kitabında aşka değindiği yerler inanılmaz sıkıcı inanılmaz yavan bir dile sahip. Ama iş cinayetlere vs gelince hakkını veriyor kesinlikle
Osman Aysu'nun okumuş olduğum bilmem kaçıncı kitabı. Betül'ün kardeşinin kimin iğfal ettiğini öğrenince ters köşe oldum. Ben sevgilisi Engin diye düşünürken patronu Galip'in çıkması ve onu haklayıp yaşamına son vermesi üzücü bi final oldu. Keşke Engin'le hayatına devam etseymiş.
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.