Aslında kitap üzerine inceleme yapabilecek kadar iyi bir okur olduğumu düşünmediğim için bu konudan uzak duruyordum. Fakat bu kitap ile ilgili çok fazla ön yargılı mesaj aldım. Kitabı uzun zaman önce aldığımda belli bir süre cesaret edip başlayamamıştım. Başladıktan sonra da sanki dokunduğum şey lanetliymiş gibi bir köşeye kaldırıp bir müddet yüzüne bakmadım. Daha sonra hâlâ ön yargılarımı tam aşabilmiş değilken okumak istedim. Hiçbir kitaba ön yargıyla bakmamam gerektiğini gösteren kendimi bulabildiğim, cümlelerini anlamak ve hissetmek için üzerine uzun uzun düşündüğüm, bana kendini çok yakın hissettiren bir kitaptı. Üslubuna, düşünce yapısına alışmak biraz zor fakat içinizde asla bitiremeyeceğiniz, aklınızda daima dönüp duracak bir kitap olacaktır. Yediğiniz elmaya karışan, düşünmekten migren ataklarına sebep olan ağır itamları olabilir; büyüsüne dikkat edelim :)
Underground roman sevenler için güzel benim için çok sıkıcıydı. İçinde güzel cümleler var onların hatrına bitirdim. Kitapları yarım bırakmam genelde sıkılsamda bitiririm bu da öyle bir kitap oldu benim için.
Bülent Akyürek Türkiye'de underground romanı öncülerindenmiş. Ben underground edebiyatını sevmedim, sevemedim. Anlatım o kadar birbirinden bağımsız, kopuk ve anlamsız ki eser ne vermeye çalışmış anlayamadım. Sanırımm benim için vakit kaybı oldu. Kitabın arka sayfasında da dediği gibi şizofrenik bir kurgu .
Bazı kitaplar vardır, okurken seni rahatlatmaz… tam tersine içindeki karanlıkla yüzleştirir. Cinnetim Cennetimdir de tam olarak böyle bir kitap.
Yazar, insanın zihnindeki karmaşayı ve içsel çöküşü oldukça çarpıcı bir dille anlatıyor. Okurken zaman zaman rahatsız oldum, ama bu rahatsızlık kitabın gücünden geliyor. Çünkü anlatılan şeyler yabancı değil hepimizin içinde bir yerlerde saklı.
Kitap, delilik ile farkındalık arasındaki o ince çizgide dolaşıyor. Bazen bir cümleyle kendini sorgularken buluyorsun, bazen de bu kadar da olmaz diyorsun. Ama sayfaları kapattığında, zihninde hâlâ devam ediyor.
Herkese hitap etmeyebilir. Ama iç dünyasını kurcalamaktan korkmayanlar için etkileyici bir deneyim.
Mekan, karakter, zaman tasviri beklenmemeli bu kitap için. Farklı bir roman çünkü. Olay akışı yok. Zaman içinde dökülmüş duygu birikimleri. Şizofreni bir yazar var. Ona sorsan bir sürü şey oluyor hayatında tabi. Bunu kendi gözünden anlatıyor ve kendi gözünden eleştirilerde bulunuyor kitap süresince. Farklı ve bir o kadar dikkat çekici. Vurucu olan birçok yeri de vardı. Bir underground roman okunacaksa bu kitap olmalı şüphesiz.
Okuyalı çok uzun zaman oldu. Bülent Akyüreki yani bahsi geçen kitabın yazarını marjinal buluyorum. Kitaplarını okurken sizi eğlendirip düşündürüyo lakin bu kitap çok ince olmasına rağmen bitmek bilmiycek kadar sıkıcıydı.
Bu kitabı hisleriniz uyuştuğu bir zamana denk getirip okursanız sayfalarda gezinen o kekremsi tadı ruhunuza boca ederek durumu stabil hale getirebilirsiniz. Her kitaptan da fayda devşirmeyiverelim. Edebiyatımızda kendisine şiir dedirten kitabımsıların içinde bu eser de sarhoşken bağıran adamlara hislenip katılmak kabilinden var olmuş olsun. Ne olur yani!
Elazığ'da dünyaya gelen Bülent Akyürek, 1985 yılında Ankara'ya yerleşti. Liseyi yarıda bırakan yazar; garsonluk, lokantacılık, dergicilik, fabrika işçiliği gibi çeşitli işlerde çalıştı. On yedi yaşından itibaren romanları yayımlanan Akyürek, çeşitli dergiler çıkardı. Eserleri Ustura, A'raf, Fesat, Sanal Ördek, Aksak Kurbağa, Son Duvar gibi dergilerde çıktı. İtin Biri adlı romanı 1997 yılında tiyatroya uyarlanarak "Nihayet Tiyatro" grubunda sahnelendi. Yaşamında önemli bir dönüm noktası olan 35 yaşından sonra düşüncelerinde görülen değişimler eserlerine yansıdı. Zaman zaman çeşitli söyleşilere katılan yazar, hâlen yazın çalışmalarını devam ettirmekteydi.
Bir süredir kanser tedavisi gören 57 yaşındaki yazar Bülent Akyürek tedavi gördüğü hastanede 8 Şubat 2026 tarihinde hayatını kaybetti.