Puan

7.510 üzerinden
228 kişi
8/10
·93 syf.··
2022 28. kitabı
Cüce, erkeğin yüceliği ve kadının ezikliği üzerine olan savaşı yıkmak isteyen bir kitap aslında. Kitapta o yüce, yenilmez erkekler cüce formatına sokulurken kadınların da ben'lik arayışı içinde olduğu karmaşık hikayeler var. Leyla Erbil'in başta söylediğine göre bu hikayeler aksi, huysuz komşusu tarafından dağınık bir şekilde yazılıp ona verilmiş. Kendisi de düzenlerken bazı sıkıntılar yaşamış hatta kitabın başında, belki siz daha iyi bir sıraya koyarsanız, gibi bir cümle var. Bu karmaşıklıktan dolayı kitabı anlamakta biraz zorlandım ama sakin kafayla yavaş yavaş okununca daha iyi oturdu.
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2001833 okunma
Bir yazar insana “iyi ki Türkçe biliyorum” dedirtir mi? Leyla Erbil dedirtir.
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2022 19:53
Leyla Erbil’den okuduğum ikinci kitap. Yahu ben bu kadını nasıl daha önce okumadım serzenişlerine “iyi ki Türkçe biliyorum da Leyla Erbil okuyorum” sevinci karıştı. Bu kitap, aksi mi aksi bir kadının kaleminden, onlarca dilde “ben” nakaratıyla söylenen bir şarkı..Aynalarda kendini göremeyen kadınlar söylüyor şarkıyı..Ve Leyla Erbil, belki yazarken çok istediği için şu kırık bacaklı sallantılı düzeni yıkmayı, cümlelerini devire devire eşlik ediyor şarkıya. Buyurgan değil belki ama eli belinde satırlar döküyor avuçlarımıza. Avuçlarımız dolu dolu kalkıyoruz kitabın başından. Başkarakterimiz Zenime, “Hayatından bıkmış koltuklar, başeğmiş kapılar, baygın düşmüş eşikler ve isyana hazırlanan kitaplar..” la dolu bir evde, elinde hırçın, kışkırtıcı, sivri bir kalemle yazan bir yazar. Zenime’nin sayfalarında bodur şövalyeler, erkeklik organı biçiminde kılıçlar çizili. Bir savaşı tasvir ediyor Zenime bize. Avcı erkek, av kadın. Tanrı erkek, kul kadın. Yüce erkek, alçalmış, kıstırılmış, kapatılmış, sindirilmiş kadın. Tarihin en uzun ve en alçak savaşı. Zenîme’nin, kadının kimliğini bulamamasına, yok sayılmasına inat, birçok dil ve dinde ‘ben’ kelimesini nakarat gibi tekrarladığını görürüz. En’âm, ah’âm, es’em..Ben..Ben..Ne zor kendini bulamamak, nereye ait olduğunu bilememek. “Onlardan da değilsin sen, sen hiçbir yere ait değilsin, aitsiz kimliksin sen, “Aitsiz Kimlik!” der kendine Zenime. Sonra yine ekler: Ben. Kitabın en güçlü metaforu aynadır. Zenime aynada kendini göremez. “Baş eğmiştin bulantının sonuçlarına, sessiz sedasız, belleğinin bir gözünde saklı bireyi taşıyarak başlamıştın yeniden yaşamaya dünyamızda Pessoa gibi!” der. Sartre’nin Bulantı’sına ve Fernando Pessoa’ya gönderme yapar. Pessoa, ki Portekizce’de “hiç kimse” dir. Tıpkı Zenime’nin Türkçe’de “köksüz”
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
Reklam
10/10
·88 syf.··
2020 55. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 22:35
Zenime onun adı. Yalnız, yorgun, savaşçı, isyankar; hem umutsuz hem umutlu, hem ateist hem inançlı, hem yazar hem değil, hem ait hem değil.Dağınık, belirsiz, kimliksiz Zenime. Zenime aydın, yazar, kadın... Zenime çok şey anlatmak istiyor.Ruhu dolmuş, enerjisini bir yere aktarıp dirilmek istiyor.Zihnindekiler dolup taşacak, sırasız, karışık.Ondandır kurduğu devrik cümleler. Hayat yormuş Zenime'yi, çok şey görmüş çok şey duymuş. Sakallıar görmüş, Madımak otelini yakan, işkenceler cezaevlerinde, saldırılar Gazi Mahallesi'nde gözaltına alınıp kaybolan insanlar, kahvede oturup karısını çalıştıran -erkek-ler, oruç tutmadığı için öldürülenler, kadına şiddetin âlâsı, din değistirmeye zorlananlar... Oysa Zenime ' İslam'da Hümanizm ' konulu yazılar yazmış. Yok olmak istiyor, ait hissetmiyor hiçbir yere kendini ama dönüp bakılacak bir motif olmayı da arzuluyor.Ya uyacak ya yok olacak! Bilinmezlerle yaşıyor. Bu acılardan kim kurtaracak onu? Sevgili mi? Dost mu? Kardeş mi? Boş inanç mı? Ülkü mü? Ya da kurtulabilecek mi? Oturun Cüce'nin başına ve hiç acele etmeden, sakince okuyun, Zenime'nin bilincinde kaybolmaya hazır olun.Bol betimlemeli, devrik cümleler sizi bekliyor. Yoracak ama değecek. İyi okumalar...
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
2/10
·96 syf.··
2026 698. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 19:20
Açık konuşayım, son derece dağınık, kendini toparlayamayan ve çoğu yerde ne yapmak istediğini bilmeyen bir kitap. Şu kitaba bırak 10 puanı, 5 puan üzerinde veren insan zır okuma cahilidir. Bunun böyle kişisel zevklerle falan da bir ilgisi yoktur. Metin parçalı, sarsıcı ve deneysel görünerek derinleşeceğini sanıyor; ama bende bıraktığı izlenim bunun tam tersi oldu: derinlik değil dağınıklık, yoğunluk değil savrukluk. Bir romanın okuru, roman diyorum ama roman mı o bile belli değil, zorlaması başka şeydir, okuru bezdirip metnin içinden çıkılamaz hale gelmesi başka şey. "Cüce" bence tam olarak bunu yapıyor. Sayfalar ilerledikçe güçlü bir edebî yapı kurulmadığını, sadece kontrolünü kaybetmiş bir anlatının sağa sola savrulduğunu hissettim. Kitapta bilinçli bir parçalanmışlık değil, ciddi bir kurgu ve odak sorunu var bence. Bölümler birbirini büyüten, besleyen, derinleştiren bir bütün oluşturmuyor; tam tersine, üst üste yığılmış, paramparça, yer yer neredeyse taslak hissi veren bir metin çıkıyor ortaya. Sarsıcı olmakla savruk olmak arasındaki fark burada fazlasıyla birbirine karışmış durumda. Kitap sürekli önemli bir şey söylüyormuş gibi bir hava yaratıyor olsa da çoğu zaman o ağırlığı taşıyacak düşünsel ve estetik omurgayı kuramıyor. Ben okur olarak metne teslim olmak yerine, sürekli “bu dağınıklığın bana ne kattığı”nı sorguladım ve tatmin edici bir cevap da bulamadım. Siyasi atıflar meselesinde ise roman benim gözümde daha da zayıflıyor. Çünkü kitap yalnızca taraflı değil, çoğu yerde ölçüsüz biçimde taraflı; üstelik bunu sağlam bir düşünsel temele de oturtamıyor. Sert siyasi çıkışlar elbette edebiyatta yer bulabilir, ama burada karşıma çıkan şey sahici bir politik derinlikten çok, peşin hükümlerle örülmüş, tek yönlü ve temelsiz bir öfke oldu. Öyle ki Gezi Parkı
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025833 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 22:30
Leyla ErbilLeyla Erbil, CüceCüce 'ye Zenime Hanım'ı tanıtmakla başlıyor ve onun aydın bir kadın yazar olduğunu söylüyor. Sonra kendini aradan çıkarıyor ve tüm sorumluluğu Zenime Hanım'a bırakıyor. Babasının görevi dolayısıyla yurtdışında doğan Zenime Hanım, evlenip boşanmış ve uzun zamandır görmediği bir oğlu vardır. Zenime Hanım dünyaya bakış açısı ile birlikte dönemin sosyal ve kültürel yapısı ile ilgili bilgiler veriyor. Toplumcu ve sol gelenekten gelen Zanime Hanım, sol gruplara yataklık ettiği için bir süre cezaevinde yatmıştır. "Hiçlik" adını verdiği bir roman yazmış ve edebiyatın metalaştırılıp şeyleştirilmesini kabul etmemiştir. Ödülü, çok okunmayı hiç önemsemeyen biri ve bu yüzden yazdıklarını anlayabilecek yetide biri tarafından görülmek ona yetiyor. Bu kişini komşusu Leyla Erbil olduğuna karar veriyor. Ancak Leyla Erbil, yazıların düzensizliği ve anlaşılmazlığı üzerine Zanime Hanım'ı pek önemsemiyor. Ama Zanime Hanım hayatını kaybedince yazdıklarını düzenleyip, yayın hazırlıyor. Yazarın notu ile başlayan bu kitap daha bu notla çok katmanlı bir yapıya bürünüyor. Kadın imgesinin her hali karşımıza çıkıyor. Mesela kısa notlar şekilde anlatılan Hatçabla'yla oğlu Yusuf'un hikayesi, yoksul ve sıradan bir kadının hikayesi. Evlere temizliğe giden ve kocasından dayak yiyen ama tüm bunlara rağmen kocasını sevmeye devam eden, toplumun neredeyse çoğunluğunu oluşturanların hikayesi. Sonu da tahmin edebileceğiniz gibi, ölüm! Kitap, edebi olarak bilinç akışı yöntemiyle üst kurmaca tekniği olarak yazılmış. Metinler arası göndermeler yaptığı için biraz zor ama aynı zamanda dilin bu kadar usta kullanılması açısından büyüleyici bana göre. İyi ki Türkçe biliyorum ve Leyla Erbil okuyabiliyorum dedirten bir kitap. Ama uyarmakta fayda var üst kurmaca metinleri sevmeyenler muhtemelen hiç
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
Reklam
Reklam