İncelemeye yazım dilinin güzelliğinden bahsederek başlamak istiyorum. Çok fazla yabancı yazardan fantastik okudum. (En azından Türk yazarlara göre okuduğum daha fazla) Sanırım, en beğendiğim yazım dillerinden birine sahip bu kitap, yabancı yazarlar arasında. Zaten karakterler de yazmakla ilgilendiği için de çok büyüleyici bir yazım dili vardı ve beni tatmin etti. Betimlemeler, diyaloglar olsun gayet yeterliydi, doğaldı, yapmacık değildi.
Kitapta tanrıların savaşı var ama çok ön planda değil. Karakterlerimizin arasındaki ilişki ağır basıyor diyebilirim hatta. Bazıları bu yüzden kitabın beklentilerini karşılamadığını söylemişti. Ben de bunu bilerek okumaya başladım ve hoşuma gitti açıkçası. Lakin çok fazla savaş unsuru ve atmosferi istiyorsanız bu kitap beklentilerinizi karşılamayacaktır. Fakat bunun ikinci kitap için geçerli olduğunu düşünmüyorum, ikinci kitabi henüz okumadım ama yazar bize bunun sinyallerini verdi. Yine de, ben savaş zamanında geçen savaşın acımasızlığını anlatan kitapları okumak,filmlerini izlemeyi seviyorum atmosferi daha baskın olsaydı benim için on puanlık bir kitap bile olabilirdi ama dediğim gibi kitap bunu vadetmiyor.
Karakterleri sevdim, aralarındaki ilişkilerde güzeldi. Bazı sinir olduğum karakterler var onlardan spoilerlı kısımda bahsetmek istiyorum. Artı olarak, karakterlerin birbirlerine yazdıkları mektuplar kitabı sevmemi sağlayan en büyük etken falan. Mektuplardaki ilişkileri beni daha çok tatmin etti, gerçek hayattaki(?) tutumlarını o kadar çok sevmedim.
Dediğim unsurların bilincinde olarak okursanız kitap bence gayet hoşunuza gider, bir şans verebilirsiniz. Bazı nedenlerden ötürü on puandan köşeyi döndü benim için.
SPOİLER!!!!!!!
Forest çok bencil bir insan, fikrimce. Irıs'in iyiliği için diyor kızın hayatını karartıyor. Başta