Kitabın sonuna kadar acaba yazar nereye bağlayacak diye bekledim. Bağladı mi bence bağladı ama yanlış yerlere. Yüz yıllardır kadın hakları diye en çok ses çıkan çağda yaşıyor olmamız ile yine en çok kadın haklarının kadınlar tarafından gasp edildiği cagda yaşamamamiz sadece bana mi ironik geliyor. Kitaptaki kadın karakterlerden en güçlü olan köylü bir Hatice anne. O bile erin ne derse o olsun deyip adamın yaptığı saçmalıkları onaylayan biri. Kitaptaki tüm karakterler üniversite mezunu ama hiçbiri iş yapmıyor. Mesele iş yapmaları değil mesele bundan vazgeçerken sanki dünyanın en büyük şeylerini yapıyorlar gibi konuşulması. Evlilik yok, düzgün bir aile yaşantısı yok, silah diz boyu. Kadının karşısında başka bir kadını döven adama verilen tepki engellerken hak ediyordu diye de komusmak. Birinin ağzını burnunu kıran adam ötekinin burnu kanayinca kriz geçirecek kadar korkuyor. Buna gelip aşk diyorlar. Demeyin abi demeyin. Kadının karşısında başka kadının ağzını burnunu kırarken aşık değil miydin? Kitap o kadar düz ilerliyordu ki acaba bir yerde hikayenin yönü değişir mi diye bekledim. Bittiğinde kitaba saydırırken buldum kendimi. Bir kitap bence ancak bu kadar kötü ve cinsellik dolu olabilir. Kadının meta haline gelmesi böyle kitaplar ve yazarlardan dolayı.. Kadına değer vermeyi bu batı kültürü bilmiyor. Ama gerici olan her daim doğu onların gözünde. Okumayın bence. Okutmayin. Gercekten zaman kaybı. Acıdım giden günlerime.
Bir anda hüzünlenip bir anda sevince nasıl boğabilir bir kitap.Anlamış değildim.Beni aşırı heyecanlandıran merak içinde bırakan bir roman.Kısacası okurken dünya ile bağımın koptuğu bir kitaptı.
İyiyim… iyiyiz… biz hep iyi oluruz…
Benim beğenerek okuduğum bir kitaptı. Hem güldürdü hem ağlattı. Duygu ve onun hitap ettiği şekilde ‘develerim’ Bekir, Ali ve Sedat’ın yaşadıkları zorluklarla birbirlerine nasıl tutunduklarını okuyoruz. Onların ailesi birbirleri. Okumak isteyenler kesinlikle okumalı.
Dört kitaptan oluşan bir seridir -iki kitap daha eklenmiş, şimdi bu paylaşımı yaparken fark ettim-. İlk kitabı Duygu diğerleri Ali’m, Bekir, Sedat şeklinde devam etmektedir. Tahmin edilecek şekilde yaşam ve aşk sancıları içerikli çabuk okunan kitaplardır. Edebi yani yoktur ancak akıcı ve sürükleyicidir. Bazen ağır bir kitap okuduktan sonra kafayı biraz rahatlatmak için okunabilecek kitaplar ayarındadır. Her zaman değil ama arada bu tarz kitapların da gerekli olduğunu düşünüyorum.. :) Ancak tek bir kişi ağzından yazılsa yeterli olurmuş, yani bu kadar karakter ağzı biraz fazla bana göre.. :) Ki en uygun dil “Bekir” isimli Bekir karakterinin ağzından anlatılmış olanıdır. Karakterlerden Ali’nin de neden Ali değil de Ali’m olduğu dikkatimi çekmişti, muhtemelen özel bir nedeni vardır.
Benim bu kitapları satın alma ve okuma sürecim şu şekilde gelişti; uzun zamandır takip ettiğim bir kitap grubunda çok okuyan bir okurun “uzun zaman sonra okuduğum aşk içerikli kitapların en iyisi” yorumunu görmem üzerine “bu kadar mı?” diye merak uyandırdı ben de. Bu tarz kitaplar almıyorum, almayı çoktan bırakmıştım çünkü okuma tercihim Türk ve dünya klasiklerine yoğunlaşmaya başlamıştı o zamanlarda(2016). Kitap fuarına gittiğimde alacağım kitapları aldıktan sonra tam fuardan çıkmak üzereyken bu kitap serisinin karşıma çıkması ve dört kitap birden makul bir ücretle satılması “al oku bakalım kızım nasıl bir aşk hikayesiymiş ki çok okuyan biri tarafından bu şekilde önerilmiş” dedirtti bana ve o gün satın aldım. Tabi ki hemen okumadım.. :)) Seneler, seneler sonra yayarak okumuş bulundum yine çok zaman önce... :) Ve işte bu kitaplar ile ilgili durumlar böyle.. :)
İçerik ile ilgili bilgi vermek istemiyorum, okumak isteyenlerin akıcılık keyfini bozmamak için. Ben ise bende bulunan bu kitapları
Ve 680 sayfalık külliyatın sonunu yıl bitmeden getirebildim. Konusu mafya bir adam ile zor dönemlerden geçmiş kimsesiz bir kızın birbirlerine yıllarca itiraf edemedikleri aşkı ele alıyor. Birbirlerine açılmadıkları dönemdeki çekicilik ve kitabın akıcılığı sevgili olduklarından sonraki sayfalarda açıkcası çok yılışık bir hal aldı. Çok heyecan ve sempati ile başladığım kitabın ortalarına (400-530 arası) gelince içim darlandı. Konu güzeldi, kitabın büyük bir bölümüne kadar soluk almadan okudum ama sonrası biraz bayağılaştı. Yaklaşık 100-150 sayfa kadar derinlemesine sevişme sahnelerinden bahsedip argo tabirle "böö getirdi". Yazar bu konuyu bu kadar abartmayın kitabı da 680 sayfaya kadar uzatmadan tadında bıraksaydı gerçekten aşırı bir haz ile sonlandırırdım kitabı. Ama dediğim gibi bazı sahneleri tekrarlayıp durmuş ve gözümde canlandırdığım güçlü karakterleri adeta çöpe attım.
Kitabın "Bekir, Alim ve Sedat" adında üçlemesi de bulunuyor. Okuyan birçok arkadaşım özellikle Bekir i okumam konusunda ısrar etselerde bu kitapta zaten tüm karakterlerin inine inmişken diğer kitaplarda ne anlatıyoru merak etmiyorum değil. Ama sanırım çok uzun bir süre sonra alır okurum.
Uzun lafın kısası okuduğuma pişman değilim ama dediğim gibi kitabı 400 şerde bırakıp tadında bıraksaydı çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
Aksiyonun ve aşkın bol olduğu bir kitap. Mafya konulu şeylerden hoşlanıyorsanız tavsiye edebilirim.
Beğenerek okuduğum bir kitap hatta serinin bütün kitapları.
Anne sıcaklığı , baba emniyeti olmayan bur dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesi Duygu...
Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. Develerim diyordu onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek gerçek vardı :
Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşkı
Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti.
İyiyim... iyiyiz... biz hep iyi oluruz.
Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o.
Acılarla atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele geçirebilir miydi aşk? (TANITIM BÜLTENİ)
DuyguIşıl Parlakyıldız (Işılca)
Saçmalıkta ışılca gibi ol,
Gurursuzlukta duygu gibi ol,
İğrençlikte sedat gibi ol.
Kitabı okurken sabir ceke ceke okudum ama "malum , sizin islerdeki kadınlar belli,sedat o tür kadin isteseydi, benim yanımda olmazdı. O yüzden içim rahat! Zaten olursa da ağzını siler, bana geri döner. Sefası olsun derim" cümlesinden sonra dayanacak takatim kalmadı. Bunu diyen bir kadın, hele de bas rol kadını. Ne farki var 40 50 yaşlarında ki kocasını " Ne varmış , erkek o istediğini yapar" diye savunan kadınlardan. Sefasi olsun dermiş bir de. Oysa ne umutlar ile aldığım bir kitaptı. Hemde ilk 4 kitabini almıştım. O verdiğim paralara acıyorum. Bir kadının bu kadar küçük düşmesi, duygunun sedat sedat diye ölmesi , sedatin resmen bahanesi Ne olursa olsun duyguya kopek gibi davranması,ayrica kitapta duyguya yıllardır aşık diye anlatılan, o muhteşem erkek olan sevdalı sedat' in duyguya aşık oldugu bu süreçte turlu turlu kadınlarla birlikte olasi ki hatta senem adındaki sevgilisini duygunun evine kac kez getirmesi, ayni sofraya oturması, duygunun evinde o kızla aynı odada kalması( ve kim bilir neler yapması), yine duygunun evinde senemi onunla bununla yatiyor diye "düzeleceksin lan!" Diyerek tekme yumruk dövmesi. Cidden bu neyin kafası ya. Aşık adam anlayışı bumu cidden.
Büyük bir merak ve hevesle okudum okuduğuma değdi harika bir kitaptı.
Duygu, Ali , Sedat, Bekir ve diğerleri hepsini ayrı sevdim ama bu dört öksüz insanın birbirine can olması çok güzeldi.
Sedat ile Duygu yıllardır birbirine aşıktı Sedat Duygu için aşkından vazgeçti . Duygu ise kendisinden habersiz aşıktı Sedat’a.
Bu aşk en çok Ali ve Bekir’i yordu.
Ve ben kesinlikle Aliciyim bu kitapta ... Anne sıcaklığı , baba emniyeti olmayan bur dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesi Duygu…
Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. “Develerim” diyordu onlara. O develer ki İstanbul’un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek gerçek vardı : “Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşkı”
Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve beğendim. her romanda mutlaka okuyucunun gözüne batan ya da coşturan bölümler oluyor. Bu hikayede Duygu'nun masumiyeti ve aşkı öyle güzel ki. Ama bir eksiklik var. Duygu'nun hikayesi olmalıydı bu roman. Yani Duygu'nun ailesi, nasıl ve niçin kaçırıldığı Sedat'ın Duygu'nun babasıyla olan ilişkileri çok daha ilgi çekici bir hikaye olarak anlatılabilirdi. Hep üstünkörü geçilmiş asıl hikaye.
Herhalde Sedat'ı anlatırken bunları öğreneceğiz sanırım.
Bazı yerlerde tekrarlara düşse de güzel, akıcı, hoş bir romandı.
Sevdim.
Keyifli okumalar.
Kitabı kaçıncı kez okuduğumu bilmiyorum. Yazarın en sevdiğim kitabı Duygu ve Köle'dir.
Duygu, Sedat,Bekir, Ali... Her karakteri ayrı seviyorsunuz.
Öyle bir kitap ki hem kahkahalar atıp hem üzülüyorsunuz. Sado tabiki sen başkasın. Seriyi okuyun Duygu kitabını kesin okuyun derim.