·
Okunma
·
Beğeni
·
1.386
Gösterim
Adı:
Düzülke
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055819309
Orijinal adı:
Flatland: A Romance of Many Dimensions
Çeviri:
Hasan Fehmi Nemli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Helikopter Yayınları
Baskılar:
Düzülke
Düzülke
Evet, işte hafızamın bana oynadığı oyunlardan biri. Bu kitabı, yıllar önce, Dost Kitabevi’nde yayınladığımız Jorge Luis Borges’in Babil Kitaplığı dizisi içinde bastığımıza emindim. Sonra baktım, yok. Basmamışız. Neden böyle bir yanılgı içine düştüğümü sonradan anladım. O dizide Hinton’un Bilimsel Öyküler’ini basmıştık. Çevirmeni de Hasan Fehmi Nemli idi. Elinizde tuttuğunuz Edwin A. Abbott’un Düzülke’sini çeviren kişi. Hinton’da aslında Abbott’u gayet iyi bilen bir yazar, ortak bir dostları var Oxford’da. Borges de zaten bu ilişkiye gönderme yapıyordu önsözünde. Nisyan ile malûl değilmiş hafızam, basbayağı yanlış hatırlıyormuşum. Çarpıtarak, bozarak.
Aslında Abbott da aynı türden bir şeyi gerçekleştiriyor Düzülke’de: Evrenin ve dünyanın boyutları ile oynuyor. Üç boyuttan iki boyuta geçtiğimizde ne olur?
Toplumsal hiyerarşi nasıl belirir? Erkeklerin çokgen, kadınların çizgi parçacıkları olduğu, karelerin üçgenlerin ortalıkta dolaştığı bir ülke, nasıl bir dünyanın yergisidir? Çeviriyi elime aldığımda hatırladım ama; ben bu kitabı ilk kez İtalyancasından okumuştum:
Adelphi’den çıkmıştı ve başlığı Flatlandia idi: Şaşkınlıklar içinde kaldığımı da hatırlıyorum.
Kuşkum yok: 1884’de yayınlanmış bu kitabı okuyunca, sizler de şaşıracaksınız.
Hikayemiz Çizgiülke'de yaşayan bir kare'nin hikayesi. Yer isimleri, kişi isimleri ezberlemek zorunda değilsiniz. Tüm karakterler ilkokuldan tanıdığımız geometrik şekiller :)

Klasik polisiye kitaplarından sıkıldıysanız yada farklı, çok farklı bir kitap okumak istiyorsanız bu kitabı kesinlikle size tavsiye ederim. Çok farklı boyutlarda gezeceksiniz:

1 Boyut: Noktaülke. Sadece tek bir nokta var, başka hiçbir kimse, hiçbir şey yok, hareket yok. Ülkede tüm varlık tek bir noktadan ibaret. Nokta çok mutlu.

2 Boyut: Çizgiülke. Burada düz çizgiler, ikizkenar üçgenler, eşkenar üçgenler, kare, beşgen ve çokgenler var. Sağa sola, ileri geri hareket var ama aşağı ve yukarı hareket yani yükseklik ve derinlik yok. Tüm görüntü çizgilerden ibaret ama herkes birbirini tanıyabiliyor. Bu kısım kitapta çok güzel anlatılmış. Bu ülkede de herkes çok mutlu.

3 Boyut: Uzayülke. Küp ve küre gibi cisimler var. Her yöne hareket serbest.

4 Boyut: Düşünceülke olabilir... (Einstein'a göre dördüncü boyut zaman)

Bu boyutlarda gezerken anlamaya çalışacak, düşünecek ve fikir cimnastiği yaparken çok keyif alacaksınız.

Kitap iki kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda Çizgiülke'yi ve orada yaşayanları, sınıfları tanıyoruz. Tam Çizgiülke'den sıkılmaya başlıyorsunuz ki kitabın ikinci kısmı başlıyor; diğer ülkeler ve ülkelerin birbirlerini anlayamaması. Bu sizi çok farklı felsefik düşüncelere sürükleyecek. 1884 yılında bir kişinin tüm bunları nasıl düşünüp yazdığına hayret edeceksiniz. Bu kitap belkide size geometri ve matematiği sevdirecek, yaşadığımız hayatın boyutlarını daha iyi anlamanızı sağlayacak. Bu kitabı keşfedin derim.
SPOİLER !

Düzülke kitabının kahramanları : nokta,çizgiler,şekiller ve cisimlerdir.

NOKTAÜLKESİNDE nokta yaşar,hareket yeteneği yoktur,yaşadığı kısıtlı bölgeyi tüm uzay zanneder,onun yaşadığı uzay dışında başka yer yoktur ona göre ,dış etkenleri,dış sesleri kısaca dışarıdan gelen her şeyi kendinden geliyor zannedecek kadar megolamandır,ama bu saflığı ve bilgisizliği ona mutluluk getirir.

ÇİZGİÜLKEDE ise tek bir çizgi üzerinde tek bir eksende tek yönde hareket eden çizgiler vardır.Yaşadıkları bölge tek boyutludur.İki boyutlu karenin onların dünyasını ziyarete gelmesi üzerine,onun açıklamalarını anlayamazlar,ikinci boyutun varlığına inanmak istemezler çünkü ikinci boyutu idrak edemezler.Karenin aydınlatıcı konuşmaları havada kalır.

Yazar bu noktada adeta şu soruyu sorar :Hayvandan daha gelişmiş bir düzeyde olan insan,herhangi bir hayvana ondan daha gelişmiş olduğunu o hayvana anlatabilir mi ? O hayvan daha gelişmiş bir varlığı idrak edebiilecek düzeye sahip midir ki insanın zekasının üstünlüğünü anlasın ? Bu soruya paralel anlamda bilim dünyasında sıklıkla sorulan bir soruyu da dile getireyim:Bazı bilim adamları der ki insan beyni çok karmaşık,keşke basit olsaydı da onu anlayabilseydik,buna karşı meslektaşı diğer bilimadamları da şu cevabı verir:İnsan beyni basit olsaydı bizlerde beyni araştırmayı düşünecek kadar basit zekaya sahip canlılar olurduk,bu yüzden beynin sırlarını araştırmayı aklımıza getirmezdik derler.

DÜZÜLKE ise iki boyutlu şekillerin yaşadığı bir düzlemden ibaret olan bir dünyadır,bu ülkenin kahramanları üçgenler,dörtgenler,çokgenler,daire... gibi bildiğimiz geometrik şekillerdir.Düzlemde yaşarlar,iki boyutlu harekete sahiptir,ya X ekseni üzerinde ileri-geri ya da Y ekseni üzerinde aşağı- yukarı hareket edebilirler.İşte romanımızın asıl kahramanı bu ülkede yaşayan bir KARE'dir,Kare öncelikle kendi yaşadığı toplumu ve toplumun sosyal düzenini anlatır bize.

DÜZÜLKE'de sınıflar vardır,üçgenler alt tabakayı temsil ederken kenar sayısı arttıkça yani üçgenden sonra kenar sayısı bir artınca kare ve bir kenar daha eklenince beşgen sonra altıgene...giderken çokgenler üst sınıf olarak kabul edilir,en yüce sınıfı ise dairedir.Çünkü kenar sayısı arttıkça çokgenlerin kenar uzunlukları küçülür ve daireye benzemeye başlar (İç teğet çember ).

Yazar bu kısımlarda sınıfsal çatışmaya gönderme yapmış,yaşadığı toplumun sınıfsal mücadelesine gönderme yapmıştır( Bu kitabın 1800'lü yılların sonunda yazılmış olması,yazarın sanayileşmeyi görmüş olması,sanayileşmenin alt tabakalarını ezdiğini fark etmiş olması,ve onun sanayileşmenin başladığı ülkede doğması yani bir İngiliz olması...)

UZAYÜLKE 'de ise üç boyutlu cisimler vardır(küre,silindir,küp,prizma...),bunların eni ve boyu olduğu gibi düzülke vatandaşlarından farkı olan hacimleri de vardır.Üç boyutta hareket ederler,X ekseni üzerinde ileri-geri hareketi yapabildikleri gibi Y ekseni üzerinde aşağı-yukarı haraket de edebilirler.Düzülke vatandaşlarına göre oldukça büyük bir artısı olan Z ekseni üzerinde de hacimlemesine bir hareket de yapabilirler.İşte Uzayülkeden bir Küre Düzülkeyi ziyaret eder,ve kare'ye üçüncü boyutu anlatır.Başlangıçta kare onu anlamaz, kendi bildikleri üzerine direnir ama sonunda üçüncü boyutun ikinci boyutta yaşayanlara göre bariz üstünlüğü(bizde iki boyutlu bir düzlemde yaşasa idik kağıt üzerine çizdiğimiz iki boyutlu kare,üçgen gibi şekillerin olduğu yerde,bizlerde kısıtlı bir düzlemin içine hapsedilmiş basit varlıklar olurduk ! ) fark edince o dünyadan büyülenir,zihni açılır.

Ama KARE'nin zihni sorgulamaya başlayınca DÖRDÜNCÜ BOYUTU sorar,KÜREYE.Küre ise bu sorulardan sıkılır ve kareye düşman olur onu yaşadığı düzleme geri gönderir,Kare ise kendi insanlarına ÜÇÜNCÜ BOYUTU anlatmaya çalışınca onu kimse anlamaz vetoplumu yönetenler onu toplum düzenini bozmaya çalışan bir mahluk gözüyle gördükleri içino, toplum tarafından dışlanır,ona ceza verilir.

KÜRE'de sorgulama konusunda korkaktır,yaşadığı boyutu tıpkı NOKTANIN düşündüğü gibi tüm uzay zannetmektedir.

KARE ise cesurdur,eğer üçüncü boyut varsa dördüncü boyut hatta daha da ötesi olabileceğini düşünür.

Aslında kitabın en önemli vurgusu sınırlamalar,yani zihin ancak yaşadığı boyutu,yaşadığı çevreyi tek yaşam kabul edip ötesini sorgulamayacak şekilde körelir yaşadığı toplum düzeni onu bu körelmeye iter.Yazar hepimizin KARE gibi olmasını ister,nereden geldik,nereye gidiyoruz ? Yaşamın kaynağı ne ? Varlığımızın sebebi ne ? Ölüm ne ? Rüya ne ? (Sık sık düşünürüm belki bizde çok çok uzun bir rüya içinde yaşıyor olabilir miyiz diye ! ) gibi hem metafiziksel hem de felsefi sorgulama yapmamızı istiyor.Yaklaşık 150 yıl önce yazılan bu kitabın yazarına hayran olmamak mümkün değil ! Bu yıllarda bu zeka ve bu kurgu !


Yazar DÖRDÜNCÜ BOYUTU düşülke olarak adlandırmış,fazla açıklama yapmamış bu boyuta dair,yorumu okuyucuya bırakmış.

Yazara ek yapayım ve sizinle birlikte beyin cimnastiği yapalım,dördüncü boyutu bilim adamları ZAMAN olarak kabul eder.ZAMANIN olması çok muhtemel,çünkü zaman bizi sınırlar,,zamanla yaşlanırız ve ölürüz.Ölmemizin sebebi de zamandır çünkü tüm hücrelerimiz zamanla yaşlanır,her an yenilenen hücrelerimiz yaşımız arttıkça hücrelerimizin yenilenme hızı düşer ve sonunda hücreler yenilenmeyi durdurur ve ölürüz.Eğer ZAMAN sınırını aşabilseydik yaşlanma olmazdı,peki bunun sonucu ne olurdu ? Bunu bir düşünün !

Bizim için geçmiş-şimdi ve gelecek ömrümüzü tükettiğimiz anları temsil eder.Olaylar olmuştur,bitmiştir,geri dönemez,tıpkı bir cam bardağı kırdığımız zaman onu tekrar geri cam bardağı haline getirebilir miyiz ? (Termodinamiğin 2.kanunu,entropi faktörü,tersinmezlikler )

Ama DÖRDÜNCÜ boyuttan bize bakan bir gözlemciye göre biz üç boyutlu bir film içinde oynayan sinemayız.Ona göre film bizim doğumumuz ile başlar,ölümümüz ile biter.Ona göre bizim yaşadığımız geçmiş-şimdi ve gelecek yoktur.Sadece an vardır ona göre,o çünkü bizim zaman sınırlamamızı aşmıştır.Ona göre bizim yaşadığımız hayatta olmuş ve olacaklar yoktur,o bizim zamanımızı düz bir çizgide hareket gibi algılar,isterse filmi başa alır bizim doğumumuzu görür isterse son kısmı açar ölümüzü seyreder,onun kumandasına göre bu bir saniyelik geçiştir bu ,bizim için ise bir ömür...

Peki DÖRDÜNCÜ boyuttaki gözlemci kim ya da kimler ? DÖRDÜNCÜ BOYUTUN ölümü ne peki ? Belki de dördüncü boyutunda da aşamayacağı bir kıstlama var.

Peki BEŞİNCİ BOYUT ne o zaman ? BEŞİNCİ BOYUT varsa DÖRDÜNCÜ BOYUTUN aşamayacağı sınrlamayı aşacaktır,ama onun da aşamayacağı bir sınırlama var ise ?

Bu boyutlar nereye kadar devam edecek? Sonunda ne var ?(Bu soruları bana tekrar sordurduğu için kitabın yazarına teşekkür ederim )
Ince olduguna bakmayin, cok fazla sey ogreneceksiniz. Kitabin sonunda da kendinizi kendinize gulerken bulacaksiniz.. Sinirlarinizi cok zorlayacak bir kitap; konsantre gerektiren, bu nedenle ozel zaman ayirarak okunmasi gereken bir kitap. Asla pisman olmayacaksiniz.
Farklı boyutları anlatan çok eğlenceli bir kitap. Sınıf ve düzen kavramlarını da sorgulatıyor. Hiç duymamış olanlar bir baksınlar. Geometrik anlamda ve uzamsal olarak hoşa gideceğini tahmin ediyorum. İyi okumalar.
Yazarın kendi görüşlerini de içine alarak dönemin toplum yapısını; matematiksel düzlemde aktardığı bir klasik. Dönemin özelliklerini aktarırken geometrik şekillere yüklediği meslek grupları yerinde ve düşündürücü. Geçmiş toplum yapısını aktarırken; günümüzü de ışık tutması, onu iyi bir klasik haline getirmiş. Bunların dışında bilginin sonsuzluğunu vurgularken; sizin de kendinizi boyutlar arası geçişi düşlerken bulmanızı sağlıyor. Alışılmışın dışında bir eser arayanlara tavsiye olunur.
Sınıf eleştirisiyle başlayıp boyut kavramlarını aciklayan bir kitap
Kitap 2 bölümden oluşuyor kahramanimiz bir kare 1.bolum duz ulkede yaşayan 2 boyutlu ucgenler kareler besgenler altigenler... Dairelerin toplumda temsil ettikleri statuleri anlatıyor kose sayınız ne kadar çoksa okadar ust siniftansiniz ornegin ucgenler asker ve zannatkar kareler avukat katip vs en üst düzey daireler ise din adamları herşey bunlardan soruluyor ve ülkeyi daireler yönetiyor. Düzülke de kadinlara ayri bir parantez acmak lazim çünkü kitabin hemen her yerinde sadece çizgi seklindeki kadınların soz haklarinin olmadigi tehlikeli olduklari ve en alt tabakada yer aldiklarina evden cikarilmamalati gerektigine vurgu yapiliyor ince elestiriler getiriliyor yani kitaba bir kadin haklari savunucusu gözüyle bakmak yanlış olmaz. Duzulkede sonu idam yada hapis olan bircok yasaklar var farkli fikir beyan etmek, renkler, farkli boyutlardan bahsetmek bunlardan bazıları. ilgimi ceken noktalardan biri sekli bozuk dogan yani bizim dunyamizdaki engelli cocuklarin hemen öldürülmesi mesela cunku bu çocuklar var olan duzen icin bir tehdit olurturacagi düşünülüyor.
2.bolumde ise kahramanımız karenin tek boyutlu çizgi ulke ve 3.boyutlu uzay ulke maceralarini dinliyoruz fakat uzay ulke ile bildiklerini kimseye inandiramiyor kimsenin hafsalasi almiyor.
Özetle kitap bir sistem ve sinif elestirisi okurken kendi toplumuzdan bircok ornegi bulabilecegimiz keyifle okuyabileceginiz bir kitap tavdiye ediyorum
İki boyutlu karenin tek boyutla ve üç boyutla tanışma hikayesi. Tek boyutun iki boyutu, iki boyutun üç boyutu algılamayışı gerçekçi bir şekilde sunuluyor. Oysa ne kadar zordur farklı boyutların farkına varmak. Özellikle noktanın kendi varlığı dışında hiçbir şeyin farkında olmadığı ve kendini tek gerçeklik sandığı kısım çok düşündürücü. Aynı zamanda kadınları ciddi şekilde bir aşağılama var.
"Ölmedim" diye yanıtladım; "Sadece Çizgiülke'nin, yani sizin Uzay dediğiniz Düz Çizginin dışına, nesneleri olduğu gibi görebildiğim gerçek uzaya çıktım."
Edwin A. Abbott
Sayfa 103 - ALFA yayınları
Sonuç düş kırıklığı ve cezaya çarptırılma olunca, bilgiye susamışlığın ne önemi kalır?
Dar açılı ayaktakımının tamamı, istisnasız, tam bir umutsuzluk içerisinde ve tutkusuz bırakılacak olsaydı, sayısız ayaklanmalarından bazılarında sayısal üstünlüklerini ve güçlerini akıllı Dairelerin bile başa çıkamayacağı düzeylere ulastırabilecek önderler cikarabilirlerdi. Ama Doğanın akıllıca işleyen düzeni, emekçi sınıfların zekasının , bilgisinin ve her türlü erdeminin artması ölçüsünde, (onu fiziksel olarak korkunc yapan) dar açısının büyüyerek Eskenar Ücgenin oldukça zararsız açısına yaklaşmasını buyurur.
...insanları ikna edeceğimi bilsem Dava uğruna hayatımı feda etmeye hazır olduğumu hissediyordum.
Her şeyin aynı göründüğü bi yerde bir şey digerinden nasıl ayırtedilebilir?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Düzülke
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055819309
Orijinal adı:
Flatland: A Romance of Many Dimensions
Çeviri:
Hasan Fehmi Nemli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Helikopter Yayınları
Baskılar:
Düzülke
Düzülke
Evet, işte hafızamın bana oynadığı oyunlardan biri. Bu kitabı, yıllar önce, Dost Kitabevi’nde yayınladığımız Jorge Luis Borges’in Babil Kitaplığı dizisi içinde bastığımıza emindim. Sonra baktım, yok. Basmamışız. Neden böyle bir yanılgı içine düştüğümü sonradan anladım. O dizide Hinton’un Bilimsel Öyküler’ini basmıştık. Çevirmeni de Hasan Fehmi Nemli idi. Elinizde tuttuğunuz Edwin A. Abbott’un Düzülke’sini çeviren kişi. Hinton’da aslında Abbott’u gayet iyi bilen bir yazar, ortak bir dostları var Oxford’da. Borges de zaten bu ilişkiye gönderme yapıyordu önsözünde. Nisyan ile malûl değilmiş hafızam, basbayağı yanlış hatırlıyormuşum. Çarpıtarak, bozarak.
Aslında Abbott da aynı türden bir şeyi gerçekleştiriyor Düzülke’de: Evrenin ve dünyanın boyutları ile oynuyor. Üç boyuttan iki boyuta geçtiğimizde ne olur?
Toplumsal hiyerarşi nasıl belirir? Erkeklerin çokgen, kadınların çizgi parçacıkları olduğu, karelerin üçgenlerin ortalıkta dolaştığı bir ülke, nasıl bir dünyanın yergisidir? Çeviriyi elime aldığımda hatırladım ama; ben bu kitabı ilk kez İtalyancasından okumuştum:
Adelphi’den çıkmıştı ve başlığı Flatlandia idi: Şaşkınlıklar içinde kaldığımı da hatırlıyorum.
Kuşkum yok: 1884’de yayınlanmış bu kitabı okuyunca, sizler de şaşıracaksınız.

Kitabı okuyanlar 37 okur

  • Sümeyye
  • Sevde
  • Sena
  • Sena
  • Mert Mamak
  • MKK
  • İlhan efendioğlu
  • Kübraaa
  • Yeliz Darın
  • Tülay

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%31.6
25-34 Yaş
%31.6
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%10.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.4
Erkek
%58.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (2)
9
%25 (4)
8
%25 (4)
7
%18.8 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0