Adı:
Eksik Parça
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056285073
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Part Manquante
Çeviri:
Işıl Yüce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl
Bir ağaç pencereye dayar yaprak dolu omzunu. Bu arınmış ve güçlü bir ağaçtır. Gökyüzünün içinde güçle yükselir. Günü karartır, düşünceyi kör eder... Bir ağaç, görmek için yeterlidir. Uzun bir hastalıktan sonra yürümeyi öğrendiğin gibi öğrenirsin görmeyi: Adım, bir adım daha. Adım adım, düş düş... Çoğu kez, uykuya dalmadan önce, yıldız basmış bir gecede bir kestane ağacını düşünürsünüz. Onun gölgesinde yazarsınız. Sayfanın üstüne düşen gölgesinde öğrenirsiniz aslolanı: Güzellik, güç, ölüm... Çocukluk kökünden sökülemez. Her şeyi terk edebilirsiniz. Her şeyden uzaklaşabilirsiniz, bu ağaç dışında. Yaşamımızı aydınlatan şey, söylenebilen ya da tutulabilenden başkası değildir. Bu söylenen, susar. Bu tutulan, kaybolur. Bir avuç berrak su kadar bir hakimiyetimiz yok yaşamımız üzerinde. Elimizden kaçıp kurtulan ve bizim aşkımızla beslenenden başka bir şeye sahip değiliz: Düşte bir ağaç, sessizlikte bir yüz, gökyüzünde bir ışık. Gerisi hiç. Gerisi, öfkeli günlerde, çeki düzen verilen saatlerde atılan her şey.

Fırlatıp atanlar var. Saklayanlar var. Evlerini düzenli olarak talan edenler var ya da onu, bir aşkın en gizli köşesi olan bir anıya çevirenler... Ve saklayanlar vardır. Bir çekmecede biriktirirler, bir sözde, bir aşkta biriktirirler. Hiçbir şey kaybetmezler. Ne yazık ki, saklarlar. Atanlar da saklayanlar da biricik nesne önünde, tüm şeylerin yerini tutacak şey önünde eşittir. Atıp kurtulanlar da, boşuna dolduranlar da. Hiçbir durumda atılmayan bir şey vardır. Bu ille de bir nesne değildir. Bu belki bir ışık, bir bekleyiş, tek bir isimdir. Belki duvarın üzerinde bir lekedir, penceredeki bir ağaç ya da günün özel bir saatidir. Nedensizce, ihtiyaç duyulmadan aşık olunan bir şeydir. Geçip giden ya da duran bir şeye duyulan sessiz sadakattir. Suskun ve durgun bir aşktır: Ruhun derinlerine bir çukurun dibine çöker gibi çöker. Oraya ışıktan bir hiç, mavi gökten bir toz zerresi bırakır. Bu bir kitapla, garip bir bardak ya da müzikle de yaşanabilir. Dünyanın ya da ruhun herhangi bir parçasıyla da yaşanabilir. Ve bu size eşlik eder. Zaman geçer, kalp yorulur. Bu şey vardır -bu yapraklar, bu berraklık, bu isim. Zaman zaman bu şeyi gerektiği gibi düşünürsünüz, onun talep ettiği gibi: ayrı ve sessiz. Ve bu şeyin eskimediğini görürsünüz, değişmediğini. Onu seçtiğiniz ilk günkü gibi parlar. Ve seçtiğiniz bu nesne, sadece orada durarak sizi aydınlatır ve korur. Önem verdiğiniz, üzerine titrediğiniz nedir. Kendi kendinize söylersiniz: önem verdiğim nedir. Bir hayat neye bağlanır, neye önem verir, benimki, tüm bir hayat, herhangi biri. Hiçlere. Üç kez hiç olan şeylere bağlanır. Peki bu şey neye yarar. Önce hiçbir şeye. Hayattaki tüm şeylerin ölümcül yararlarından korunmuştur. İşe yaramazlığıyla parlar. Eksikleri fazladır. Hiçbir şeye yaramayan, bir çok şeye yarar. Dünyanın ya da ruhun ya da hiçbir zaman erişilmemiş güzelliğin yerini alır. Her şeyin yerini alır. Bu şeyin dışında her şeyi terk edebilirsiniz. Hayatta hiçbir zaman sönmeyecek bu bahar göğünün, bu ismin dışında her şeyi. Bu hiçbir şeyin bilmecesidir. Bu bir çocukluk gizemidir….
88 syf.
·1 günde
Okuma eyleminin okur üzerinde bıraktığı kimi eksiklikleri hissediyorum, her bir sayfasını okurken. Bu eksiklikleri nasıl tamamlayabilirim diye düşündükçe daha da eksiliyor, kendi içimden kaçıp manaya sığınıyorum. Sığındığım noktada tamamlanıyorum eksiklikleri heybemden bırakıp.

Her bir denemesinde ayrı bir duraksayıp zihnimde yolculuğa çıkıyorum. Çıktığım yolculuktan dönüp şiirsel anlatımın içinde kayboluyorum. Sanki bir düzyazı değil de şiir okuyormuşum gibi bir tat hissediyorum dimağımda.

Hani şiirin o son cümlesinde hissedilen yetim kalmışlık duygusu var ya denemenin son noktasında o duyguya tutuluyorum.

Tatlı bir izlenim bıraktı üzerimde. Bir kadının tasvirinden tut ki bir doğanın sıcacık atmosferinde terden sırılsıklam olmuş gibi. Sonra kitaplara ve okumaya dair bir deneme okurken kendimi sorguluyorum. Ben kitap okuyorum ama nasıl okuyorum, ne gibi hislere bürünüyorum.

Cümlelerinin birçoğunun altlarını çizerek okuduğum Eksik Parça'nın içinden çıkıp reel dünyaya döndüğümde silkelenip kendime geliyorum.

Dokuz adet kısa denemelerden oluşan Eksik Parça sıkmadan, boğmadan, tamamiyle şiirsel bir dille anlatıyor, anlatmak istediklerini.

Böylesi huzur veren kitapları okudukça daha da okuyasım geliyor.
88 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Bobin, şiir gibi yazıyor. Bunu daha önce söylemiş miydim, bilmem, ama gerçekten öyle. Okurken bir an dalıyorum, sonra çıktığım yeri tanıyamıyorum. Kafam karman çorman oluyor. Yine de yoğun bir duygu kalıyor içimde. Çocukluk, anneler, kadınlar, Tanrı, müzik, kitaplar, aşk, arkadaşlık, kıskançlık... Hepsi nasıl da birbirine bağlı aslında.
88 syf.
·Beğendi·6/10
Fransız yazar ve şair Christian Bobin kendine has tarzıyla toplumu incelemiş. Açıkçası arka kapak yazısı çok hoş fakat içerik için aynı şeyi diyemem. En güzel kısımları arka kapakta verilmiş zaten. Toplumdaki kadınların, kişilerin ve çocukların yerini üçüncü bir gözden anlatıyor. Hayatın içindeki boşluğu ve hiçliği, tek düzeliği neredeyse şiirsel bir dille anlatmış. Mükemmel diyemem ama kötü demek de olmaz. Ortalarda bir yerde olan bir kitap.
Kitaplar tozdan yapılmıştır. Kitaplar yelden yapılmıştır. En değerli düşlerimizden yapılmıştır kitaplar: toz ve yel.
Çocuklukta gelecek zaman bulunmaz. Ne çocuklukta ne uykuda ne de aşkta bulunur. Hayatta ne gelecek ne de geçmiş vardır. Sadece bugün vardır, sadece şimdiki zamanın sonsuz bir kanaması.
Böyle başlar, daima böyle başlar, kitaplarla başlar. İlk kitaplar, okumakla geçen ilk mucizevi geceler, kızarmış gözlerle, kalbin çarpa çarpa.
Çocukluk kuralsızdır, yasasızdır. Orada her şeyi kendiliğinden icat edersin, her seferinde. Dünyadan mahrum, buğdaydan mahrum, yumuşak tenden ve her şeyden mahrum kendine ait ilk bilgide Tanrı gibisindir. Olanın içinde eksik olmanı görürsün. Gülüşün içinde eksik olanla buluşursun.
Kitaplar tozdan yapılmıştır. Kitaplar yelden yapılmıştır. En değerli düşlerimizden yapılmıştır kitaplar: toz ve yel. Orada yol alırsın, onları kat edersin. Onları unutursun. Bazen başka türlü olur. Bazen kitabın yanı başında, ateşin yanı başında kalırsın. Bazen her şeyi tek seferde, tek cümlede bulduğunu bilirsin. Sizi pek de ilgilendirmeyen bir cümledir bu. İhmal edilebilir ve sizi bir anda ta ömrünüzün sonuna taşır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eksik Parça
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056285073
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Part Manquante
Çeviri:
Işıl Yüce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl
Bir ağaç pencereye dayar yaprak dolu omzunu. Bu arınmış ve güçlü bir ağaçtır. Gökyüzünün içinde güçle yükselir. Günü karartır, düşünceyi kör eder... Bir ağaç, görmek için yeterlidir. Uzun bir hastalıktan sonra yürümeyi öğrendiğin gibi öğrenirsin görmeyi: Adım, bir adım daha. Adım adım, düş düş... Çoğu kez, uykuya dalmadan önce, yıldız basmış bir gecede bir kestane ağacını düşünürsünüz. Onun gölgesinde yazarsınız. Sayfanın üstüne düşen gölgesinde öğrenirsiniz aslolanı: Güzellik, güç, ölüm... Çocukluk kökünden sökülemez. Her şeyi terk edebilirsiniz. Her şeyden uzaklaşabilirsiniz, bu ağaç dışında. Yaşamımızı aydınlatan şey, söylenebilen ya da tutulabilenden başkası değildir. Bu söylenen, susar. Bu tutulan, kaybolur. Bir avuç berrak su kadar bir hakimiyetimiz yok yaşamımız üzerinde. Elimizden kaçıp kurtulan ve bizim aşkımızla beslenenden başka bir şeye sahip değiliz: Düşte bir ağaç, sessizlikte bir yüz, gökyüzünde bir ışık. Gerisi hiç. Gerisi, öfkeli günlerde, çeki düzen verilen saatlerde atılan her şey.

Fırlatıp atanlar var. Saklayanlar var. Evlerini düzenli olarak talan edenler var ya da onu, bir aşkın en gizli köşesi olan bir anıya çevirenler... Ve saklayanlar vardır. Bir çekmecede biriktirirler, bir sözde, bir aşkta biriktirirler. Hiçbir şey kaybetmezler. Ne yazık ki, saklarlar. Atanlar da saklayanlar da biricik nesne önünde, tüm şeylerin yerini tutacak şey önünde eşittir. Atıp kurtulanlar da, boşuna dolduranlar da. Hiçbir durumda atılmayan bir şey vardır. Bu ille de bir nesne değildir. Bu belki bir ışık, bir bekleyiş, tek bir isimdir. Belki duvarın üzerinde bir lekedir, penceredeki bir ağaç ya da günün özel bir saatidir. Nedensizce, ihtiyaç duyulmadan aşık olunan bir şeydir. Geçip giden ya da duran bir şeye duyulan sessiz sadakattir. Suskun ve durgun bir aşktır: Ruhun derinlerine bir çukurun dibine çöker gibi çöker. Oraya ışıktan bir hiç, mavi gökten bir toz zerresi bırakır. Bu bir kitapla, garip bir bardak ya da müzikle de yaşanabilir. Dünyanın ya da ruhun herhangi bir parçasıyla da yaşanabilir. Ve bu size eşlik eder. Zaman geçer, kalp yorulur. Bu şey vardır -bu yapraklar, bu berraklık, bu isim. Zaman zaman bu şeyi gerektiği gibi düşünürsünüz, onun talep ettiği gibi: ayrı ve sessiz. Ve bu şeyin eskimediğini görürsünüz, değişmediğini. Onu seçtiğiniz ilk günkü gibi parlar. Ve seçtiğiniz bu nesne, sadece orada durarak sizi aydınlatır ve korur. Önem verdiğiniz, üzerine titrediğiniz nedir. Kendi kendinize söylersiniz: önem verdiğim nedir. Bir hayat neye bağlanır, neye önem verir, benimki, tüm bir hayat, herhangi biri. Hiçlere. Üç kez hiç olan şeylere bağlanır. Peki bu şey neye yarar. Önce hiçbir şeye. Hayattaki tüm şeylerin ölümcül yararlarından korunmuştur. İşe yaramazlığıyla parlar. Eksikleri fazladır. Hiçbir şeye yaramayan, bir çok şeye yarar. Dünyanın ya da ruhun ya da hiçbir zaman erişilmemiş güzelliğin yerini alır. Her şeyin yerini alır. Bu şeyin dışında her şeyi terk edebilirsiniz. Hayatta hiçbir zaman sönmeyecek bu bahar göğünün, bu ismin dışında her şeyi. Bu hiçbir şeyin bilmecesidir. Bu bir çocukluk gizemidir….

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • eloğlu
  • Zeggy Pop
  • SÜMEYYE YILDIZ
  • sefa koçuk
  • heybemdekisayfalar
  • OkurYazarKıvırcık
  • Nisle
  • tabula rasa
  • B.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%33.3 (1)
6
%33.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0