El- Cezeri (Dünyanın İlk Mühendisi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.564
Gösterim
Adı:
El- Cezeri
Yazar:
Alt başlık:
Dünyanın İlk Mühendisi
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055218362
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Paraf Yayınları
Baskılar:
El- Cezeri
El-Cezeri
Cizreli büyük mucit... Bilgisayarların temellerini atan alim, fen ve teknik adamı... Robot, saatler, su makineleri, şifreli kilitler, şifreli kasalar, termos, otomatik çocuk oyuncakları gibi 60 makine mucidi ve dünyanın ilk sibernetik bilginidir. Tam ismi, Cizreli Ebul-iz ya da Avrupa'nın bildiği ismiyle El Cezeri / Al Jazari olan bu mucit, iş mühendisi, zanaatkar ve sanatçıdır. Matematikçi ve astronom Türk bilgini, bundan 800 küsür yıl önce (1136-1206) yılları arasında yaşamıştır. 1183 yılında başlayıp 25 yıl süren icatlar katoloğunu o zamanlar resmî dil olan Arapça ile yazmıştır. Cizreli, bütün icatlarını Leonardo'dan çok daha önce yapmış ve kitaplaştırmıştır. En ünlü eseri "Maharetli Mekanik Cihazların Bilgisini İçeren Kitap"tır. Bu kitabın üç nüshası kütüphanelerimizin depolarında 800 yıl saklanmıştır. Ancak, geç de olsa Avrupalılar tarafından yine de bizden önce keşfedilir. Otomatik makineler tarihinde çağın doruğuna erişmiş büyük Mühendis İbni Razzaz Cesari adıyla saygıyla anılır. Sibernetik alanın en büyük dâhisi kabul edilen; fizikçi, robot ve matriks ustası bilim insanı El Cezeri yine Cizre'de ölmüştür.
(Tanıtım Bülteninden)
136 syf.
·7/10 puan
Kitap bayagı şaşırtıciydı ve bilgi doluydu .Lakin anlamak zor bazı kavramları Cünkü Bilime olan bilgi yetersizliğimden kaynaklı :/ Malum bilime biraz uzağız .Kitabı bir biyografi gibi ve herşey bulabilirsiniz.Megatonik ve Mühendislerin okuması gereken bir kitap ve ilham alması gereken bir mucit Herkesin duyduğu lakin çoğu kimsenin araştırmaktan üşendiği dahi ilk türk mucit bilimadamı ...
Eğer Avrupada yaşasaydı şu an leonardo da vinci kadar bilinir Nikola tesla gibi sevilirdi:).
Kendisini tanıtmak istiyorum kitaptan aldığım bir alıntı ile:
Cizreli büyük mucit, bilgisayarların temellerini atan
âlim, fen ve teknik adamı, robot, saatler, su makineleri, şif-
reli kilitler, şifreli kasalar, termos, otomatik çocuk oyun-
cakları gibi 60 makine mucidi ve dünyanın ilk sibernetik
bilginidir. Diyarbakır (Amid) doğumludur. Tam ismi, Cizreli Ebu’l-İz (Ebû’l İz İbni İsmail İbni
Rezzaz El-Cezeri) ya da Avrupa’nın bildiği ismiyle El-
Cezeri / Al-Jazari (Ibn Ismail ibn al-Rezzaz al-Jazari) olan
bu mucit iş mühendisi, zanaatkar ve sanatçı, matematikçi
ve astronom Türk bilgini, bundan 800 küsur yıl önce, 1136-
1206 yılları arasında yaşadı.Artuklu zamanında yaşamıştır.
Leonardo da Vinci ninde ilham aldığı bir mucittir:)
136 syf.
·1 günde·Beğendi·5/10 puan
Cizreli büyük mucit... Bilgisayarların temelini atan âlim, fen ve teknik adamı, robot,saatler, su makineleri, şifreli kilitler, şifreli kasalar, termos, otomatik çocuk oyuncakları gibi 60 farklı makinenin mucidi ve dünyanın ilk sibernetik bilginidir. Türk bilgini günümüzden yaklaşık 800 küsür yıl önce yaşamıştır. 25 yıl süren icatlar kataloğu o zamanlar resmi dil olan Arapça kullanarak yazmıştır.
136 syf.
·Puan vermedi
Güzel Bi kitap ilgi çekici eskiye dair kelimelerin olması biraz anlamayı zorlaştırıyor ama el cezeri in o dönem şartlarında bunları nasıl yaptığını görünce bşka neler yapmış die merak uyandırmıyor değil..
136 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Cezeri’nin yaşadığı çağda elektrik gücü, manyetik güç, foton etkisi veya elektromanyetik güçler bulunmadığı için, o elindeki imkanları değerlendirmesini bilmiş, su gücü ve basınç tesirinden faydalanma yoluna gitmiştir. Gerçekten başka imkanlar bulunmadığı, su da kıt olduğu halde, bu derece muhteşem hidromekanik sistemle çalışan makineler yapabilmiş olması, onun sibernetik ilmi alanındaki yerini ve değerini göstermeye yetmektedir. Cezeri’nin tarif ettiği bazı makinelerin pratik faydaları oldukça büyüktür. Bunlardan bir kısmı, bir mil (eksen) boyunca yer alan dişlilerle çalışan bir nevi tulumbadır. Tulumba, bir sürü kepçeyi sırayla hareket ettirerek suyu çıkarmaktadır.

Bazı makinelerin ise yalnızca eğlendirici tarafı vardır. Mesela, içinde su varmış gibi görünmesine rağmen suyu boşaltılamayan su kapları ve içi boş gibi görünüp, su akıtan kaplar gibi. Günümüzde bu kaplarda kullanılan prensiplerden faydalanılarak bir kısım oyuncaklar yapılmaktadır. Hem eğlendirici, hem de faydalı olan bu cihazlara, çeşme ve su saati örnek gösterilebilir. Cezeri’nin saatlerinin çalışma sistemi ise, çoğunlukla aynı mil üstündeki bir gösterge ile üstünden, ucuna ağırlık asılı bir kayış geçen, kasnak biçimindedir. Ağırlığın düşüş hızı, yüzen bir cisimle kontrol edilmektedir. Yüzen cisim, kayışın öteki ucuna tutturulmaktadır. Bazı durumlarda da devrilebilen bir kova, otomatik olarak dolmakta ve devrilince bir mandalı iterek, dişlinin bir diş ilerlemesini sağlamaktır.
Değeri Yeni Anlaşılan Bilgin
136 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Dünyanın ilk sibernetik bilgini, Cizreli büyük mucid, Cezeri konusu bir de Ali Kuzu’nun kaleminden işlenince; gerek resimler, gerek anlatış tarzı hatta sayfa düzeni dahil hepsinden emin olarak başladım ve pişmanlık yaşamadım, şükürler olsun.
Yaptığı icatlar, karşılaştırmalar, numaralandırma, dönemin diğer olayları derken dolu bir kitaptı. Bilgilerin tek bir kitapta birleştirilmiş halini seven bir okur olarak ben beğendim, hepimize keyifli okumalar dilerim..
136 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Keyifle okuduğum,tek nefeste bitiridgim bir kitap oldu,yüzyılların içinden günümüz teknolojisinin ucunu Cezire'nin tutmuş olduğunu farkettim. Teknoloji tasarım öğretmeniyim dersime katkisi altı cizdigim cümleler kadar fazla oldu. En çok da çağ ilerlerken Cezirenden yola çıkılarak robot çağının gelişimini konu edinen edebiyat ve film örneklerine tarihleriyle yön verilmesi çok hoşuma gitti.
136 syf.
·5/10 puan
Kitabı beğenmedim açıkçası, yazar kitabı yazarken ya da El-Cezeri'nin hayatını yaptığı eserleri anlatırken hikayeleme/öyküleme tekniği kullanmamış düz bilgi veren bir kitap olmuş. Beklentimi karşılayan bir kitap olmadı açıkçası. Bu tarz bilgiler wikipedia gibi sitelerde de bulunabilir. Kitap El-Cezerinin yaptıklarını maddeler halinde moto mot anlatmış.

Ben kitap her kitaptan en temel beklentim okuduğumda bende iz bırakacak bir etki yaratmasıdır. Bu yoksa, o kitabı okumak için harcadığınız emek ve zaman israftan başka bir şey değil.
Konuklar şimdi ellerini yıkayıp, robot hizmetçinin uzattığı havlu ile kurulanabilirlerdi. Hem de bundan tam 800 yıl önce
Türk Milleti de tarihin her devrinde, yaşadığı her yerde ve her alanda yaptığı yeniliklerle, diğer milletlere öncü olmayı bilmiştir. Bilim ve teknik alanlarında da yüzlerce bilim adamı yetişmiştir.
Abdülhamid Han’ın yaptırmış olduğu ‘Alamet’ isimli
robot; dünyada ezan okuyan ilk saat olma özelliğine sahip-
tir. Sultan, bu muhteşem özelliklere sahip saati Japonya’ya
göndermiştir. Muhtemel ki Japonlar, bugünkü robot tekno-
lojilerini, sema yapan, ezan okuyan bu saatten almışlardır.
1887 yılında Japon imparatorunun yeğeni Prens Ko-
matsu bir savaş gemisiyle İstanbul’a gelir. Abdülhamid
Han’a birtakım hediyeler takdim eder ve sultan ile görüş-
melerde bulunur.
1889 yılında ise; Japon İmparatoru Meiji, İstanbul’a
özel elçiler gönderir. Bu elçilerle birlikte; Sultan Abdülha mid Han’a özel hediyeler ve bir de özel bir mektup gönde-
rir. Gönderilen bu hediyeler içersinde; Japonya’nın en bü-
yük nişanı olan Büyük Krizantem Nişanı da vardır.
Bu nişan, Sultan Abdülhamid Han’a takdim edilir. Özel
mektupta ise Japon İmparatoru, Abdülhamid Han’dan; “İs-
lam dini, ilim ve teknolojik gelişmeler, vakıflar, hayır ku-
rumlar vs. konuları ile ilgili olarak kendilerine Japonca
veya Fransızca olarak bilgiler” gönderilmesini rica eder.
Abdülhamid Han, konuyu Şeyhülislam Cemaleddin
Efendi’ye açar. Osmanlı’nın bilgi ve teknolojisi hakkında
bilgi isteyen, deniz aşırı bir ülkeye, eli boş elçiler gönderi-
lemezdi. İlk etapta; tezhipli bir Kur’an-ı Kerim ve daha bir-
çok hediye, elçilerle Japon imparatoruna gönderilir. Diğer
bilgiler için de süre istenir.
Bu süre zarfında Sultan Abdülhamid Han, Yeni Kapı
Mevlevihanesi saat sanatkarı, Musa Dede’yi huzuruna ça-
ğırır. Musa Dede, saat mekaniğini çok iyi bilen zattı. Sultan,
Musa Dede’den “çok iyi bir ekip kurarak, daha önce hiç
yapılmamış, eşi benzeri olmayan, teknolojik bir saat yap-
masını” ferman buyurur. Bunun üzerine Musa Dede, yedi
kişilik bir ekip kurarak çalışmalara başlar. “Daha önce hiç
yapılmamış, dengi olmayan nasıl bir saat yapmalı ?” diye
derin düşüncelere dalar.
Birkaç gün sonra, Sultan Abdülhamid Han, çalışmalar
hakkında bilgi almak için Musa Dede’yi tekrar huzuruna
çağırır. Musa Dede ve ekibinin çizdikleri projeleri inceler
ancak bunlardan tatmin olmaz. Çünkü Musa Dede’nin ge-
tirdiği çizimler, klasik saat örneklerinin değişik versiyonla-
rıdır. Huzurda bulunan Derviş Dede’ye fikri sorulur. Der-
viş, kağıttaki çizimleri inceler ve şöyle der:
“Bu saat semazen şeklinde olsun. Her saat başı, kollarını açıp sema etsin ve gong çalsın.” Sultan Abdülhamid Han, projeyi eline alır, dikkatlice
inceler, tefekküre dalar ve dâhiyane şu fikri söyler:
“Hayır gong çalmasın! Ezan okusun. Öyle bir tertip ya-
pın ki saat başı ezan okusun.” der.
Kağıda birkaç ayrıntı çizerek Musa Dede’ye verir.
Musa Dede, “Ferman Sultanımındır.” diyerek düşünceli bir
şekilde huzurdan ayrılır.
Guguklu, gonglu ve değişik melodili saatler mevcuttu.
Bunlar; körük ve mekanik düzenlerle halledilebilirdi ama
ezan sesi, insan sesiydi. Bu nasıl yapabilirdi? Sultana;
“Efendim bu nasıl olur?” demeden huzurdan çıkmıştı.
Musa Dede, bu düşüncelerde sahafları dolaşırken, Fa-
kir Dede’ye rastlar. Fakir Dede, Melami Mevlevi meşreb
bir zattı.
Musa Dede, konuyu gizlice Fakir Dede’ye açar. Fakir
Dede, Musa Dede’yi neşeye boğan şu bilgileri vermişti:
Frenk icadı gramofondan ilham alınabilir. Edison, 1877 yı-
lında fonograf cihazını bulmuştu. Ses kaydı yapan bu ci-
hazı önerir. Gramofonun 1887 yılının 20 Eylül’ünde Emil
Berliner tarafından patenti alınmıştı. Yani ezan okuyan saat
yapmak mümkündü.
Hemen çalışmalara başlandı. Kısa bir süre sonra, sema-
zen şeklinde, normal bir insan boyuna yakın, saatli bir robot
yapıldı. Robotun özellikleri şu şekilde idi: Kaideye otur-
tulmuş gövdesi; saat başı sema ediyor, bu esnada kollarını
açıyor, gümüş levhalardan yapılmış etekleri açılıyor ve aynı
anda ezan okuyordu. Etek kısmının üstündeki mazgallardan
ezan sesi geliyordu.
Öyle bir mekanizma kurulmuştu ki tüm bunları yapar-
ken yarım metre yürüyor, hem dönüyor ve ezan bitince de
tekrar yarım metre geri giderek yerine dönüyor; kollarını
ve eteklerini indiriyordu.
Hem hareket eden, hem de düşünen insan otomatını
yapmayı başaran ise Wolfgang Ritter von Kempelen adlı
Macar asıllı bir mekanikçidir. Kempelen’in 1769 yılın-
da gerçekleştirdiği insan otomatı, bir masaya oturmuş ve
karşısındakiyle satranç oynayan bir adamdır! Başı dönen,
gözleri oynayan, bir eliyle ucuna sigara takılı uzun çubu-
ğu tutan, öteki eliyle de taşların yerini değiştiren otomat,
rakibin şahını tehdit edecek bir hamle yaptığında ses de
çıkarmaktadır! Kempelen, Viyana’da, İmparatoriçe Maria
Theresia’nın desteğiyle yaptığı otomatına “Satranç Oyna-
yan Türk” adını vermiştir.
Dünyanın ilk hareket eden ve daha da önemlisi düşünen
adam otomatı Büyük Frederich ile satranç oynar ve Prusya
kralını herkesin gözü önünde bir güzel yener! Yendiği sade-
ce Büyük Frederich olsa iyi!..
Robot Türk, satranç oyununda hiç yenilmemiş olan Napoleon Bonapart’ı da mat etmeyi başarır. Oyuna başla-
madan önce, Satranç Oynayan Türk’ün kapakları ve çek-
meceleri açılarak, çarklardan oluşan mekanizması tüm iz-
leyicilere gösterilir.
İnsanlık tarihinin en çok konuşulan ve en uzun süreli
ilgi uyandıran otomatını görenler arasında ünlü yazar Go-
ethe de vardır. Kempelen’in otomatı 1820’de Amerika’ya
gönderilir. Makineye hayran olup, hakkında yazı yazanlar-
dan biri de Edgar Allen Poe’dur...
Satranç Oynayan Türk’ün şöhreti tüm dünyayı sarar...
Ne var ki bir gün Johann Allgaier adlı biri çıkar ortaya! All-
gaier, makinenin içinde kendisinin olduğunu, bir ayna sa-
yesinde oturduğu yerin görülmediğini açıklar. Kempeler’in
aslında bir sihirbaz olduğuna herkes inanır.
Bunun da nedeni, Allgaier’in iki bacağı da kesik bir
cüce oluşudur! Satranç Oynayan Türk’ü görmek isteyenler
yine de sergilendiği fuarlara akın ederler. Ta ki kimi kay-
naklara göre Philadelphia, kimilerine göre de Chicago’daki
bir yangında Satranç Oynayan Türk kül olana kadar...
Fırat ile Dicle arasındaki bölgeye araplar ‘ada’ anlamına gelen “El-Cezire” derler. İnsan şekilli otomatları tasarlayan El- Cezeri’nin tam adı da Bediüzzaman Ebu’l-İz İsmail İbn el-Rezzaz el-Cezeri’dir. Su saatleri, otomatlar, su kaldırma düzenekleri tasarlayan El-Cezeri’nin kitabında haraket eden pek çok insan figürü dikkat çekicidir: Birbirine şerbet ikram eden iki şeyh, abdest suyu döken çocuk, ellerindeki kaselere içki dolduran insanların olduğu “saki kayığı” ve fil üstünde yolculuk yapan adam El Cezeri’nin hareket eden insan otomatlardan yalnızca birkaçıdır.
Tarihte sibernetiğin kurucusu olma şerefi El Cezeri’nindir. Sibernetik; haberleşme, denge kurma ve ayarlama bilimidir. insanlarda ve makinelerde bilgi alışverişi, kontrolü ve denge durumunu inceler. bu bilim, zamanla gelişerek bugün kullandığımız bilgisayarın ortaya çıkmasına imkan tanımıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
El- Cezeri
Yazar:
Alt başlık:
Dünyanın İlk Mühendisi
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055218362
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Paraf Yayınları
Baskılar:
El- Cezeri
El-Cezeri
Cizreli büyük mucit... Bilgisayarların temellerini atan alim, fen ve teknik adamı... Robot, saatler, su makineleri, şifreli kilitler, şifreli kasalar, termos, otomatik çocuk oyuncakları gibi 60 makine mucidi ve dünyanın ilk sibernetik bilginidir. Tam ismi, Cizreli Ebul-iz ya da Avrupa'nın bildiği ismiyle El Cezeri / Al Jazari olan bu mucit, iş mühendisi, zanaatkar ve sanatçıdır. Matematikçi ve astronom Türk bilgini, bundan 800 küsür yıl önce (1136-1206) yılları arasında yaşamıştır. 1183 yılında başlayıp 25 yıl süren icatlar katoloğunu o zamanlar resmî dil olan Arapça ile yazmıştır. Cizreli, bütün icatlarını Leonardo'dan çok daha önce yapmış ve kitaplaştırmıştır. En ünlü eseri "Maharetli Mekanik Cihazların Bilgisini İçeren Kitap"tır. Bu kitabın üç nüshası kütüphanelerimizin depolarında 800 yıl saklanmıştır. Ancak, geç de olsa Avrupalılar tarafından yine de bizden önce keşfedilir. Otomatik makineler tarihinde çağın doruğuna erişmiş büyük Mühendis İbni Razzaz Cesari adıyla saygıyla anılır. Sibernetik alanın en büyük dâhisi kabul edilen; fizikçi, robot ve matriks ustası bilim insanı El Cezeri yine Cizre'de ölmüştür.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 38 okur

  • celal çelik
  • Gönül Arslan
  • Cnnt
  • Sadık Kocak
  • Artizm35
  • halit eroğlu
  • Nusret Şanal
  • Metin Kartal
  • Davut DURMAZ
  • Taşkınn

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35 (7)
9
%10 (2)
8
%20 (4)
7
%5 (1)
6
%0
5
%10 (2)
4
%0
3
%5 (1)
2
%0
1
%0