Bütün Yapıtları - 16

Emine

Suat Derviş
Tasarımcı:
Hamdi Akçay
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 20 dk.
Sayfa Sayısı:
400
Basım Tarihi:
Aralık 2019
İlk Yayın Tarihi:
1931
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786057762566
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2023 82. kitabı
Emine'nin ilk bölümü 1930 yılı Şubat'ında Resimli Ay'da yayımlanır. Emine, Birinci Dünya Savaşı'nda babasını, sonrasında da kalan ailesini kaybeder.Bir yurtta kalan Emine, ilk olarak eczacı Numan Bey ve eşi Şadiye Hanım'a verilir.Henüz 12 yaşında olan Emine'den, evin tüm işlerini yapması, ailenin 4 çocuğuna bakması beklenir.Buradaki hayat Emine için çekilmezdir.İkinci evini, yolunun kesiştiği Komiser aracılığı ile bulur.Ancak burada da işler yolunda gitmez. Bir kaza sonucu doktor Cemil Şevket Bey ile tanışan Emine bir süre huzura kavuşur.Emektar Felekter kalfayı çok sever.Bir süre sonra buradan da ayrılmak zorunda kalan Emine, büyük bir evde hizmetçi olarak işe girer. Emine, çevresindeki insanların teşviki ile evinin kadını olma isteğinin de etkisiyle yaşlı bir yağ tüccarı olan Bekir ile evlenir.Bekir, Emine'yi köle gibi çalıştırırken, aşağılamaktan da geri kalmaz.Hastalanıp, yatağa bağlı kaldığında bile devam eder zalimliğine. İtaatkâr Emine'nin uyanışı ile biter roman. Suat Derviş, 1930'lu yılların yoksulluğunu, savaş travmalarını, yetim çocukların yurt koşullarını, evlatlık adı altında nasıl suistimal edildiklerini, bir kız çocuğunun büyüme hikâyesi üzerinden anlatır, Emine'de. Kitapta bulunan Sonu Güzel öyküsünde, Kurtuluş Savaşı gazisi savaş pilotu Osman ve annesi Şadan'ın hayatı anlatılır. Osman geçirdiği kaza sonucu, sakat kalır.Sevgilisi Seza'dan kaçar. Şadan, oğlunu hayata bağlama çabası verirken, geçmişini, kaybettiği erkekleri düşünür. Yurdumun Işıkları, Deli İbrahim döneminde geçen, tarihi ve masalsı bir öyküdür. Kadın Aşksız Yaşamaz 1935'te Perşembe dergisinde tefrika edilmiş. Bu hikâyede, patronu ile arasında aşk dedikodusu yayılan çevirmen Cavide'nin hikâyesi anlatılır.Kadın mücadelesi ve cinsiyet ayrımcılığı üzerine odaklanır bu hikâyede Suat
EmineSuat Derviş · İthaki Yayınları · 201952 okunma
10/10
·398 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2022 00:00
EMİNE SUAT DERVİŞ 398 SAYFA Ona kimse gülmesini öğretmemiş, o ağlamasını da bilmiyor. Sevgili Azime ablam, sevgili Emine ablam ve sevgili Ebru ile güzel bir Suat Derviş okumasını daha bitirdik. Çok teşekkür ediyorum hepinize .Aysonu yeni kitapta buluşmak üzere Kitabımız Emine, Sonu Güzel, Yurdumun Işıkları ve Kadın Aşksız Yaşamaz başlıklı dört öyküden oluşuyor. İçlerinde benim favorim "Sonu Güzel" oldu. Osman, annesi Şadan ve Seza'nın hüzünlü hikayesi anlatılan. Osman Kurtuluş Savaşı gazisi bir genç. Savaştan ağır yaralanmış olarak geri dönen Osman, bacaklarını ve el parmaklarının bir kısmını kaybetmiştir. Yüzünde de ciddi yaralar vardır. Bu hali ile savaş öncesi nişanlandığı Seza'nın karşısına çıkmak istemez. Uzun süre ondan kaçarak, mektuplarına cevap vermeyerek yaşar annesi ile. Seza ise deli gibi sevmektedir Osman'ı ve asla vazgeçmez aşkından. Bu hüzünlü aşk hikayesini okurken beni en çok etkileyen annesi Şadan'ın geçmişi hatırladığı anlar oldu. Gençlik yıllarına dönüyor Şadan hikaye boyunca. Savaş sırasında kaybettiği ilk aşkı, babası ve eşini hatırlıyor tek tek. Erkek egemen bir toplumda kendi kaderine yön veremeyişini, erkeklerin istek ve kurallarına boyun eğişini, geç kalmış bir hayat muhasebesi yapışını üzülerek okudum. Peki sonra ne oluyor derseniz Osman ve Seza cephesinde o da kitapta. Emine öyküsü yine savaş dramları üzerine kurulu. Babası cepheden dönmeyen, tüm ailesini bir yangında kaybeden, önce yetimhane sonrasında zengin evlerinde besleme olan küçük bir kız Emine. Susturulan, ezilen, hor görülen küçük kızımızın büyürken yaşadıkları, sonrasında da özgürleşme ve tüm bu yok sayılmalara isyan ederek uyanışının hikayesi. Yurdumun Işıkları, masalsı bir anlatımla Deli İbrahim döneminde geçen tarihi bir öykü. Baskı rejimden kaçan bir baş karakterin
EmineSuat Derviş · İthaki Yayınları · 201952 okunma
Puan vermedi·398 syf.··
2022 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2022 12:02
Kitabın adı:Emine Yazarın adı:Suat Derviş Sayfa sayısı:398 Savaş zamanıdır babası cepheye gitmiş annesi ve kızkardeşiyle kalmıştır Emine. Evlerini yakmışlar annesi ve kardeşleri evle birlikte yanmıştır. Emine 12 yaşındadır o zaman kaçmış ormana sığınmıştır kurtulmuştur. Birileri Emine'yi bulup yetimhaneye vermişlerdir. İyidir orda yemek yatak vardır Birgün yetimhaneye şişman bir kadın gelir Emine'yi ister verirler Wminecik sevinir sıcak bir yuvam olacak diye. Amaaaa beklediği gibi olmaz rutubetli bir oda verirler ve o yaşına bakmadan gücü yeter mi yetmez mi demeden çalıştırırlar elleri soğuktan ve çok iş yapmaktan çatlar. Üstüne birde dayak yer. Dayanamaz kaçar zavallı Emine gece karanlığında gide gide yetimhaneye gelir kapıyı çalar aralar ama kimse açmaz gerisin geri döner polisler alır karakola götürür hırsızlıkla suçlanmıştır. Eeeee zavallı Emine ne yapacak hapis mi yatacak yoksa....
EmineSuat Derviş · İthaki Yayınları · 201952 okunma
4 Farklı Hikaye
Puan vermedi·400 syf.··
2023 63. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2023 13:54
Kitap 4 hikayeden oluşuyor sırayla 1. Emine 2 Sonu güzel 3. Yurdumun ışıkları 4. Kadın aşksız yaşamaz Suat Dervişin kitabını ilk kez okudum normalde uzun soluklu hikayeleri severim ama bu kısa öyküleri de sevmedim değil... Her bir hikayede acıyla başlayan hikayeler bir şekilde mutlu sona ulaşıyor gibi olsada farklı dönemleri anlatan hikayelerde yazar bizden olan karakterlerin iç yaşamını güzel anlatmış kitapta.
EmineSuat Derviş · İthaki Yayınları · 201952 okunma

Yazar Hakkında

Suat DervişYazar · 36 kitap
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde gazeteciliğe başlayan Suat Derviş Hanım, ülkenin öncü gazetecilerinden biri ve döneminin en üretken yazarlarındandır.. Otuza yakın roman, pek çok hikaye, makale, eleştiri ve çeviriler yayımlanan Suat Derviş'in en bilinen eseri Fosforlu Cevriye'dir. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandır. Adı, toplumcu gerçekçilik ile birlikte anılır. Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci, ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusudur. Kadın hakları, demokrasi alanlarında mücadele etmiş bir aktivisttir. 1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu idi. Ailesi ona Hatice Suat adını koydu ancak Suat erkek ismi olduğundan kayıtlara Hatice Saadet olarak geçti. Babası, Darülfünun'un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa'nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş Bey, annesi Abdülmecid'in mabeyncilerinden Kamil Bey'in kızı Hesna Hanım'dır. Osmanlı'da Telefon İdaresi'nde çalışmaya başlayan ilk kadınlardan Hamiyet Hanım'ın kardeşidir. Çocukluk çağında evde özel eğitim görüp Fransızca ve Almanca öğrendi. Eğitimine Kadıköy Numune Rüştüyesi'ne, ardından Bilgi Yurdu'na devam etti. Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. Hezeyan başlıklı mensur şiirini, çocukluk arkadaşı Nazım Hikmet 1918'de Alemdar gazetesinin edebiyat ekine göndererek yayımlattı. Bu, onun yayımlanan ilk eseridir. Henüz çocuk yaşta olan Suat Derviş edebiyat dünyasına Mehmet Rauf tarafından 'hassas bir ruha sahip ve olgun bir müellifin habercisi" olarak tanıtıldı. Bu yıllarda Nazım Hikmet ile arkadaşlığının şairin ona duyduğu tek taraflı bir aşka dönüştüğü iddia edilir. Şair Nazım Hikmet, 1920'de Gölgesi adlı şiirini Suat Derviş'e ithafen yazmıştır. İlk eserleri Suat Derviş'in ilk romanı olan Kara Kitap 1921 yılında basıldı. Edebiyat dünyasında hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu eserde ölüme mahkum güzel ve hassas bir genç kızın son nefesine kadarki yaşama arzusunu belirten iç seslerini ve duygularını anlattı. 1923'de yazdığı Hiç Biri romanını, Ne Ses Ne bir Nefes (1923), Bir Buhran Gecesi (1924), Fatma'nın Günahı (1924), Gönül Gibi (1928) ve Latin harfleri ile yazdığı ilk eser olan Emine(1931) romanları izledi. Bu romanlarında İstanbul'un üst düzey yaşamından kesitler sundu; ilişkileri anlattı; kadının toplumsal konumunu özgürlük talebini irdeledi. 1925'te ilk hikayeleri Almanca'ya çevrildi. İlk gazetecilik deneyimleri Derviş, ilk romanı yayımlandığı sırada Alemdar gazetesinde çalışmaktaydı. 1922'de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Bey'le ilk röportajı Alemdar gazetesi için yaptı. Bir süre sonra Alemdar'dan ayrılıp İkdam'a geçti ve gazetede bir kadın sayfası hazırlayacak bu konuda öncü oldu. Berlin yılları 1927'da konservatuar eğitimi için kardeşi Hamiyet Hanım ile birlikte Almanya'ya gönderildi; Berlin'de Sternisches Konservatuvarı'nda piyano dersleri aldı. Bir süre sonra ailesinden habersiz Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Faşizmin yükselmesine tanıklık ettiği Almanya'da öğrenciliği sırasında gazete ve dergilerde çalıştı. Yazıları çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinden siyasi gazetelere kadar pek çok yayın organında yayımlandı. 1932'de babasının ölümü üzerine fakülteden mezun olmadan Türkiye'ye döndü. Yurda dönüş ve 1930'lu yıllar Yurda döndükten sonra Babıali'nin başarılı muhabirleri arasına girdi; İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara'da çıkan pek çok gazetede yazılar yayımladı. Bir yandan da roman tefrika etmeyi sürdürdü. Onu Bekliyorum (1934), Onları Ben Öldürdüm (1935), Baba Oğul (1936) romanları çeşitli gazetelerde tefrika edildi. Resimli Ay'da çalışmaya başlaması ile solcu basın dünyasına adım attı. 1936 yılında Son Posta gazetesinde çalışırken Montreeux Konferansı'nı izlemeye gitmesi ona yurtdışına giden ilk kadın gazeteci unvanını getirdi. 1936 yılından itibaren çalışmaya başladığı Tan gazetesinde kadın sorunlarına değindi ve dış siyaset olayları ile ilgili haberler yaptı. Bu gazetede çalıştığı dönemde Sovyetler Birliği'ne yaptığı gezi, düşünce dünyasını etkiledi. Dönüşünde yayımladığı röportaj dizisi, "kıpkızıl komünist" olarak damgalanmasına ve gazeteden ayrılmak zorunda kalmasına neden oldu. Gezinin yapıldığı 1937'de tefrika edilen Bu Roman Olan Şeylerin Romanı görüşlerindeki değişimi yansıtır. Gazetelerde nazizme, faşizmin yükselişine ve adaletsizliğe karşı yazılar yayımlarken romanlarında köşklerde yaşanan aşkları, yemek ziyafetleri ve davetleri yazmayı reddeden yazar, artık toplumcu- gerçekçi bir edebiyat anlayışına yönelmiştir. 1938'de Bir İstanbul Gecesi tefrika edildi, 1939'da "Hiç romanı yayımlandı. Politik yaşamı ve mahkumiyeti Suat Derviş'in sol görüşleri, kısa süren ilk üç evliliğinin (Seyfi Cenap Berksoy, Selami İzzet Sedes, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ile) ardından 1941 yılında Türkiye Komünist Partisi (TKP) genel sekreteri Reşat Fuat Baraner ile yaptığı evlilik ile pekişti. Baraner ve Derviş'i bir araya getiren, partinin talebi doğrultusunda çıkarttıkları "Yeni Edebiyat Dergisi" olmuştu. Çift, Türkiye'de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan dergiyi 15 Ekim 1940-15 Kasım 1941 arasında yirmialtı sayı yayımladı. Derviş, dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Hasan İzzettin Dinamo gibi genç yazar ve şairlerin tanınmasına yardımcı oldu. 1944'te Zeynep İçin romanını yazdı. Aynı yıl Biz Üç Kardeşiz, Fosforlu Cevriye, Çılgın Gibi' romanları gazetelerde tefrika edildi. "Niçin Sovyetler Birliğinin Dostuyum?" adlı incelemesinin 1944'te yayımlanmasından sonra gazeteci kimliği ile hiçbir yerde iş bulamayan Suat Derviş, gerçek ismi olan 'Hatice Saadet Baraner' yerine takma adla yazılar yazmaya başladı. Aynı yıl TKP Soruşturmaları ve tutuklamaları çerçevesinde eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklandı. Sorgu sırasında çocuğunu düşüren yazar, Reşat Fuat Baraner'i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi'ne katıldığı gerekçesiyle yargılandı, 8 ay tutuklu kaldı. Hapisten çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti.. Geçimini sağlamak için Almanca, İngilizce ve İtalyanca çeviriler ve editörlük yaptı. Tiyatro piyesleri ve radyo skeçleri yazdı. 1947'de "Büyük Ateş ", 1950'de "Yaprak Kıpırdamasın " romanları tefrika edildi. Paris yılları 1951'de tekrar tutuklanan eşinin 1953'de yargılanmaya başlaması üzerine kendisinin de tekrar tutuklanma olasılığına karşılık ülkeden ayrıldı; İsveç'teki ablasının yanına yerleşti. Avrupa'da çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı; kendisini yurtdışında tanıtacak kitapları kaleme aldı. Zeynep İçin romanını Ankara Mahpusu adıyla yeniden yazdı. Romanı, ablası Hamiyet Hanım Fransızca'ya çevirdi. 1957'de Le Prisonnier d'Ankara adıyla yayımlanan eser on sekiz dile çevrildi ve o kadar beğenildi ki eleştirmenler tarafından Ivo Andriç'in Drina Köprüsü'nden bile daha iyi bulundu. Daha önce yayınlatamadığı Çılgın Gibi eserini Fransızca'ya çevirdi. Eser, Les Ombres du Yali (Yalının Gölgesi) adıyla 1958'de yayımlandı. Yurda dönüşü Reşat Fuat Baraner'in hapisten çıkmasının ardından 1963 yılında Türkiye'ye döndü. Bu dönemde takma isimler roman ve hikayeler, çocuk masalları yazdı, tercümeler yaptı. Aksaray'dan Bir Perihan adlı romanı 1963'te Gece Postası'nda tefrika edildi. Fosforlu Cevriye, öğrenci ayaklanmaları ve sert isyanların zirveye ulaştığı 1968'de May Yayıncılık tarafından Ankara Mahpusu ile birlikte yayımlandı. Son yılları ve ölümü 1968 yılında eşini, 1970 yılında ise ablasını kaybetmesi onu derinden etkiledi. İki gözünde de ciddi sağlık sorunları çıkana kadar yazmaya devam etti. Moskova'da geçirdiği ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından arkadaşı Neriman Hikmet ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda görev aldı. Derneğin kapatılması üzerine yeniden yazarlığa ağırlık verdi. Sürekli göz altında tutulan Şişli'deki evini devrimci gençlere açıp onları gizledi. 1971'de evi basıldı, birçok solcu genci evinde sakladığı ortaya çıkınca tutuklandı. Ertesi sene Fosforlu Cevriye 'yi Gülriz Sururi için senaryoya dönüştürdükten kısa süre sonra şeker hastalığının vücudunda yarattığı tahribat sonucu hastaneye kaldırıldı. 23 Temmuz 1972'de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde hayatını kaybetti.