Hicret kokuyor:
Yastığım kırlangıç kanatlarının sesiyle dolu.
Sabah olacak
Ve bu su kâsesine
Hicret edecek gökyüzü.
Bu gece gitmeliyim.
Bu yöre halkıyla en açık pencereden konuşan ben
Bir harf işitmedim zaman cinsinden.
Hiçbir göz bakmıyordu yeryüzüne âşıkâne.
Bahçeyi görünce, çıkmadı cezbesine kapılan.
Ciddiye alan çıkmadı tarlada bir kargacığı.
Kimse yok;
Gel, çalalım yaşamı.
Bölelim sonra iki görüşme arasında.
Gel, birlikte anlayalım bir şeyler taşın halinden.
Gel, daha erken görelim her şeyi.
Bak, fıskiyenin göstergeleri havuz saatinin üstünde
Dönüştürüyor zamanı toza.
Gel, iri bir sözcük gibi suskunluğumun satırında.
Gel, erit avucumda aşkın nûrânî cürmünü.